Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5415 E. 2026/944 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5415
Karar No
2026/944
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/917 E., 2024/1459 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Lapseki 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/299 E., 2022/14 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptali-tescil ve (davacı ... açısından terditli, diğer davacı açısından asıl olmak üzere) bedelin tahsili talebine ilişkindir.

Davacılar vekili; dava konusu taşınmazlarda davacıların paydaş olduğunu, dava dışı başka taşınmazlarla ilgili olarak bir emlakçı aracılığı ile iletişim kurulan davalılardan ...'a 12.06.2025 tarihinde vekalet verildiğini ve dava dışı taşınmaz paylarının satışının yapılıp satış bedellerini davacıların aldığını, bundan kaynaklanan güven sebebiyle dava konusu taşınmazların satışı için bu kez davalı ...'in oğlu olan davalı ...'a vekalet verildiğini, davalı vekil ...'in davacılara herhangi bir bilgi vermeden taşınmazlarda davacı ...'ye ait 1/64'er payları babası olan diğer davalıya, davacı ...'e ait 3/64'er payları ise dava dışı 3. kişilere 15.12.2017 tarihinde sattığını, müvekkillerine taşınmazların satışı konusunda bilgi verilmediği gibi satış bedelinin de ödenmediğini, davalıların baba ve oğul olup çıkar ve iş birliği içerisinde ve kötü niyetli olarak hareket ettiklerini ileri sürerek Lapseki ili, ... mahallesi 1 44... , 22, 23 parseller ile 35... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 126, 42, 318 parsellerde davacı ...'ya ait olan 1/64'er payın ... tarafından vekaletname ile babası ...'a satışı yapılan parsellerin tapusunun iptali ile müvekkilli ... adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline tazminat olarak ödenmesine, Lapseki ili, ... Mahallesi 1 44... , 22, 23 parseller ve 35... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 126, 42, 318 parsellerde davacı ...'ya ait 3/64'er payın dava tarihindeki gerçek değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili ...'ya tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacılar vekili 26.01.2021 tarihli ıslah dilekçesinde; dava dilekçesinde her ne kadar 35... parsel olarak yazılmış ise de dava konusu ettikleri taşınmazın 1 44... parsel olduğunu, yine dava dilekçesinde sehven 35... parsel olarak belirtilen taşınmazın ise gerçekte ...'na ait olup bu hususta maddi hata yapıldığını, 35... ve 92 parsellerde müvekkillerinden ...'ya ait olan ve davalı ... tarafından diğer davalı ...'a satış yoluyla temlik edilen 1/64 payın tapu kaydının iptali ile müvekkili ... adına tesciline karar verilmesi talep edilmiş ise de gelen tapu kayıtlarından ...'ya ait olan 1/64 payın dava dışı 3. kişi ... 'a satıldığının anlaşıldığını, bu nedenle 3. kişi adına tescil edilen bu taşınmazların bilirkişi raporuyla tespit edilen değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde 35... parsel olarak belirtilen taşınmazın 1 52... parsel sayılı taşınmaz olduğunu, bu taşınmazın tamamının ...'a satıldığını, bu nedenle bu taşınmaz yönünden her ne kadar ...'nın payı açısından tazminat talep edilmiş ise de tapunun müvekkilleri adına tescilini talep ettiklerini belirtmiştir.

