Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/14385 E. 2023/10320 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2022/14385
Karar No
2023/10320
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARIBA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2017 tarihli ve 2017/314 Esas, 2017/788 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 11.01.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.08.2022 tarihli ve 2021/29822 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2022 tarihli ve KYB-2022/113333 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2022 tarihli ve KYB-2022/113333 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın 06/11/2013 tarihli eyleminden dolayı Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/11/2014 tarihli ve 2014/945 esas, 2014/376 sayılı kararının 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/8-a-son maddesi gereğince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu, bu kararın 25/12/2014 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten sonra sanığın incelemeye konu Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/314 esas sayılı dosyasındaki 01/06/2016 tarihli suçu işlediği, bu eylemin zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesi uyarınca ayrı soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağından, düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 01.06.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 08.08.2016 tarihli ve 2016/64667 soruşturma, 2016/1702 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 15.08.2016 tarihinde tebliğ edilerek infazı için 19.10.2016 tarihinde Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. İnfaz işlemleri devam ederken şüphelinin 05.02.2017 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 14.06.2017 tarihli ve 2016/64667 Soruşturma, 2017/17161 Esas, 2017/12809 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 07.12.2017 tarihli ve 2017/314 Esas, 2017/788 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 11.01.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2014 tarihli ve 2014/945 Esas, 2014/376 Karar sayılı kararının incelenmesinde; 1. Sanığın 06.11.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 24.01.2014 tarihli ve 2014/8644 Soruşturma, 2014/4089 Esas, 2014/1769 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2014 tarihli ve 2014/945 Esas, 2014/376 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kanuni zorunluluk nedeniyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 25.12.2014 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, 3. Kanun yararına bozma istemine konu Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/314 Esas, 2017/788 Karar sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine, dosyanın devredildiği Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2018/79 Esas, 2018/152 Karar sayılı kararı ile sanığın bu suçu Bakırköy (Kapatılan) 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/1265 sayılı kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlediği, bu nedenle ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verildiği, düşme kararının 14.03.2018 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği Anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan; "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." amir hükmü ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve dokuzuncu fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında; Somut olayda, sanık hakkında daha önceden Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2014 tarihli ve 2014/945 Esas, 2014/376 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 25.12.2014 tarihinde kesinleştiği, bu durumda incelemeye konu suç tarihinin 01.06.2016 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı ise de; Kanun yararına bozma istemine konu Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/314 Esas, 2017/788 Karar sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine, dosyanın devredildiği Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2018/79 Esas, 2018/152 Karar sayılı kararı ile sanığın bu suçu Bakırköy (Kapatılan) 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/1265 sayılı kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlediği, bu nedenle ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verildiği, düşme kararının 14.03.2018 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği dikkate alındığında, kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, mahkemenin mahkûmiyet kararının Kanun'a uygun olduğu anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/14385, K. 2023/10320, T. 30.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2022-14385-e-2023-10320-k-2902cbefec88