Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2022/6112 E. 2024/2084 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6112
Karar No
2024/2084
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/163 E., 2022/117 K. HÜKÜM : Kabul Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; ... köyünde bulunan 154 ada 72 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında tespiti yapılan taşınmaz bir bütün olduğu halde miktar fazlası denilerek taşınmazın iki parsele bölündüğünü ve dava konusu 154 ada 99 parsel sayılı taşınmazın tarla vasıflı olarak Maliye Hazinesi adına tespit gördüğünü, oysa ki taşınmazların kendisi ve kök mirasbırakanları tarafından 70-80 yılı aşkın bir zamandır nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını ve tarım arazisi olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemece; davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.03.2015 tarihli ve 2014/13556 Esas, 2015/2909 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmaza dayanak tapu kaydının iktisap sebeplerini de gösterecek şekilde tesisinden itibaren tedavüllerinin getirtilmediği, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların kadastro tutanak ve dayanak kayıtları ile tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tedavülleri ile birlikte getirtilerek uygulanmadığı, ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın üzerinde işlenen ve işlenmeyen kısımlar bulunduğu belirtildiği halde imar-ihyanın gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun tartışılmadığı, eksik ve yetersiz araştırmaya dayanılarak karar verilemeyeceğine değinilerek bahsedilen kayıtların getirtilmesi, bundan sonra mahallinde yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılması, dava konusu taşınmaza dayanak tapu kaydının, yerel bilirkişiler yardımı ve fen bilirkişi aracılığı ile zemine uygulanması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanının tanınması, tapu uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi beyanının komşu parsellerin tutanak içerikleri ve malikleri ile denetlenmesi, oluşumuna esas harita, plan veya kroki bulunduğunun saptanması halinde ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20 nci maddesinde düzenlenen ilkeler doğrultusunda mahalline uygulanarak yöntemince kapsamının tayin edilmesi, bu şekilde kaydın kapsamı belirlenerek fen bilirkişisine davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamını ve sınırlarını ayrıntılı olarak gösterecek şekilde, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı harita düzenlettirilmesi, raporda ziraat bilirkişinin belirttiği işlenen ve işlenmeyen olarak belirtilen kısımların fen bilirkişi raporunda gösterilmesi, ziraatçi bilirkişinden bilimsel verilere dayalı, önceki zirai bilirkişi raporunu da irdeleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Davacı tarafın karar düzeltme isteği ise Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince reddedilmiştir. 3. Mahkemenin 26.05.2022 tarihli ve 2016/163 Esas, 2022/117 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu 154 ada 99 parselin komşu 154 ada 72 parsel sayılı taşınmazla uzun zamandır bir bütün olarak kullanıldığı, tesis tarihi olan 1990 yılına kadar 20 yıllık nizasız ve fasılasız zilyetlik şartının davacı lehine oluştuğu, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; vekalet ücretinin aleyhe bozma yasağının kapsamında olmadığını, karar tarihindeki AAÜT'ye göre belirlenmesi gerektiğini, vekalet ücreti bakımından hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, kadastro çalışmaları sonucu, ... ada 99 parsel sayılı, 4.500,00 metrekare yüz ölçümlü, tarla vasıflı taşınmazın dava dışı 154 ada 72 parselin miktar fazları olarak davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. 2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin ve davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 346,90 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13 üncü maddesinin j bendi gereğince davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/6112, K. 2024/2084, T. 13.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2022-6112-e-2024-2084-k-a4f1d7cd2bd4