Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/3491 E. 2024/4748 K.
Konu: Tapu İptali - Tescil Ve Tenkis
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3491
- Karar No
- 2024/4748
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali - Tescil Ve Tenkis
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1348 E., 2023/857 K. HÜKÜM/KARAR : Asıl ve Birleştirilen Dava Kabul / Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/185 E., 2022/163 K. Taraflar arasındaki tapu iptali - tescil ve tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı; mirasbırakanları ...'nin maliki olduğu 2280 ada 3 ve 2249 ada 14 parsel sayılı taşınmazlarını satış göstermek suretiyle davalı oğluna devrettiğini, yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemiştir. Birleştirilen davada davacı; mirasbırakan anneleri ...'nin maliki olduğu 555 ada 4 parsel sayılı taşınmazını satış göstermek suretiyle davalı oğluna temlik ettiğini, yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı; iddiaların doğru olmadığını, taşınmazların gerçek sahibinin kendisi olduğunu, davacı tarafın da bunu bildiğini, Almanya' da işlerinin yoğun olması nedeni ile bedeli kendisinin ödemesine karşın taşınmazın mirasbırakan üzerine yapıldığını, daha sonra bedeli ödenerek mirasbırakandan geri alındığını, mirasbırakanın 1990 yılı itibariyle hiç bir yerde çalışmadığını, 1994 yılında ise emekli olduğunu, davalının Almanya'daki çalışmalarının karşılığı olan kazancını annesine vererek taşınmazları satın aldığını, mal kaçırma kastının bulunmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur. Birleştirilen davada davalı; iddianın doğru olmadığını, taşınmazı mirasbırakandan bedeli karşılığında satın aldığını, muvazaanın davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, mirasbırakanın taşınmazı alacak kadar bir çalışmasının olmadığını, başından sonuna kadar davalının mirasbırakana baktığını, Western Union üzerinden mirasbırakana para havaleleri dahi gerçekleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve 2018/185 Esas, 2022/163 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın 16.07.2017 tarihinde öldüğü, tarafların mirasbırakanın çocukları olduğu, mirasbırakanın dava konusu taşınmazlar haricinde İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde arsa niteliğinde bir malvarlığının bulunduğu, hayatta iken bir dönem Almanya'da ikamet ettiği, 2016-2017 yıllarında Türkiye'ye döndüğü, Almanya'da olduğu dönemde davalı ile birlikte yaşadığı, Türkiye'de bulunduğu dönemlerde ise dava konusu devredilen taşınmaz üzerindeki bina içerisindeki dairede ikamet ettiği, diğer dairelerden de kiralamak sureti ile gelir elde ettiği, ayrıca emekli maaşının da bulunduğu, taşınmazların satış bedeline ilişkin herhangi bir ödeme veya para alışverişi bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, tüm tanık anlatımlarına göre murisin ekonomik güçlük içerisinde olmadığının anlaşıldığı, taşınmazın devir tarihindeki gerçek bedeli ile resmi senetteki bedeli arasında bilirkişi raporuna göre fahiş fark olduğu, celp edilen Bakırköy 4.İcra Müdürlüğünün 2000/3374 Esas sayılı icra takibinin incelenmesinde; mirasbırakan tarafından davacının eski eşi ... aleyhine 23.08.2000 tarihinde 1998-2000 yıllarına ait dönemler için ecrimisil alacağının tahsili amacıyla takip başlatıldığı, yine celp edilen Bağcılar 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/910 Esas, 2007/175 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; mirasbırakan tarafından, davacının eski eşi ... hakkında açılan müdahalenin meni ve ecrimisil talepli davanın görüldüğü, bu dava tarihinin 09.09.2002 olduğu, her ne kadar davalı, taşınmazların Almanya'daki çalışmaları sonucu satın alındığını ancak mirasbırakan adına tescil edilmiş olduğunu savunmuş ise de Bağcılar 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/910 Esas sayılı dosyasında dinlenilen mirasbırakanın tanığı ...'ın "taşınmazın kaba haline ...'nin ağabeyi ... tarafından getirildiğini, ...'nin parası ile oturulur hale getirildiğini, ...'nin de parası ile bu hale getirildiğini" beyan ettiği, Bakırköy 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/431 Esas sayılı dosyasında da davacı ... ile o dönem eşi olan ... tarafından mirasbırakan ... aleyhine tescil talepli 03.06.2003 tarihli dava ikame edildiği, bu nedenle dava konusu taşınmazların mirasbırakan tarafından davalıya devir edildiği tarihlerde mirasbırakan ile davacı arasında derdest davaların bulunup aralarında ihtilaf vuku bulduğu, mirasbırakanın dava konusu dairelerden kira gelirlerinin bulunduğu, maddi durumunun iyi olduğu, kira geliri elde ettiği taşınmazları davalı oğluna satmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, taşınmaz satışına ihtiyacının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her iki davanın kanıtlanmadığını , taşınmazların devirden önce de müvekkiline ait olduğunu, mirasbırakanın hiçbir yerde çalışmadığını, ödemelerin davalı tarafından yapıldığını, tanıkların bu hususları doğruladığını, iddianın genişletildiğini, Mahkemenin, davalının onayı olmamasına karşın bu hususu dikkate aldığını, mirasbırakanın başka malvarlığı olduğunu, değerler arasındaki farkın muvazaanın kanıtı olamayacağını, davalının mirasbırakana baktığını, taşınmazların minnet duygusuyla devredildiğini, tanıkların ödemeyi doğruladığını, para gönderilmesine ilişkin Western Union hesap hareketlerinin celpedilmediğini, mirasbırakanın 30 yıl Almanya'da davalının yanında kaldığı ve davalı tarafından bakıldığının dosyada sabit olduğunu, davalının alım gücünün olduğunu, davacı tanıklarının beyanlarının çelişkili olduğunu, birleştirilen dava yönünden davacı tanıklarının beyanının bulunmadığını, mahkeme kararının her iki taşınmaz yönünde gerekçesiz olduğunu, her bir taşınmaz yönünden delillerin toplanarak tartışılmadığını, davacının ceza dosyasında taşınmazların davalıya ait olduğunu kabul ettiğini, tanıkların ödemeyi doğruladığını, hüküm ile deliller arasında bağlantı olmadığını, davalı savunmasının somut tanık anlatımlarıyla kanıtlandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.05.2023 tarihli ve 2022/1348 Esas, 2023/857 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarını yineleyip verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis; birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İBK, Türk Medeni Kanun'un 706., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması HMK'nın 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1938 doğumlu mirasbırakan ...'ın 16.07.2017 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızı ... ile davalı oğlu ...'ın kaldıkları, murisin, adına kayıtlı 2249 ada 14 parsel sayılı taşınmazdaki 68/104 payı ile 2280 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 16/112 payını 27.08.2001 tarihli satış işlemi ile, 555 ada 4 parsel sayılı taşınmazını ise 14.10.2003 tarihli satış işlemi ile davalı oğluna temlik ettiği anlaşılmaktadır. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.