Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/4015 E. 2024/5984 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4015
Karar No
2024/5984
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2991 E., 2023/504 K. HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/48 E., 2019/231 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, Türk Medeni Kanunu'nun 713/2. maddesi gereğince tescil ile önalım davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; çekişmeli bir kısım payları davalılar adına kayıtlı 123 (öncesi 102) parselin 144 hektar büyüklüğünde olup kayıt maliki ve müştereklerinden harici satış senetleriyle bir kısım bölümlerinin satın alındığını, akabinde zilyetliğinin ardı ardına satışlarla müvekkilleri tarafından devralındığını, halen nizalı bölümlerinin vekil edenleri zilyetliğinde olduğunu, eklemeli zilyetliğin 70 yılı aştığını, taşınmaz üzerinde 1400 hane olduğunu, zeminde bulunan evlerin kayıt malikleri ile fiili kullanıcılarının farklı olduğunu, taşınmazın kadastro tespitine itiraz üzerine Kadastro Mahkemesinin 1966/1553 Esas sayılı dosyasıyla davanın görüldüğünü, fakat müvekkillerine taşınmazı devreden zilyetlerin o tarihlerde zilyetlik sürelerinin 10 yılı doldurmadığı gerekçesiyle dayanak kayıt malikleri adına sicil oluşturulduğunu, söz konusu dosyada gerek kayıt maliklerinin beyanlarından gerekse yapılan araştırmalardan gerçek zilyetlerin tespit edildiğini, bilahare harici senetlerle satışların devam ettiğini, vekil edenlerinin eklemeli zilyet olduğunu, taşınmazın kayıt malikleri veya mirasçıları tarafından kullanılmadığı gibi, zilyetliklerine de müdahale edilmediğini, kayıt maliki mirasçılarının tapuda adlarına intikal sağlayarak paylarını tapuda davalılara sattıklarını, toplam 1400 haneden oluşan mahallin belediye hizmetlerinden yararlandığını, vergilerinin ödendiğini, zilyetliğin kesintisiz 1951 yılından tapuda davalılara intikal tarihi 2004 yılına kadar sürdüğü ve halen devam ettiğini belirterek tapu iptali ve tescilini; Öte yandan kayıt maliklerinin ölümünden sonra TMK'nın 713/2. maddesindeki sürenin fazlasıyla dolduğunu açıklayarak nizalı taşınmazın davalılar üzerindeki tapu kayıtlarının TMK 713/2 maddesine göre iptali ile vekil edenlerinin zilyetliğinde bulunan kısımların adlarına tesciline karar verilmesini; Bu talepleri kabul edilmediği takdirde davacıların öncelikle alım hakları olduğundan kullanımlarının tespiti ile önalım hakları nedeniyle adlarına tescile karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı .....Endüstri Gayrimenkul Sanayi ve Ticaret A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davacının dayanağı zilyetlik devir senetlerinin hukuki değeri bulunmadığını, tespite itirazların 1966/1533 Esas ve 1991/270 Karar sayılı ilamla 14.10.1996 tarihinde kesinleştiğini ve hükmen kayıt oluştuğunu, hak düşürücü sürenin dolduğunu, TMK'nın 713/2. maddesindeki "ölmüş" sözcüğünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, kaldı ki somut olayda hükmen tescil tarihi ile iptal kararının verildiği tarih arasında süre koşulunun oluşmadığını, davalı şirketin taşınmazın çekişmeli payını kayıt maliki mirasçılarından tapu kaydına güven ilkesi gereğince satın aldığını, TMK'nın 1023. maddesine göre edinimlerinin korunması gerektiğini, nizalı taşınmazın birçok kayıt maliki olduğu halde davanın bir kısım paydaşa açılmasının isabetsiz bulunduğunu, davacının paydaş olmaması nedeniyle önalım hakkı olmadığı gibi, önalım süresinin de dolduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... ve .... Uluslararası Nakliyat Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş vekili cevap dilekçesinde; tespit öncesi neden bakımından hak düşürücü sürenin dolduğunu, tespit sonrası zilyetlik bakımından ise nizalı parselin tescil kararının kesinleştiği tarihten TMK'nın 713/2. maddesindeki "ölüm" nedeninin Anayasa Mahkemesince iptal edilerek yürürlüğün durdurulması kararı verildiği tarihe kadar geçen sürenin 20 yıldan az olduğunu, malikin tapu kütüğünden anlaşıldığını, şufa hakkının hissedarlara tanınan bir hak olduğunu, davalı ...'ın dava konusu parselde ilk hissesini 25.10.2011 tarihinde, diğer davalı ... Uluslarası Nakliyat Turizm Ticaret ve San A.