Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2008/3746 E. 2009/15319 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2008/3746
Karar No
2009/15319
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : ... Dava, davacının 01.09.2002-15.06.2003, 01.09.2003-15.06.2004, 01.09.2004-15.06.2005 tarihleri arasında ... ... hizmetli olarak çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davacının ilköretim ... talep ettiği sürelerde çalışmış olduğunun tesbiti ile diğer davalılar ... Müd.,... yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. Hükmün, davalılardan ... Başkanlığı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, Arsin Kuzguncuk İlköğretim ... hizmetli olarak çalıştığının tesbitini talep etmiş ve mahkemece, davacının Kuzguncuk İlköğretim ... ... Başkanlığına bağlı olarak çalıştığının kabulüne karar verilmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79. madde olduğu kabul edilmelidir. Husumet, kamu düzeni ile ilgili olup, dava şartlarındandır ve mahkemece re'sen gözönünde tutulmalıdır. 3294 sayılı ... Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun 7. maddesinde belirtildiği üzere, mülki idare amirlerinin vakfın tabii başkanı olduğundan hareketle, taraf sıfatının ... Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına ait olduğunun kabulü ve temsilcide yanılma sebebi ile de, dava dilekçesinin vakfa tebliği gerekir. 506 sayılı Yasanın 2. maddesinde bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılmışlardır. Hizmet akdi, öğretide de kabul edildiği gibi iş görme, bağımlılık ve ücret unsurlarından oluşmaktadır. Burada söz konusu olan iş, ekonomik bakımdan iş olarak değerlendirilebilen her türlü çalışmayı ifade etmektedir. Çalışmaların geçtiği iddia edilen işyerleri Kamu kuruluşları olup, Kamu kuruluşlarında çalıştırılanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Dava dışı ... Yardımlaşma ve Dayanışma ... tarafından, vakıf bünyesinde, davacının işçi statüsünde çalışmaya başlamasına dair bir onay veya başlayış yazısı olmayıp, bordro üzerinden bir ücret verilmediğini ve ödeme yapılmadığını, vakıftan yardım talebi üzerine yardım yapıldığını bildirmiş ise de; tüm dosya kapsamından davacının vakıftan yardım aldığı hükme konu sürelerde davalı kamu kurumlarında çalıştığı, yaptığı çalışmaların iş görme ve bağımlılık unsurlarını içerdiği, zira, davacının bu kuruluşlarda iş gördüğü ve bunu söz konusu müdürlükler bünyesinde aldığı talimatlar doğrultusunda, yani, bağımlılık ilişkisi içinde gerçekleştirdiği, bu sırada vakfın, yapmış olduğu yardım karşılığında davacıyı adı geçen müdürlüklerde çalışmaya sevk ettiği görülmektedir. Gerçekte, vakfın anılan yardımı, bir ... yardım olup, karşılıksız olması gerekirken, dava konusu olayda; bu ödeme için bir karşılık mevcuttur. Bu halde, anılan ödemenin ... yardım niteliği ortadan kalkmakta ve davacının söz konusu çalışmalarının karşılığını oluşturmaktadır ki, bu durumda, bahse konu ödemeyi ücret olarak nitelendirmek mümkün olur. Bu durumda yapılacak değerlendirmede, vakfın, 4857 sayılı İş Kanununun 7.maddesinde düzenlenen geçici iş ilişkisi kavramı içerisinde, davacıyı davalı işyerlerine iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devrettiği, bu tür ilişkilerin üç kişinin yani işçi, onun iş akdiyle bağlı olduğu işveren ve bu işverenle geçici işçi sağlama sözleşmesi yapan diğer (geçici) işverenin iradeleriyle oluşan üçlü bir ilişkiye dayandığı, bu ilişkiye dayanılarak işçinin yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devredilebildiği, bu bağlamda, gerçek işverenin vakıf olduğu, işin görüldüğü yerin vakfa ait olmamasının bu durumu değiştirmeyeceği; anılan düzenlemede yer alan, “…Geçici iş ilişkisi altı ayı geçmemek üzere yazılı olarak yapılır, gerektiğinde en fazla iki defa yenilenebilir…” hükmü ile aynı maddede yer alan geçici iş ilişkisinin kurulabilmesi için, işçinin "devir sırasında yazılı rızasını alma” koşullarının bulunmamasının vakıf ile sigortalı arasında devam eden varsayımsal (farazi) bağımlılık sebebiyle sigortalılık haklarını etkilemeyeceği düşünülerek, davacının iş görme edimini başkasına sunmasının anılan bağımlılık ilişkisine zarar verebilecek yoğunluğa ulaşıp ulaşmadığı incelenmeli ve farazi bağımlılık ilişkisinin varlığını koruduğu sürece davacının vakıfa bağlı sigortalılığının süreceği gözetilmelidir. Bu durumda yapılacak iş; öncelikle ... Müdürlüğüne yöneltilen davada temsilcide yanılma olduğunun kabulü ile dava dilekçesinin ... Bakanlığına tebliği ve gösterecekleri deliller toplandıktan sonra yukarıdaki açıklamalarda gözetilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.. O hâlde, davalılardan ... Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2008/3746, K. 2009/15319, T. 12.10.2009, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2008-3746-e-2009-15319-k-6617b326b002