İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/298 E. 2023/136 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/298
Karar No
2023/136
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/298 Esas - 2023/136 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/298 Esas KARAR NO : 2023/136 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/07/2021 KARAR TARİHİ : 02/02/2023 KARARIN YAZ. TARİH : 23/02/2023 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesini özetle; Müvekkili aleyhine Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkiline borç yüklendiğini ve haciz baskısı ile zorla ödettirildiğini, hesabın bekleme süresine uyulmadan ve hesapta bulunan 11.300 TL'den tahsil edilmeden hesabın usulsüz olarak kat edildiğini, müvekkiline ait döviz hesabının banka tarafından habersiz bir şekilde TL'ye çevrildiğini, dövizin hangi kurdan bozulduğunun bilinmediğini, bankanın müvekkilinden iletişim bedeli altında birden fazla 1.000 TL ve üzerinde tutar tahsil edildiğini ve borç hesaplarına yansıtıldığını bu nedenle, müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı, ileride artırılmak üzere şimdilik 1.000 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdatına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın süresinde açılmadığını ve usulden reddinin gerektiğini, davacının dava konusu kredi sözleşmesine müteselsil kefil olduğunu ve o dönem asıl borçlu şirketin ortağı olduğunu, asıl borçlunun sözleşme hükümlerine aykırılığı nedeniyle hesabın kat edildiğini, davacı ile borç ödenmesi konusunda taahhütname imzalandığını ve borcun taksitler halinde ödendiğini, davacının borçlu olmadığı iddialarının kabul edilemeyeceğini, davacının kötü niyetli olduğunu beyanla, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi ekinde, ihtarname, kredi sözleşmesi ve vekaletname sunulmuştur. Davacı vekili 08/11/2021 tarihli cevap dilekçesini sunmuştur. Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyası uyap sisteminden dosyamız arasına alınmıştır. Dosyanın Samsun 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/... Esas 2021/... Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilerek mahkememiz 2022/298 Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili arabuluculuk tutanak aslını sunmuştur. Samsun İcra Dairesine, davalı bankaya, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına yazılan müzekkerelere cevap verilmiştir. Bankacı bilirkişiden 18/08/2022 havale tarihli rapor aldırılmıştır. Davalı vekili 11/08/2022 tarihli dilekçesi ile banka kayıtlarını sunmuştur. Davalı vekili 18/11/2022 tarihli dilekçesi ekinde, mahkememizce istenilen evrakları sunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, takip sebebi ile yapılan fazla ödemelerin iadesine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından, davacının davalı banka ile dava dışı .... Arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerine müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu, şirket ortağı olması da nazara alındığında kefaletinin geçerli olduğu, borcun ödenmemesi nedeni ile davalı bankanın hesabı kat ederek Samsun İcra Dairesi'nin 2019/... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçtiği, ödeme emrinin bizzat icra dairesinde 15/10/2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının aynı tarihli dilekçesi ile ödeme emrine itiraz süresi içerisinde borcu kabul ettiği ve sürelerden feragat ettiği, imzalanan icra taahhüdü kapsamında ödemeler yaptığı, yaptığı ödemelerin fazla olduğunun anlaşılması üzerine eldeki istirdat talepli davayı açtığı anlaşılmıştır. 2004 sayılı İİK'nın 72/7. maddesine göre; kendisine karşı başlatılan bir takipte borçlu alacaklıya karşı menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı bir yıl içinde istirdat davası açabilir. Bu süre, hak düşürücü süre niteliğindedir ve mahkemece re'sen gözetilir. Bir yıllık dava açma süresi, borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yani, borçlunun bu parayı doğrudan doğruya alacaklıya veya icra dairesine ödediği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp bedelinin icra dairesine ödendiği tarihte, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlar. Borç, takside bağlanmış ise süre son taksitin ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar (Bkz: Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, 2013, s. 395 vd.). Eldeki davada davalı vekilince sunulan 18/11/2022 tarihli beyan dilekçesi ekindeki belgelerden borcun en son 12/02/2021 tarihinde ödendiği, eldeki davanın 05/07/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmış olup hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte İİK'nun 72.maddesine dayalı istirdat/geri alma davalarında iadesi talep edilen ödemenin icra tehdidi altında yapılmış olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı yanın icra dairesinde tebliğ aldığı ödeme emrine aynı gün içerisinde sürelerden feragat ederek borcu kabul ettiğine ilişkin beyanda bulunduğu, yaptığı ödemelere ihtirazı kayıt koymadığı görülmüştür. Buna göre borçlunun henüz itiraz etme imkanı bulunduğu bir dönemde yaptığı ödeme, cebri icra tehdidi altında yapılmış bir ödeme kabul edilmeyecektir (Bkz; Yargıtay 19. HD'nin 2014/1141 Esas, 2014/15224 Karar sayılı ilamı, Kuru, Baki; İcra İflas Hukuku El Kitabı, 2013, s.394). Uyuşmazlık kapsamında talebin sebepsiz zenginleşme kapsamında kalıp kalmayacağının da tartışılması gerekmektedir. Zira maddi vakaları bildirmek tarafların, hukuki