Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/13699 E. 2012/24449 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/13699
Karar No
2012/24449
Karar Tarihi

... adına Av.... ile 1-... adına Av. ... 2-... 3-... 4-... 5-... adlarına Av. ... 6-... 7-... 8-... 9-... aralarındaki dava hakkında İzmir 7. İş Mahkemesinden verilen 29.06.2011 günlü ve 586/423 sayılı hükmün, temyizen incelenmesi ..., ... ve ... tarafından istenilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

1-Davalılardan ...'in 25.7.2011 günlü temyiz dilekçesinin harcının; nisbi harç yerine maktu harç yatırılmak suretiyle eksik yatırıldığı anlaşılmaktadır.

“Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434. maddesi ile ilgili 25.01.1985 gün ve 5/1 sayılı İçtihadi Birleştirme Kararı hükmü gereğince, temyiz isteği, dilekçenin temyiz defterine kaydettirildiği tarihte yapılmış sayılır ve temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Temyiz harç ve giderlerinin eksik ödenmiş veya hiç ödenmemiş olduğunun sonradan anlaşılmış bulunması halinde, karar veren Hakim tarafından yedi günlük kesin süre tanınarak, bu süre içerisinde tamamlanması veya ödenmesi, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı temyiz edene yöntemince ve yazılı olarak bildirilir. Ancak temyiz harcının mahkeme kalemince hesaplanıp temyiz edenden istendiği halde süresinde ödenmediği belgelendirilmiş ise temyiz isteğinin reddi gerekir.”

Davada ise, yukarıda sözü edilen yasa ve İçtihadı Birleştirme Kararı hükmüne aykırı olarak hükmü temyiz eden ... tarafından temyiz dilekçesinin verildiği sırada ve yasal temyiz süresi içerisinde gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenmemiş bulunmaktadır. Böyle olunca da, (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi gereğince) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun anılan maddesinde öngörülen prosedür işletildikten, şayet temyiz dilekçesinin reddi yönüne gidilirse ...'e tebliğ edilerek temyiz süresi geçtikten, temyizin süresinde yapıldığı sonucuna varıldığı takdirde doğrudan iade edilelidir.

2- Davalılardan ...'e gıyabi hükmün, nüfus kayıt sistemindeki adresleri dikkate alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmeğe çalışıldığı, ancak anılan hüküm gereği, adı geçenlere veya adreslerine kanunun gösterdiği usullere göre yapılmış bir tebliğ sonrası adresi değiştirme ve yeni adresi tebliğ yapan merciie bildirmeme durumunun oluşmadığı anlaşılmkala;

Gıyabi hükmün, 6099 sayılı Kanunla değişik Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine eklenen " “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklindeki düzenlemesinin de dikkate alınarak, aleyhine hüküm kurulan adı geçen davalıya yöntemince tebliğ edilerek, temyiz süresi geçtikten ve (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi gereğince) gerektiğinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra gönderilmek üzere dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, temyiz itirazlarının bu noksanlıklar giderilip dosya geldikten sonra incelenmesine 04.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/13699, K. 2012/24449, T. 04.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-13699-e-2012-24449-k-212cf55922df