Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2010/16049 E. 2012/7944 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/16049
Karar No
2012/7944
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :134-68 Dava; ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararlarının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflarca tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava; 19.10.2002 tarihinde davalının haksız fiili sonucu ölen ... sigortalısının, hak sahiplerine Kurumca bağlanan ölüm aylığının ilk peşin değeri ile ödenen cenaze yardımının, tahsili istemine ilişkin olup; Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; “üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de , söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir. Anılan madde kapsamında Bağ-Kur’a tanınan rücu hakkı halefiyet esasına dayanmayan, kanundan doğan bağımsız rücu hakkı niteliğindedir. 63. madde de “yapılan yardımların ilk peşin değeri için Kurum rücu eder” dendiğine göre yasanın buyurucu nitelikte olan bu hükmünün aksine, kural olarak ilk peşin değerin altında bir rücu alacağına hükmolunamaz. Ancak, suç sayılır eylemi saptanan üçüncü kişinin kusur oranı nedeniyle bir indirim yapılabilir. Davaya konu somut olayda, davalı ...'ın , sigortalı ...'ı kasten öldürmek suçundan eylemine uyan TCK.nun 81/1 maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığı ve hakkında tahrik hükümlerine ilişkin TCK.nun 29. maddesinin uygulanması sonucu cezasından indirim yapılarak neticede 15 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı ve kararının 20.4.2006 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Mahkemece; sigortalının haksız davranışı nedeniyle olaya sebebiyet verdiği, olayda sigortalının da kusurlu olduğu, bu hususun Borçlar Kanununun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimini de bağlar nitelikte kesinleşmiş maddi olgu halini aldığı, ceza davasındaki tahrik indirimi oranına göre, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, rücu alacağından da indirim yapılması gereği gözetilmekle beraber ,ceza davasında davalı (sanık) hakkında haksız tahrik hükümleri gereğince indirim yapılmış bulunması, bu haliyle davalının sorumlu olduğu tazminat tutarında Borçlar Kanununun 43. ve 44. maddeleri uyarınca % 55 oranında indirim yapılması gerekirken, %25 oranında indirim yapılarak davalının sorumluluğu belirlenmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3.maddesi yollamasıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 436. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. S O N U Ç : Hükmün birinci bendinde yer alan “20.642,83” rakamlarının silinerek yerine “12.385,71” rakamlarının yazılmasına, ikinci bendinde yer alan “20.597,83” TL rakamlarının silinerek yerine “12.358,70” rakamlarının yazılmasına, 4. paragrafında yazılan “1.114,71” rakamlarının silinerek yerine “735,71” rakamlarının yazılmasına, 6. paragrafında yer alan “2.364,00” TL rakamlarının silinerek yerine “1.483,05” rakamlarının yazılmasına ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, 03. 05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2010/16049, K. 2012/7944, T. 03.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2010-16049-e-2012-7944-k-6a4c5a61a865