nitelendirme mahkemenin sorumluluğundadır. Gerek doktrinde gerekse uygulamada ödeme emrine süresi içerisinde itiraz edilmeksizin ödeme yapılmış olan borçlunun İİK'nun 72.maddesine göre istirdat davası açamayacağı ancak 6098 sayılı TBK'nın 77. maddesi çerçevesinde sebepsiz zenginleşme davası açabileceğinin ileri sürüldüğü görülmüştür (Bkz; Kuru, Baki; İcra İflas Hukuku El Kitabı, 2013, s.394; İzmir BAM 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/2363 Esas, 2021/36 Karar sayılı ilamı). Mahkememizce bu çerçevede eksik hususların giderilmesi amacıyla banka kayıtları, genel kredi sözleşmeleri, hesap hareketleri dosya arasına alınmış, dosya bir bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 17/08/2022 tarihli raporda özetle; dava dışı asıl borçluya tahsis edilen kredi ödemelerinin süresinde yapılmaması üzerine yapılandırma yapıldığı, yapılandırma kapsamında da ilk taksidin ödenmediği, hesabın 18/04/2018 tarihinde kat edildiği, asıl borçlu ile davacıya 24/04/2018 tarihinde tebligat yapıldığı, 26/04/2018 tarihinde temerrüdün oluştuğu, takipte talep edilen akdi faiz oranı ile temerrüt faiz oranlarının TCMB'ye bildirilen faiz oranlarının altında kaldığı ve sözleşmeye uygun olduğu, hesaplamanın taleple bağlı kalınarak yapıldığı, davalı bankanın esas aldığı USD kuru ve ödeme tarihindeki TCMB USD kuru üzerinden hesaplama yapıldığında 5.663,56 TL fark ile dövizin çevrildiği, neticede takip tarihi itibariyle asıl borçlu ile davacının davalı bankaya 182.761,34 TL borçlu olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Rapor taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekilince, borcun tamamen inkar edilmediği belirtilerek davacıdan kesilen iletim bedellerinin dikkate alınmadığı, çevrilen döviz tahsilatının ana paraya değil gelecek taksitlere mahsup edilmesinin hatalı olduğu, davacının bu nedenle zarara uğradığı, eldeki dosyanın istirdat davası olduğunun bildirildiği görülmüştür. Davalı banka ile asıl borçlu arasında imzalanan ve davacının kefil olduğu kredi sözleşmelerinin "Borcun Muacceliyeti" başlıklı 21. maddelerinde açıkça, geri ödeme planı ihlal edildiğinde, herhangi bir ihtara veya ihbara gerek kalmaksızın ödenmeyen taksit miktarı ile kalan ana para borcunun toplamının asıl alacağı oluşturacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Buna göre davacı yanın 90 günlük bekleme süresine uyulmadığı ve yapılan tahsilatların gelecek taksitlere mahsup edilmesinin hatalı olduğu iddialarına itibar edilememiştir. Davacı yanın diğer itirazlarına gelince; dosya arasına kazandırılan genel kredi sözleşmeleri, hesap dökümleri, TCMB'nın 05/12/2022 tarihli cevabi yazısı, bilirkişi raporu, tarafların itiraz ve beyanları ile tüm dosya kapsamı nazara alınarak, iletişim bedelleri kesilen banka hesabının ve USD döviz hesabının ayrı tüzel kişiliği haiz dava dışı asıl borçlu şirkete ait olduğu, davacın yanın bu kesintilere ilişkin talepte bulunamayacağı, dava dışı asıl borçlu ile davacı kefilin takip tarihi itibariyle bilirkişi hesabına göre 200.970,04 TL borçlu olduğu, davalı bankanın ihtiyati haciz masrafları dahil 182.761,34 TL üzerinden takip başlattığı, dövizin çevrilmesi sırasında oluşan 5.663,56 TL'lik farkın asıl borç ve takip miktarı nazara alındığında fazla tahsilat yapılmasına sebebiyet vermediği, davacı vekilinin 13/09/2022 tarihli itiraz dilekçesinde talebinin açıkça özel hüküm niteliğinde olan istirdata dayandırdığını bildirdiği (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/... Esas, 2017/3930 Karar sayılı ilamı), davacının icra tehdidi altında ödeme yapmadığı anlaşıldığı gibi, bizzat davacı tarafından fazla ödeme yapıldığı hususunun da ispat edilemediği anlaşılmış, davanın reddine karar verilmiştir. Davadan önceki zorunlu arabuluculuk sürecinde davalının arabuluculuk toplantılarına bir mazeret bildirmeksizin katılmadığı ve arabuluculuk faaliyetinin bu sebeple sona erdiği görülmüş, 6325 sayılı kanunun 18/A-11 maddesi gereği Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücreti ile yargılama giderlerinin tamamı davalıya tahmil edilmiş, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90 TL karar ilam harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye karar ilam harcı olan 120,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 59,30 TL başvurma harcı ile 59,30 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 680-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Zorunlu arabuluculuk görüşmesine katılmadığı anlaşılan davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davacı tarafın sarf ettiği 1.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 72,25 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.072,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine, 8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde, müracaat etmeleri halinde kalemde, müracaat etmemeleri halinde dosyaya hesap numarası bildirmiş ise hesaba aktarmak sureti ile, hesap numarası da bildirilmemiş ise masrafı gider avansından karşılanmak sureti ile PTT vasıtasıyla adreste ödemeli olarak taraflara iadesine, Dair, davacı asil ile vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usülen anlatıldı.02/02/2023 Katip ¸ Hakim ¸ Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır.

Atıf: Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/298, K. 2023/136, T. 02.02.2023, www.arakarar.com/karar/samsun-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-298-e-2023-136-k-acfbbc74ba62