Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/20459 E. 2025/5293 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2020/20459
Karar No
2025/5293
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/179 E., 2016/202 K. SUÇ: Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : 1. Onama (Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında) 2. Bozma (Sanıklar ... ... ve ... hakkında) Aralarında bağlantı bulunması nedeniyle, Dairemizin 2023/16380 Esas sırasında kayıtlı bulunan Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2021 tarih, 2019/139 Esas ve 2021/85 Karar sayılı dosyası ile birlikte incelendi. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Sanık ... yönünden; suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan sanık hakkında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu alınmaması ya da alınmama gerekçesinin hükümde gösterilmemesi, sanığın 18 yaşını doldurmuş olması nedeniyle telafisi mümkün olmadığından tebliğnamenin bu konuya ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Sanık ... hakkında suç tarihinde 15-18 yaş aralığında olması sebebi ile tayin edilen cezalardan indirim uygulanırken hüküm fıkrasında Kanun maddesinin "5237 sayılı TCK'nın 31/3. maddesi" yerine "aynı Kanun'un 62. maddesi" olarak gösterilmesi, Mahkemesince düzeltilmesi mümkün maddi yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Gerekçeli kararda, suç tarihinin "13.12.2012, 21.12.2012, 24.12.2012 ve 16.01.2013 (sanıklar ... ve ... ... için), 04.10.2012 (sanık ... için) ve 06.12.2012 ve 10.12.2012 (sanık ... için) " yerine "30.10.2012" olarak yazılması, Mahkemesince düzeltilmesi mümkün maddi yazım hatası olarak kabul edilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Sanık ... hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 188/3, 4, 43. maddeleri uyarınca belirlenen cezadan, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi uyarınca indirim yapılması sonrasında, hapis cezasının "7 yıl 9 ay 22 gün" yerine "7 yıl 8 ay 22 gün" olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların eleştiriler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar müdafileri ile sanıklar ... ve ... ...'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, tebliğnameye sanıklar ..., ... ve ... yönünden uygun, sanık ... ... yönünden ise aykırı olarak hükümlerin ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Hükümden sonra, UYAP sistemi üzerinden MERNİS'ten alınarak dosyasına konulan nüfus kayıt örneğinde, sanığın 13.04.2024 tarihinde öldüğünün tespit edilmesi ve sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği sanığın ölümü nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, DÜŞMESİNE, C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; 1. 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, esaslı işlem olan Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı sanığın savunmasının alındığı 29.03.2016 tarihi ile karar tarihi olan 10.05.2016 tarihinde 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve 5271 sayılı CMK’nın 150. maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibariyle müdafii huzurunda beyanlarının alınması gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması, 2. Gerekçeli kararda, suç tarihinin "24.12.2012 ve 16.01.2013" yerine "30/10/2012" olarak yazılması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeksizin, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, D. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan sanık hakkında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu alınmaması ya da alınmama gerekçesinin hükümde gösterilmemesi, sanığın 18 yaşını doldurmuş olması nedeniyle telafisi mümkün olmadığından tebliğnamenin bu konuya ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1. Dosya ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; sanık hakkında 13.12.2012 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma eyleminden dolayı 12.04.2013 tarihli iddianame ile temyiz konusu bu davanın açıldığı; sanığın 04.01.2013 tarihinde işlediği eyleminden dolayı da 27.03.2013 tarihli iddianame ile dava açılarak Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2021 tarih, 2019/139 Esas ve 2021/85 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği ve bu hükmün de sanık ve müdafiince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2023/16380 Esas sırasında derdest olduğu anlaşılmakla; Her iki dosyanın suç tarihleri ve iddianame tarihlerine göre aralarında hukuki kesintinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, belirtilen davaların birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerinin tek suç, iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra, zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi durumunda; ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması, 2. Sanık hakkında suç tarihinde 15-18 yaş aralığında olması sebebi ile tayin edilen cezalardan indirim uygulanırken hüküm fıkrasında Kanun maddesinin "5237 sayılı TCK'nın 31/3. maddesi" yerine "aynı Kanun'un 62. maddesi" olarak gösterilmesi, 3. Gerekçeli kararda, suç tarihinin "13.12.2012" yerine "30/10/2012" olarak yazılması, Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/20459, K. 2025/5293, T. 07.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2020-20459-e-2025-5293-k-d957619f2c48