Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5724 E. 2026/4141 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5724
Karar No
2026/4141
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3113 E., 2025/1420 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/291 E., 2023/224 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili ve asıl davada davacılar vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R - Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis ve bedel istemlerine ilişkindir. Asıl ve birleştirilen davada davacılar; mirasbırakanları ......’ın 27 33... parsel sayılı taşınmazını davalı oğulları ..., ... ve ...’e ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiğini, temlikin kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise ve miras payları oranında bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

Asıl ve birleştirilen davada davalılar; murisin dava konusu taşınmazı ölünceye kadar bakma akdi ile kendilerine devrettiğini, babalarının 1980 yılında ölümünden bu yana murise baktıklarını, murisin 1993 yılında trafik kazası geçirdiğini ve bir çok fiziki zorluk yaşadığını, bu dönemde de murisin tüm tedavi, bakım ve ihtiyaçlarının kendileri tarafından karşılandığını, murisin amacının mal kaçırmak olmadığını, geride daha kıymetli taşınmazlarının kaldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleştirilen dava davacıları ile muris arasında husumeti gerektirir bir husus bulunmadığı, murisin genel sağlık durumunun bakıma muhtaç nitelikte olmadığı, murisin dava konusu taşınmazı sadece davalı üç erkek çocuğu arasında paylaştırdığı, ailenin genel durumu, muris ile aile arasındaki ilişkilerin gidişi birlikte değerlendirildiğinde temlikte amacın bakıp gözetme değil, bağış olduğu, davacı tarafça iddianın ispat edildiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Dairesince; davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması ve ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek dava varmış gibi hüküm kurularak tek vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve belirtilen hususlar düzeltilerek yeniden hüküm tesisi ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE.

Asıl davada davacılar vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosya kapsamından, dava konusu 12 parsel sayılı taşınmazın asıl dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen değerinin 1.480.000,00 TL olduğu, bu değer üzerinden davacılar ... ve ...’in 4/28’er miras paylarına isabet eden değerin ayrı ayrı 211.428,57'şer TL olup toplam dava değerinin 422.857,14 TL olduğu, bu değer üzerinden harcın ikmal edildiği, bu nedenle harcı ikmal edilen bu değer üzerinden davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi; öte yandan, harç kamu düzeni ile ilgili olup temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardan olduğundan 422.857,14 TL üzerinden karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken, hatalı değer üzerinden az vekalet ücreti ve harca karar verilmesi doğru değildir.

Ne var ki; anılan hususların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, asıl davada davacılar vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının; hüküm fıkrasının (C-II-1) numaralı bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine “Alınması gereken 28.885,37 TL harçtan, peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 11.002,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.882,55 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına” cümlesinin yazılması, hüküm fıkrasının (C-II-2) numaralı bendindeki "30.000,00 TL" ibaresinin hükümden çıkarılması, yerine "67.428,57 TL" ibaresinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harçların istek hâlinde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalılar ile asıl davada davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5724, K. 2026/4141, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5724-e-2026-4141-k-445db714852a