Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/13419 E. 2024/23837 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/13419
- Karar No
- 2024/23837
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 192/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 27.03.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/32460 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/59303 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/59303 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın incelemeye konu 16.03.2016 tarihli eylemi sebebiyle, Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2017 tarihli ve 2016/302 soruşturma, 2017/120 esas, 2017/88 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesince sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, Somut olayda, adı geçen sanığın evvelce 22.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi sebebiyle yapılan soruşturma evresi sonucunda Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28.11.2014 tarihli ve 2014/1669 soruşturma, 2014/6 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin erteleme süresi içerisinde 16.03.2016 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının 24.04.2017 tarihli ve 2017/462 soruşturma, 2017/30 sayılı kararı ile soruşturma evrakının eski kayıt olan 2016/302 soruşturma sayılı evrak ile birleştirilmesine karar verilmesini takiben, Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2017 tarihli ve 2016/302 soruşturma, 2017/120 esas, 2017/88 sayılı iddianamesi ile sanığın 22.09.2014 tarihli ilk eylemi yerine, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olan 16.03.2016 tarihli eylemi nedeniyle kamu davası açıldığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, inceleme konusu mahkûmiyet kararına konu 16.03.2016 tarihli eylemin, erteleme süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle aynı maddenin 4. fıkrası kapsamında 28.11.2014 tarihli erteleme kararının ihlali niteliğinde olduğu cihetle, eylemin müstakil bir suç oluşturmayacağı gözetilmeden, sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 22.09.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının 28.11.2014 tarihli ve 2014/1669 Soruşturma, 2014/6 sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 05.12.2014 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, şüphelinin yükümlülüklerine uygun davrandığı ve dosyanın infazen kapatıldığı, B. Şüphelinin 16.03.2016 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalandığı, erteleme kararının kaldırılarak Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2017 tarihli ve 2016/302 Soruşturma, 2017/120 Esas, 2017/88 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, iddianamede 16.03.2016 tarihli eylem nedeniyle cezalandırılmasının talep edildiği, C. Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 01.03.2018 tarihli ve 2017/140 Esas, 2018/44 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 191/1, 192/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Sanığın incelemeye konu 16.03.2016 tarihli eylemi nedeniyle, Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2017 tarihli ve 2016/302 Soruşturma, 2017/120 Esas, 2017/88 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesince sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçeli karar başlığında suç tarihi "22.09.2014" tarihi olarak gösterilmiş ise de, iddianamede 16.03.2016 tarihli eylemin dava konusu yapıldığı, yargılama aşamasında da sanığın 16.03.2016 tarihli eylemden savunmasının alındığı, 22.09.2014 tarihli eylemin dava konusu yapılmadığı anlaşılmıştır. Sanığın, evvelce 22.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle yapılan soruşturma sonunda Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28.11.2014 tarihli ve 2014/1669 Soruşturma, 2014/6 Karar sayılı kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesinleşmesini takiben, şüphelinin erteleme süresi içerisinde 16.03.2016 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının 24.04.2017 tarihli ve 2017/462 soruşturma, 2017/30 sayılı kararı ile soruşturma evrakının eski kayıt olan 2016/302 soruşturma sayılı evrak ile birleştirilmesine karar verilmesinden sonra, Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2017 tarihli ve 2016/302 Soruşturma, 2017/120 Esas, 2017/88 sayılı iddianamesi ile sanığın 22.09.2014 tarihli ilk eylemi yerine, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli niteliğinde olan 16.03.2016 tarihli eylemi nedeniyle kamu davası açıldığı anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, inceleme konusu mahkûmiyet kararına konu 16.03.2016 tarihli eylemin, erteleme süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle aynı maddenin 4. fıkrası kapsamında 28.11.2014 tarihli erteleme kararının ihlâli niteliğinde olduğu, eylemin müstakil bir suç oluşturmayacağı gözetilmeden, sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. E. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesinin 01.03.2018 tarihli ve 2017/140 Esas, 2018/44 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "Sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 22.09.2014 tarihli eylemden kamu davası açılması için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2024 tarihinde karar verildi.