Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/1848 E. 2026/869 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1848
- Karar No
- 2026/869
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/171 E., 2023/427 K.
Mahkeme kararı davalılar ..., ..., ... vekili tarafından duruşma istemli; davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davacı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, asıl davada; mirasbırakan babası ...’ün maliki olduğu 303, 3 82... parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğlu ...’ya satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini; birleştirilen davada ise mirasbırakanı ...’in maliki olduğu 59, 60, 64, 66... sayılı parsellerdeki 45/1536’şar, 63 sayılı parseldeki 141/1536, 69... sayılı parsellerdeki 9/256’şar, 76, 83... sayılı parsellerdeki 96/1536’şar, 70... sayılı parsellerdeki 410/1536’şar, 326 sayılı parseldeki 10/11 52... ve 303 sayılı parsellerdeki 1/16’şar paylarını 07.03.2005 tarihinde davalı oğlu ...’ya, ...’nın 15.01.2010 tarihinde diğer davalı ...’a, ...’ın da 25.02.2011 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle devrettiğini, ...’in 59 sayılı parseldeki 1/89 payını davalı ...’e ve 1/267 payını da davalı ... ’e satış yoluyla temlik ettiğini, yapılan tüm devirlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek taşınmazlarda devre konu payların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir. Davacı vekili, 14.05.2012 tarihli dilekçesi ile; davalı ...’nın 326 sayılı parselin ifrazından oluşan 346 sayılı parseldeki payını 17.03.2008 tarihinde ...’e muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek ...’in davaya dahil edilmesini istemiştir.
Davalı ..., asıl davaya yönelik; 303 sayılı parseli bedelini mirasbırakana ödeyerek devir aldığını, muvazaa bulunmadığını, diğer dava konusu 3 82... sayılı parselleri ise üçüncü kişilerden aldığını, mirasbırakan ile bir ilgisinin bulunmadığını bildirmiştir.
Davalılar ... ve ...; dava konusu taşınmazları tapu kaydına güvenerek ve iyiniyetli olarak satın aldıklarını, kazanımlarının korunması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ... ; usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında iyiniyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu beyan ederek hakkındaki davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı ..., usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermediği gibi duruşmaları da takip etmemiştir.
Dahili davalı ..., herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, asıl davada dava konusu 3 82... sayılı parseller yönünden mirasbırakanla bir ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, 303 sayılı parsel yönünden ise iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne; birleştirilen davada dava konusu 67, 69, 72... sayılı parsellerin dava dışı kişiler adına kayıtlı olması nedeniyle anılan parseller yönünden davanın reddine, diğer dava konusu taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılardan ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "...dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, mirasbırakan tarafından davalı ...’ya yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, davalılar ..., ..., ... ve ... ’in de iyiniyetli sayılamayacağı, kaldı ki dava konusu 59 sayılı parselde pay temlik alan ... ve ... ’in temyize gelmediği (ek kararı temyiz etmedikleri) gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar ..., ... ve ... vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine... Eldeki davada, çok sayıda taşınmazın dava konusu edildiği, bir kısım taşınmazlarda ifraz yapıldığı ve pay temlikleri ile davalıların pay oranlarının değiştiği gözetildiğinde sağlıklı ve infaza elverişli bir hüküm kurulabilmesi için mirasbırakan tarafından temlik edilen ve dava konusu edilen taşınmazların hangi oranda davalılar adına halihazırda kayıtlı olduğu saptanarak davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekmektedir. Ne var ki, kabul kapsamına alınan paylar yönünden tereddüt hasıl olmuştur. Dava konusu taşınmazların son tapu kayıtları getirtilerek mirasbırakan ...’den muvazaalı temlik nedeniyle davalılara intikal eden payların tespiti, gerekirse bilirkişi kurulundan bu hususta rapor alınması, mülkiyet hakkının ihlal edilmemesi için dava konusu taşınmazlarda davacı ...’nin miras payının davalılara hangi oranda yansıdığının aydınlatılması sonucunda bir karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, davalıların payının bulunmadığı 353 parsel sayılı taşınmazın iptal ve tescile konu edilmesi yerinde olmadığı gibi hükmün 13. bendinde 346 sayılı parsele ilişkin kurulan hükümde ... ’a intikal eden pay yönünden iptal ve tescile karar verilmiş ise de eldeki davada ... isimli bir davalının bulunmadığının gözetilmemesi de hatalıdır..