Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3676 E. 2025/2988 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3676
- Karar No
- 2025/2988
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyize konu edilen kararın dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin duruşma isteminin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Van ili, Başkale ilçesi, ... köyünde bulunan 110 ada 25 ve 26, 108 ada 6 ve 85, 107 ada 24, 41, 42, 43, 44 ve 61, 113 ada 53, 112 ada 136 parsel sayılı taşınmazların davacının ailesinden intikalen 100 yıldan fazladır malik sıfatıyla davacının zilyetliğinde bulunduğunu ancak kadastro çalışmaları sırasında davalı Hazine adına kaydedildiğini ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığının ve davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davaya konu taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Mera Kanunu’nun 21. maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davaya konu taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağını, TMK'nın 713. ve Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşmediğini, davaya konu taşınmazların Köy Tüzel Kişiliği adına tescil edilmesi gereken yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, taşınmazların ... adına tescilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazların kadastro tespitine davacı tarafından itiraz edildiği ve Başkale Kadastro Mahkemesinin 2009/491 Esas, 2014/227 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, verilen kararın onanarak kesinleştiği, anılan dava ile eldeki davanın tarafları ve dava konusunun aynı olduğu, bu nedenle kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının askı ilan süresi içerisinde davacı tarafından Başkale Madastro Mahkemesinin 2009/491 Esas sayılı dosyası ile dava konusu taşınmazların kendine ait olduğu iddiası ve tescil istemi ile Hazine aleyhine kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesi sonunda onanarak 18.04.2016 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle davalı Hazine yönünden kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dava dilekçesinde Van Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumet yöneltildiği ve yargılama sırasında Başkale Belediye Başkanlığının davaya dahil edildiği ancak bu davalıların anılan dava dosyasında davalı olmadıkları, taşınmazlarda kayıt maliki de olmadıkları gözetilmeksizin hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulü ile hükmün kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davalı Hazine yönünden davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine, davalılar ... ve ... yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bir asır boyunca davacı tarafından kullanılan taşınmazların kendisinden habersizce Hazine adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazların öncesi itibariyle tapusuz yerlerden olduğu belirtildiği halde Mahkemece toprak tevzi çalışmalarına esas belirtmelik ve tablendikatif kayıtları eksiksiz biçimde getirtilmek suretiyle taşınmazların hangi tapu kaydına dayalı olarak tespit edildiğinin belirlenmediğini, kayıtların mahallinde usulünce uygulanmadığını, zilyetlik yönünden araştırma yapılmadığını, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğini, davacı ile aynı durumda olan kardeşlerinin kadastro çalışmaları sonucunda komşu parsellerin tapularını aldıklarını, bu tapuların temyiz dilekçesi ekinde sunulduğunu, Hazine adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu. davacının Anayasal hakkı olan mülkiyet hakkının yok sayıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 12 parça taşınmazın 2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit edildiği, kadastro tutanaklarında Hazine tapularının oluştuğu tarihten itibaren taşınmazların davacı ve dava dışı muhtelif şahısların işgalinde olduğunun belirtildiği, askı ilan süresi içerisinde 07.12.2009 tarihinde davacı tarafından davaya konu taşınmazların tamamı hakkında kendisine ait olduğu iddiasıyla Hazine aleyhine açılan dava sonucunda Başkale Kadastro Mahkemesinin 2009/491 Esas, 2014/227 Karar sayılı ve 24.03.2014 tarihli kararıyla davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline karar verildiği, kararın onanarak 18.04.2016 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 02.04.2018 tarihinde Hazine yanında il ve ilçe belediyeleri aleyhine açıldığı anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.