Ş nin de 27.08.2013 tarihinde satın aldığını, her iki satış üzerinden de iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda Mahkemece, tespit öncesi sebepler bakımından nizalı parselin tespitinin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar hak düşürücü sürenin dolduğu, tapulu taşınmazların devrinin resmi şekle tabi olduğu, TMK'nın 713/2. maddesinde yazılı ölüm nedenine ilişkin talep bakımından anılan maddedeki ölmüş sözcüğünün Anayasa Mahkemesince 17.03.2011 tarihinde 2009/58 Esas 2011/52 Karar sayılı kararla iptal edildiği ve tespitin kesinleştiği tarihle iptal tarihi arasında yirmi yıllık sürenin dolmadığı, önalım hakkının taşınmazın paydaşı olunması halinde kullanılabileceği gerekçesiyle haricen satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescile yönelik davanın esastan reddine, şufa nedenine dayalı terditli davanın ise aktif husumet yokluğu ve hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; terditli dava açıldığını, müvekkillerinden tapuda hak sahibi olanların bulunduğunu, davanın araştırma yapılmadan hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddedildiğini, davada tespit öncesinin yanı sıra tespitten sonra kesinleşmeden önce yapılan harici satış sözleşmelerinin ve eklemeli 50-60 yıllık zilyetliğin de ileri sürüldüğünü, tespit tarihi ile kesinleşme tarihi arasında yapılan zilyetlik senetlerine değer verilmesi gerektiğini, mahallinde keşif yapılmadığını, zilyetlik olgusunun ispatı için tanıkların dinlenmediğini, vergi kayıtlarının incelenmediğini, TMK'nın 713/2. maddesi koşullarının Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesi gerçekleştiğini, davacının bayiinden devralınan zilyetliğin devam ettirildiğini, nizalı taşınmazın zeminde 1000 hanelik köy olduğunu, mevcut evlerin ve taşınmaz bölümlerinin maliki ile zilyetlerinin farklı olduğunu, kentsel dönüşüm yapan Sakarya Belediyesi kararına ilişkin Sakarya 2.İdare Mahkemesinin 2017/153 Esas sayılı dosyasıyla yürütmenin durdurulması kararı verildiğini ve İdare Mahkemesi tarafından kentsel dönüşümün iptal edildiğini, davalı şirketin bir kısım köy sakininin işbirliğiyle durumu bilerek satın aldığını, köyün sorunu araştırılmadan, harici satışları ve eklemeli zilyetlikleri değerlendirilmeden karar verildiğini, kararla 60-70 yıldır oturulan evlerinin kaybedileceğini, zilyetliğin taşınmazın tespite itiraz dosyası kapsamıyla da sabit olduğunu, hükmen kayıt maliki olanların köyde hiç oturmadıklarını, duruma mirasçılarının da itirazı olmadığı ve bildikleri halde devir yapıldığını, davalıların kötü niyetli olduğunu, kayıt maliklerinin ölümünden itibaren 40-50 yıl geçtiğini belirterek istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu parsele ait tutanağın 14.10.1996 tarihinde hükmen kesinleştiği, incelenmekte olan eldeki davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 24.03.2017 tarihinde açıldığı, anılan maddedeki 10 yıllık hak düşürücü süre olumsuz dava koşulu olup tüm def’i ve itirazlardan önce nazara alınacağı, tespit öncesi nedene dayalı davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, tespit tarihi ile kesinleşme tarihi arasındaki hukuki sebepler bakımından hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün değil ise de somut olayda nizalı taşınmaz öncesi itibariyle tapulu olup tapulu taşınmazların devri resmi şekle tabi bulunduğundan söz konusu tarihlerde yapıldığı iddia olunan harici senetlere de hukuki değer atfetme olasılığının bulunmadığı, davacı tarafın TMK'nın 713/2. maddesinde düzenlenen ölüm nedenine ilişkin itirazlarına gelince; nizalı parselin öncesi 102 parselin 14.10.1996 tarihinde hükmen oluşumundan davada dayanılan 713/2. maddesi ölüm nedeninin Anayasa Mahkemesi tarafından yürürlüğünün durdurulduğu 17.03.2011 tarihine kadar kazanmayı sağlayan süre dolmadığına göre her ne kadar davacı taraf, önalım hukuki nedeniyle de iptal ve tescil isteğinde bulunmuş ise de davacının önalım için öngörülen hakdüşürücü süre geçtiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrarla kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; kadastro öncesi ve sonrası nedene ve önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 706, 713/1 ve 713/2. 732. maddeleri; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesi; 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26.maddesi; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Kadastro çalışmaları sonucunda Sakarya ili, .... ilçesi, ..... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 123 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 102 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 14.10.1996 tarihinde hükmen kesinleşmiştir. 2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; özellikle eldeki davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğine, her ne kadar davacı tarafından önalım hakkı talep edilmiş ise de tapuda malik olan davacılar yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği, diğer davacıların dava konusu taşınmazda paydaş olmaması nedeniyle TMK’nın 732. maddesi kapsamında önalım hakkının bulunmadığının anlaşılmasına, öte yandan TMK’nın 713/2. maddesinde belirlenen koşulların somut olayda oluşmadığının tespit edilmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/4015, K. 2024/5984, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2023-4015-e-2024-5984-k-a17adcbc06b2