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl davada dava konusu 3 82... parseller yönünden mirasbırakanla ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, 303 parsel yönünden muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne; birleştirilen davada dava konusu 67, 69, 72... parseller yönünden davalıların kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu 303 parsel yönünden asıl davada karar verildiğinden birleştirilen davada yeniden karar verilmesine yer olmadığına, diğer dava konusu 59, 352 (301 parselin ifrazından oluşan), 355 (301 parselin ifrazından oluşan), 84, 64, 63, 60, 83, 66, 70, 71, 346 (326 parselin ifrazından oluşan) ve 345 (326 parselin ifrazından oluşan) parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere mirasbırakan tarafından davalı oğlu ...’ya yapılan temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, diğer davalılar ..., ..., ... ve ... ’in de edinimlerinde iyiniyetli sayılamayacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar ..., ..., ... ve ... 'in işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalılar ..., ..., ... ve ... 'in diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; bozma ilamına uyulmakla davanın tarafları yararına usuli kazanılmış hak oluşacağı gibi, mahkemeye de bozma ilamı doğrultusunda işlem yapma ve bozma ilamında işaret edilen hususları eksiksiz yerine getirme zorunluluğu doğar.
Bununla birlikte, kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesine göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Ne var ki, hükmüne uyulan bozma ilamında izlenmesi gereken yol açıkça gösterildiği halde Mahkemece, bozma kararının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Somut olayda; önceki bozma kararında da belirtildiği üzere mirasbırakan tarafından temlik edilen dava konusu taşınmazlarda (ya da gittilerinde) temliken geçen payların davalılara hangi oranda yansıdığı tespit edilerek bu paylar üzerinden davacının miras payı (1/12) oranında iptal-tescile karar verilmesi gerektiği kuşkusuz olup Mahkemece bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazlarda mirasbırakan tarafından yapılan temlik sonucu davalılar adına yansıyan pay oranları belirlendiği halde Mahkemece tespit edilen bu paylar üzerinden iptal-tescile karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davalılar uhdesinde bırakılması gereken paylar üzerinden iptal-tescile karar verilmiş olması doğru değildir.
Diğer yandan, kabul kapsamına alınan dava konusu 66 parsel sayılı taşınmazda davalı ... ve davalı ... adına da temliken geçen pay olduğu halde Mahkemece, anılan taşınmazda sadece davalı ... yönünden hatalı pay üzerinden karar verildiği, davalı ... adına olan pay yönünden ise olumlu-olumsuz karar verilmediği gibi dava konusu 359 (301 parselden ifrazen oluşan) parsel sayılı taşınmaz hakkında da olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmadığı, öte yandan dava konusu 346 parselde (326 parselden ifrazen oluşan) davalı ... adına olan payların mirasbırakandan temliken gelmediği, davalı ...'in taşınmazdaki payını dava dışı 3. kişilerden edindiği halde Mahkemece anılan taşınmaz yönünden davalı ... adına kayıtlı payın kabul kapsamına alınmış olması da isabetsizdir.
Hâl böyle olunca, yukarıda değinilen hususlara dikkat edilmek suretiyle belirtilen hataların düzeltilmesi ve HMK'nın 297. maddesine uygun biçimde infazda tereddüt oluşturmayacak biçimde yeni bir karar verilmesi için hüküm bozulmalıdır.
Davalı ...'nın ve davalılar ..., ... ve ... vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Davalı taraf duruşmaya gelmediğinden duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.