Dava dilekçesi davalılar ... ve ...'a usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalılar iki haftalık yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, davalılar vekili 08.11.2018 tarihli beyan dilekçesinde davanın kötü niyetli olarak açıldığını, davacıların kendilerine miras kalan taşınmazların satımı için öncelikle müvekkili ...'a vekaletname verdiğini, daha sonra davacılardan ...'ye ait payların davalı ...'e, davacılardan ...'e ait payların ise dava dışı 3. kişilere satışı hususunda anlaştıklarını, bu çerçevede davalı ...'in oğlu olan davalı ... adına vekaletname düzenlendiğini, vekil ... tarafından da davacıların talimatı ve bilgisi doğrultusunda satışların gerçekleştiğini, davacılara satış bedelinin ödendiğini, taşınmazların emsal kabul edilebilecek bir değerle satın alındığını ve diğer 3.kişilere satıldığını, taşınmazlarda davacıların paylı mülkiyet sahibi olması nedeniyle dava dışı paydaşlar tarafından açılan ön alım davaları yüzünden müvekkillerinin zarara uğradığını, bu davaların satışın iradi olduğunu gösterdiğini, davacıların dava konusu taşınmazların değerinin oldukça artması nedeniyle kötüniyetli olarak davayı ikame ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği gibi müvekkili ...'ın başka taşınmazların da satımını yaptığını ve bedellerini davacılara ödediğini, davacı tarafın kendi beyanı ile taraflar arasında güven duygusu olduğunu belirttiğini, taraflar arasındaki güven ilişkisi nedeni ile taşınmazların bedellerini davacılara ödeyen müvekkilinin ödemelere ilişkin yazılı bir belge almadığını ancak dava konusu taşınmazların tüm bedellerinin davacılara tanıklar huzurunda ödendiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla satış bedellerinin davacılara ödendiğine dair davalıların iddiada bulunduğu fakat bu iddialarını senetle ispat edemediği, satışların davalılar arasında yapıldığı, satış bedellerinin gerçek değerlerinden düşük olduğu, davalıların baba-oğul oldukları, bu nedenle de iyi niyetli kabul edilmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı; dosyadaki mevcut delil durumuna göre tüm bu hususlar nazara alındığında vekil aracılığıyla yapılan temlikin vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirildiği gerekçesiyle davalı ... üzerinde bulunan taşınmazlar yönünden tapu iptali ve tescile, 3. kişilere satıldığı için tapu iptal ve tescilin mümkün olmadığı anlaşılan taşınmazlar yönünden tazminata, 35... parselin ve 35... parselin edinme sebeplerinin ve maliklerinin farklı olduğu, dava konusu ile ilgisi bulunmadığı anlaşılmakla bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalılar vekili; ... Bankası Lapseki Şubesinden davacılara 05.09.2014 tarihinde başlayıp 27.01.2017 tarihinde sona eren bir dizi ödeme yapıldığını ve bu ödemelerin dosyaya konu satışlar için olduğunu ileri sürmüşse de dosyaya konu satışların 15.12.2017 tarihinde yapıldığı, ödemelerin ise bu tarihten çok önceye ilişkin olduğu ve miktar itibari ile de dosyaya konu taşınmazlarla uyuşmadığı görüldüğünden bu iddianın yerinde olmadığı, davalılar vekili 12.06.2015 tarihli vekaletname ile satışı yapılan paylar için satış bedelinin ödendiğini belirtip 10.09.2015 tarihli vekaletname ile satışı yapılan paylar için ödeme yapılmadığının belirtilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürmüşse de farklı vekaletname ile farklı bir tarihte yapılan satışlar için satış bedelinin ödenip başka bir vekaletname ile başka bir tarihte yapılan satışlara ilişkin satış bedelinin ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olmadığı görüldüğünden, bu iddianın yerinde olmadığı, davalılar vekili reddine karar verilen taşınmazların değeri oranında nispi vekalet ücretinin lehlerine verilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de 35... parsel ve 35... parsel sayılı taşınmazların davalılar adına kayıtlı olmadığı ve dosyaya konu vekaletname kullanılarak satılmaması nedeni ile husumetten reddine karar verildiğinden, AAÜT'nin 7. maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalı vekil ...'ın, davacılara satış bedelini ödediğini ispatlayamadığı ve davalıların baba-oğul olmaları nedeni ile vekil davalı ...'ın babası olan davalı ...'e yaptığı satışlarda ...'in iyi niyetli 3. kişi olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne yönelik kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmediğinden reddine,

Ancak; her iki davacının ... Noterliğinin 10.09.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletnamesi ile davalı ...'ı vekil olarak tayin ettikleri ve vekil ...'ın, 15.12.2017 tarih ve ...24 yevmiye sayılı işlemle, dava konusu 1 44... , 22, 23, 42; 1 52... ; 35... , 2, 3, 4, 5, 7, 90, 91, 93, 94, 95, 96... parsel sayılı taşınmazlarda davacı ...'ya ait 1/64 payı, 35... ve 35... parsel sayılı taşınmazlarda ise 5/448 payı, yine 1 52... parsel sayılı taşınmazda davalı ...'ya 3/64 payı babası olan diğer davalı ...'a sattığı, davacı ...'in ise anılan taşınmazlardaki paylarının dava dışı 3. kişilere satıldığı, davalı ...'ın 1 52... ; 35... , 90... parsel sayılı taşınmazlarda dava konusu işlem ile satın aldığı paylara ek olarak dava dışı kişilerden satın aldığı payların da bulunduğu anlaşıldığından 1 52... ; 35... , 90... parsel sayılı taşınmazlarda iptal hükmü kurulurken davalının dava dışı kişilerden aldığı paylar dikkate alınmaksızın tapu kaydının tamamının iptaline karar verilmesi doğru değildir. Bunun yanında, dava konusu taşınmazlarda davalı ...'e ait olan payların doğrudan vekil ... tarafından dava dışı 3. kişilere temlik edildiği dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin 5 numaralı hüküm fıkrasında davalı ... lehine hükmedilen bedelin sadece davalı ...'tan alınmasına karar verilmesi gerekirken, müştereken ve müteselsilen davalılardan alınması da isabetsizdir.

Ne var ki anılan hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalılar vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının;

2 numaralı hüküm fıkrasının a, b, c, d, e, f, g, h, ı, i, j, k, l, m, p ve s bentlerine "davalı ...: ... oğlu'na ait" ibaresinden sonra gelmek üzere "temliken geçen 1/64 payının" ibaresinin eklenmesi

2 numaralı hüküm fıkrasının ö bendine "davalı ...: ... oğlu'na ait" ibaresinden sonra gelmek üzere "temliken geçen 3/64 payının" ibaresinin eklenmesi;

2 numaralı hüküm fıkrasının n bendine "davalı ...: ... oğlu'na ait" ibaresinden sonra gelmek üzere " temliken geçen 5/448 payının" ibaresinin eklenmesi;

Davalı ... lehine tesis edilen 5 numaralı hüküm fıkrasında "miras payı" ibaresinin çıkartılarak yerine "payı oranında" ibaresinin yazılması ve aynı hükümde "davalılardan müştereken ve müteselsilen" ibaresi çıkartılarak yerine "davalı ...'tan" ibaresinin eklenmesi suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5415, K. 2026/944, T. 11.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-5415-e-2026-944-k-ed5c385436af