Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/13099 E. 2012/22656 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/13099
Karar No
2012/22656
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :1054-872 Dava, askerlik borçlanmasına esas sürenin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, murisinin askerlik yaptığı 24.03.1963 ile 24.03.1965 tarihleri arasında kalan 730 günlük süreyi borçlanabileceğinin tespitini istemiş, Mahkemece Kurumdan bu konuda talepte bulunmadan dava açıldığından hukuki yarar bulunmadığına sonucuna varıldığı anlaşılmakta ise de bu karar yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.Zira; yargılama aşamasında askerlik borçlanması için talepte bulunulması üzerine, Kurum tarafından ayda 30 gün üzerinden borçlanma hakkı tanındığı, buna göre davacının eldeki davayı açmakta hukuki faydasının bulunduğu açıktır. Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun “Yaşlılık Sigortalılaran Borçlanabileceği Süreler” başlığını taşıyan 41’ıncı maddesinin (b) bendi olup, anılan düzenlemede; bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, er veya erbaş olarak silâh altında veya yedek subay okulunda geçen süreleri borçlanabileceği belirtilmiştir.Sosyal güvenlik mevzuatında; aylık prim ve hizmet belgelerinin düzenlenmesinde, itibari hizmet ve yıpranma payı gibi sürelerin belirlenmesinde tam yılın 360, ayın ise 30 gün olarak hesaplamada dikkate alınması gerektiğini içeren çeşitli hükümler yer almaktadır. Bu düzenlemelerin temelinde yatan düşünce, Kurum kayıtlarının tutulmasında ve oransal olarak hesaplanması gereken süreler açısından kolaylık ve tek düzelik sağlamaya yönelik olup, kanun koyucunun, Anayasa’nın 60’ıncı maddesi ile güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkının daraltılmasını/sınırlandırılmasını amaçlamadığı belirgindir. Borçlanma hakkı ise sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısına ilişkin elde edilecek kazanıma yönelik ayrık düzenleme niteliğindedir ve anlaşılacağı üzere; askerlikte geçirilen sürenin borçlanılması hak ve olanağı tanınmış olmasına karşın, gerek dayanak 40’ıncı maddenin (b) bendi içeriğinde, gerekse, Kanunun diğer maddelerinde, tahakkuk ettirilecek borçlanma tutarı hesaplamasında esas alınması gereken “yıl” ve “ay” karşılığı süre belirtilmediği gibi, anılan bentte askerlikte geçen sürenin tamamının borçlanılabileceğinin öngörülmüş olması ve ayrıca sosyal güvenlik hukukunda temel hakim ilke olarak yaşam alanı bulan “sigortalı yararına yorum” ilkesi göz önünde bulundurulduğunda, borçlanmaya esas alınması gereken sürenin; eylemli olarak (fiilen) askerlik yapılan dönemin ait olduğu yıl ve aylara ilişkin takvimsel değerlendirme yapılarak saptanması gerektiği, başka bir anlatımla, askerlik döneminin başlangıç tarihinden itibaren terhis gününe kadar geçen tüm fiili sürenin borçlanılabileceği kabul edilmelidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.10.2007 gün ve 2007/10-675 Esas, 2007/722 Karar sayılı ilâmında da aynı yaklaşım ve görüş benimsenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında, inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacının murisinin fiilen askerlik yaptığı süre belirlenerek askerlik borçlanmasına esas sürenin tespiti gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı avukatının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/13099, K. 2012/22656, T. 21.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-13099-e-2012-22656-k-ade1e21afa0c