Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/5954 E. 2026/6440 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/5954
Karar No
2026/6440
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1403 E., 2026/1190 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/263 E., 2025/84 K.

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedelin tazmini istemine ilişkindir. Kadastro sırasında ... Mahallesi 2 44... parsel sayılı taşınmaz arsa vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiş olup daha sonra intikalle davalı adına tescil edildiği; ... Mahallesi 2 48... parsel sayılı taşınmaz tarla vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiş olup daha sonra intikalle davalı adına, 24.03.2023 tarihli satışla da dava dışı ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Davacılar vekili; müvekkillerinin üvey dayısı olan ve davalının babası olan ...in, babası ...'ın ölümünden sonra babasına ait arazileri gerçeğe aykırı beyanlarla 1952 yılında sadece kendi adına tapuladığını ve müvekkillerinin yasal mirasçısı olduğu ...de dahil olmak üzere bir çok mirasçının miras payını yok saydığını, tapulama tutanaklarındaki beyanların gerçeğe ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davaya konu ketmi verese işlemi bakımından zamanaşımı ve hak düşürücü süre bulunmadığını ileri sürerek ... Mahallesi 2 44... parsel ve 2 48... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptal edilerek hisseleri oranında tapuya tesciline, tescil talebi mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000,00 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davanın tüm maliklere karşı açılması gerekirken yalnızca müvekkili adına ikame edilmesinin yerinde olmadığını, tüm mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, müvekkilinin murisi adına yapılan kadastro işlemlerinin tarihinin 1952 yılı olduğu, huzurdaki davanın ise 72 yıl geçtikten sonra açılmış bulunduğunu, davanın esasa girilmeden hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek öncelikle hak düşürücü süre yönünden davanın reddini, esasa girmesi halinde esastan reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kadastro tutanaklarının her iki taşınmaz yönünden de 22.03.1952 tarihinde kesinleştiği, yasada belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacılardan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/5954, K. 2026/6440, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-5954-e-2026-6440-k-b6654a7d42ae