Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/11865 E. 2012/21100 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/11865
Karar No
2012/21100
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1237-278 Dava, itirazın iptali, takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddine; 2-Kurum tarafından, trafik kazası sonucu yaralanan sigortalının tedavi gideri ve geçici iş göremezlik ödemesi nedeniyle oluşan zararın giderilmesi amacıyla,Kadıköy 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/6313 sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibi davalıların itirazı ile durmuş, itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkin iş bu davanın yargılaması neticesinde, davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından açılan davanın reddine hükmedilmiştir. Davacı, alacağın tahsili amacıyla icra takibinde bulunmuş, davalılar; borca ve icra dairesinin yetkisine itirazında, ikametgahları olan Giresun ve Beyoğlu İcra Daireleri'nin yetkili olduğunu ileri sürerek takibi durdurmuştur. İcra ve İflas Yasası'nın 50. maddesi, yetki sorununu düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrasında; yetki itirazının esas hakkında itirazla birlikte yapılacağı, tetkik merciinin önce yetki itirazını inceleyip kesin bir sonuca bağlayacağı belirtilmiştir. Bu madde hükmünün itirazın iptali davasında da uygulanacağının kabulü gerekir. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde açıkça "takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için merciiye müracaat etmek istemeyen alacaklı" denildiğine göre; alacaklıya, ya mahkemeye ya da merciiye müracaat imkanı bakımından bir tercih hakkı tanınmaktadır. Alacaklı tercihini mahkemeye müracaat şeklinde yapmışsa, artık mahkemenin, hem icra dairesinin yetkisine itirazı ve hem de borcun esasına ilişkin itirazı incelemesi gerekecektir. Bütün bu hususlar dikkate alınarak somut olay incelendiğinde; Kadıköy'de açılan İtirazın iptali davasında mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı incelemek suretiyle yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunup bulunmadığını saptaması ve daha sonra da kendisinin yetkili olup olmadığını belirlemesi gerekir. Mahkemece yapılan yargılamada, icra dairesinin yetkili olmadığının belirlenmiş olması kaşısında yetkili icra dairesinde yapılan icra takibi bulunmaması nedeniyle itirazın iptali davasının reddine karar vermesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından açılan davanın reddine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Hüküm fıkrasının 2. satırında yer alan “davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından” kelimelerinin silinerek, hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.11.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/11865, K. 2012/21100, T. 09.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-11865-e-2012-21100-k-5cd4ebed4807