Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/14927 E. 2024/41 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/14927
- Karar No
- 2024/41
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/785 E., 2017/968 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Düşme KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.11.2017 tarihli ve 2016/785 Esas, 2017/968 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "düşmesine" karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 02.01.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.09.2022 tarihli ve 2021/29296 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.11.2022 tarihli ve KYB-2022/125973 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.11.2022 tarihli ve KYB-2022/125973 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Sanığın 14.11.2015 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca 29.04.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, daha sonra sanığın yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle hakkında Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/785 Esas sayılı yargılama sonucunda, İstanbul 77.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1375 Esas, 2015/533 Karar sayılı kararı uyarınca verilen denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlendiği gerekçesiyle düşme kararı verilmiş ise de; İstanbul 77. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1375 Esas sayılı dosyasında sanık hakkında 13.01.2013 tarihli eylemi nedeniyle 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Sanık hakkında aynı suçtan verilen Bingöl 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2020 tarihli ve 2020/112 Esas, 2020/89 Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.10.2021 tarihli ve 2020/1522 Esas, 2021/1052 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, İstanbul 77.Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararın zorunlu olarak verilen bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olmadığı, bu durumda denetim süresi içerisinde işlenen suçtan dolayı ihlalden bahsedilemeyeceği, sanık hakkında yargılamaya devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi ve sanığın cezalandırılması halinde de İstanbul 77. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 14.11.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 29.04.2016 tarihli ve 2016/1956 Soruşturma, 2016/55 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye 05.05.2016 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek 30.05.2016 tarihinde tedbirin infazı için Bingöl Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Bingöl Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 07.11.2016 tarihli ve 2016/1956 Soruşturma, 2016/1146 Esas, 2016/906 sayılı iddianamesi ile Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 23.11.2017 tarihli ve 2016/785 Esas, 2017/968 Karar sayılı kararı ile, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Sanığın 14.11.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca 29.04.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, sanığın yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle hakkında açılan davada, Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli kararı ile, suçun İstanbul 77. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1375 Esas, 2015/533 Karar sayılı kararı ile verilen denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlendiği gerekçesiyle düşme kararı verilmiş ise de; İstanbul 77. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2015 tarihli ve 2014/1375 Esas, 2015/533 Karar sayılı kararının incelenmesinde; sanığın 13.01.2013 tarihinde işlediği aynı nitelikteki suç nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2013 tarihli ve 2013/14154 sayılı iddianamesi ile İstanbul 23. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, İstanbul 23.Sulh Ceza Mahkemesinin 16.05.2013 tarihli ve 2013/406 Esas, 2013/444 Karar sayılı kararı ile, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 10.09.2013 tarihinde kesinleştiği, sanığın tedbire uymadığının bildirilmesi üzerine İstanbul 77. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2015 tarihli ve 2014/1375 Esas, 2015/533 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 03.06.2015 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesinde, "(1) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur" şeklinde yer alan düzenleme karşısında, İstanbul 77. Asliye Ceza Mahkemesince 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yargılama yapılmış ve 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca değil 5271 sayılı Kanundaki genel hükümlere göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. İstanbul 77. Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararın zorunlu olarak verilen bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olmadığı, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının somut olayda uygulanamayacağı, sanık hakkında yargılamaya devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi ve sanığın cezalandırılması halinde de İstanbul 77. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, "kamu davasının düşmesine" karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup, sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen düşme kararından dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli ve 2016/785 Esas, 2017/968 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2024 tarihinde karar verildi.