Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2009/5050 E. 2012/2809 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/5050
- Karar No
- 2012/2809
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Öldürmeye teşebbüs etmek, suç üstlenme, iftira, 6136 sayılı Yasaya aykırılık HÜKÜM : Sanıkların atılı suçlardan beraatlerine ilişkin TÜRK MİLLETİ ADINA Sanık ...'un adının gerekçeli karar başlığında "..." olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Cumhuriyet Savcısı 'nın temyiz isteminin sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs ve 6136 Sayılı Yasaya Muhalefet, sanık ... hakkında iftira ve sanık ... hakkında suç üstlenme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik ve sanıklar aleyhine olduğu kabul edilerek temyiz incelemesi yapılmıştır. A-) Sanık ... yönünden kurulan beraat hükmünün incelenmesinde; Sanık ...'in yargılamanın hiçbir aşamasında yeminli tanık olarak dinlenmediği, soruşturma aşamasında sanığın şüpheli sıfatıyla ifadesinin alındığı, soruşturma sürecinde söylediklerinin, savunma hakkı ile sınırlı bulunduğu dolayısı ile sanığın diğer sanık ...'u suçlamasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirildiğinden, sanık ... hakkında elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan Cumhuriyet Savcısı'nın suçun sübutuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itiraztarının reddiyle, hükmün, kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğundan üyeler ... ve ... Yeşil'in suçun sübutuna yönelik karşı oyu ve oy çokluğu ile tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA) , B-) Sanık ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde; Mağdur ...'in 19.08.2007 ve 04.11.2007 tarihli kolluk ifadelerinde; .../... kendisini silahla sanık ...'in yaraladığını beyan ettiği, 04.11.2007 tarihli yüzleştirme tutanağında; sanık ...'u teşhis etmeyip kendisini vuranın sanık ... olduğunu tekrarladığı, yine 16.01.2008 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığı ifadesinde de; kendisini yaralayanın sanık ... olduğundan ... olduğunu ve sanık ...'un suçu üstüne aldığını ve yalan söylediğini beyan ettiği, olayın hemen ardından beyanı alınan tanık ...'ın da mağdura sanık ...'in ateş ettiğini söylemiş olması karşısında; sanık ...'in, tabanca ile mağdur ...'e iki kez ateş ederek, sağ klavikula ve sağ kürek kemiği bölgelerinden, pnömotoraksa ve sağ köprücük kemiğindeki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisi orta (3) derecede etkileyecek ve yaşamsal tehlike geçirecek şekilde yaralayarak öldürmeye teşebbüs ettiğinin, sanık ...'nun da suçu kendisinin işlediğini kabul ederek suçu üstlendiğinin anlaşılmasına rağmen suçların sübutunun kabulü yerine mağdur ... ve tanık ...'nin sanığı suçtan kurtarmaya yönelik çelişkili ve kovuşturma aşamasında değişen beyanlarına itibar edilerek, sanık ...'in öldürmeye teşebbüs ve 6136 Sayılı Yasaya Muhalefet suçlarından, sanık ...'un ise suç üstlenmek suçundan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş olup, Cumhuriyet Savcısı'nın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, sanık ... hakkında kasten insan öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet suçlarından, sanık ... hakkında suç üstlenme suçundan kurulan beraat hükümlerinin tebliğnamedeki düşünce hilafına (BOZULMASINA), 11/04/2012 gününde oybirliği ile karar verildi. KARŞI OY Sanık ...'in mağdur ...'e tabanca ile iki kez ateş ederek yaşamsal tehlike oluşturacak şekilde yaralayıp adam öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği; şartla tahliyesi geri alınma durumu oluşan sanığı cezadan kurtarmak amacıyla, sanık ... tarafından suçunun üstlenildiği; sanık ...'in ise ...'un suçu işlediğini bildiği halde onu bu eylem nedeniyle adli merciler önünde suçladığı olayda, sayın çoğunlukla oluşa ilişkin görüş farkı bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu iftira suçunun savunma dokunulmazlığı içinde mütala edilip edilmeyeceğidir. Sanık ... “öldürmeye teşebbüs” suçunun şüphelisi değildir. Nitekim hakkında iftira suçundan dava açılmıştır. Şüpheli sıfatıyla savunma yaptığı farz edilse bile, şüphelinin susma, yalan söyleme, suçu kabul etmeme adil yargılama ilkesinin bir sonucu olarak savunma dokunulmazlığı içinde değerlendirilecektir. Ancak hangi saikle olursa olsun suçu işlemediğini bildirdiği birisine suç isnat etmek savunma hakkı içinde değerlendirilemez. Nitekim TCK 267.madde gerekçesinde; “Başlatılmış olan hukuk ve ceza mahkemesi sürecinde davanın tarafı, sanık veya tanık konumundaki kişilerde bulundukları beyanla iftira suçunu işleyebilirler” Öğretide ise; iftira suçunun, 765 sayılı TCK'nun 486.maddesinde düzenlenen hakaret suçunda olduğu gibi savunma dokunulmazlığı içinde mütala edilemeyeceği dolayısıyla suçun oluşacağı belirtilmiştir. ( Sahir Erman, Hakaret ve Sövme Cürümleri İstanbul 1950.baskı s.212, Nur Centel Ceza Muhakemesi Hukuku İstanbul 1984 baskı s.64.65, Önder s.299, Erem-Toroslu s.202, Erem II.c S.1522) Prof Dr ...'e göre; Adli makam önünde sanık veya tanık sıfatıyla sorguya çekilirken suçsuz olduğunu bildiği kişiye suç isnad etmek iftira suçunu oluşturur. ..., ..., Yenidünya; şüpheli veya sanık CMK 147 madde ve diğer hükümlere göre kendine verilen tüm savunma hakları kullanıldıktan sonra, isnattan kurtulmak için masum bir kimseye suç yükleme yoluna gitmişse, savunma dokunulmazlığı sınırlarını aştığı için iftira suçundan sorumlu tutulmalıdır. Görüşleri ileri sürülmüştür. Aynı zamanda mağdur konumunda olan bu suçu üstlenen sanık ...'un rızası suçun oluşumunu engellemez. Zira iftira suçunda ihlal edilen hukuki değer sadece “ masum bir şahsın şeref, haysiyeti veya hürriyeti olmayıp aynı zamanda maddi gerçeği tespit edip gerçek faili cezalandırmakla yükümlü olan adli makamlardır. Nitekim suç “ Adliyeye karşı suç” altında düzenlenmiştir. O halde ilgililerden biri olan mağdur sanığın rızası hukuka uygunluk nedeni de kabul edilmez. Bu nedenlerle iftira suçu oluştuğu halde beraat hükmün kurulması yasaya aykırı görüldüğünden hükmün bozulması gerektiği için sayın çokluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.11/04/2012