İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/191 E. 2018/402 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/191
- Karar No
- 2018/402
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/191 Esas - 2018/402 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/191 KARAR NO : 2018/402 HAKİM :... KATİP :... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/03/2017 KARAR TARİHİ : 31/05/2018 KAR.YAZ.TARİHİ : 11/06/2018 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 22/02/2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı şirket ile aralarındaki alışveriş sebebiyle 04/06/2015 tarih 239,95 TL bedelli, 18/05/2015 tarih 431,66 TL bedelli, 25/03/2015 tarih 856,64 TL bedelli, 19/11/2014 tarih 30,21 TL bedelli, 27/102014 tarih 518,73 TL bedelli 5 adet fatura düzenlendiğini, davalı şirketin söz konusu faturalara ilişkin borçlarını ödememesi üzerine haklarında Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/183436 Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalı borçlunun borçlarının olmadığı gerekçesiyle itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın iptali ile borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından usulune uygun tebligata rağmen cevap verilmemiştir. Toplanan deliller, delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Davacı vekili dava dilekçesi ekinde faturalar ve cari hesap ekstrelerinin onaylı suretlerini sunmuştur. Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/183436 Esas sayılı dosyası celb edilmiştir. Dosya 26/09/2017 tarihli celse 6 nolu ara karar gereği tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapmak üzere mali müşavir bilirkişi ...'e tevdi edilmiş, bilirkişi 17/03/2018 tarihli raporunu sunmuştur. Dava faturaya dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Tüm dosya kapsamından davacı tarafından davalılar aleyhine Samsun 9.İcra Müdürlüğünün 2016/183436 sayılı dosyası ile 14/11/2016 tarihinde faturalara dayalı olarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 19/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresi içerisinde 25/11/2016 tarihinde alacaklı şirkete borçlarının bulunmadığından bahisle borca, faize, faiz oranına ve borcun tüm fer'ilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, dosyada itirazın alacaklıya tebliğ edildiğine dair bilgi veya belgeye rastlanmadığı anlaşılmakla davacı tarafın takibin devamını sağlamak için süresi içinde bu davayı açtığı kabul edilmiştir. Eldeki davada uyuşmazlık konusu dava konusu faturalardan dolayı davalının davalıya borçlu olup olmadığı borçlu ise miktarı noktasında toplanmaktadır. İcra takibinin dayanağının 239,95TL, 518,73TL, 431,66TL, 30,21TL, 856,64TL bedelli faturalar olduğu görülmektedir. Davacı taraf, bu faturaların davalı şirket çalışanı tarafından imzalandığını ve mal tesliminin kişiye yapıldığını, faturaların irsaliyeli olduğunu ileri sürmekte ise de irsaliyeli fatura sunulmadığı gibi sunulan faturalardan fatura konusu malların kime teslim edildiği faturaların incelenmesinden anlaşılmamaktadır. Mahkememizce davalıların, borca itirazı nazara alınarak, söz konusu faturalar ve tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacı taraf ticari defterlerini sunmuş, davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmemiştir. Bilirkişi raporunda; davacının 2015 ve 2016 yılı defterlerinin kanuni delil niteliğini haiz olduğu, faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı ...'nin davalı ...den takip tarihi itibariyle 1.528,25TL'si asıl alacaklı olduğu, takipten önce ihtara rastlanmadığı, temerrüdün oluşmadığı, bu nedenle itirazın kısmen kabulü ile takibin 1.528,25TL üzerinden devam etmesi gerektiği kanaatinde olduğunu belirtmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 21. Maddesine göre ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaaat sağlamış olan tacirden diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmü yer almaktadır. Bu yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gereklidir. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Başka bir deyişle fatura, akdin şartlarını belirleyen değil, belirlenmiş olan şartların bir kısmını gösteren belgedir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir. Bu nedenle faturanın, onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeni ile düzenlenmiş olması gerekir ve öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının gözönünde tutulması zorunludur. Somut olayda davacı, icra takibine konu faturalarda yazılı işlerin yapıldığını ve davalıya teslim edildiğini ileri sürmüş, davalı ise akdi ilişkiyi ve borcu inkâr etmiştir. Bu durumda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığını ispat yükü davacı tarafta olup, dosya içeriğinde davacı tarafından davalıya araç onarım hizmeti verildiğine ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Öte yandan ticari defterlerle ispat ise 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun özellikle 79 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bir tarafın ticari defterlerinin ibrazının istenebilmesi ve talep edilmesine rağmen ticari defterlerin ibraz edilmemesinin defter sahibinin aleyhine sonuç doğurması, anılan yasanın 83. maddesi uyarınca, ancak karşı tarafın münhasır delil olarak bunlara dayanmasına bağlıdır. Davacı, davalının ticari defterlerine münhasır delil olarak dayanmış değildir. Davacı dava açarken davalının defterlerine münhasıran dayanmadığından, davalının ticari defterlerini hazır etmemesine hukuki sonuç bağlanmamış, sadece davacı defterlerindeki kayıtlara göre davacının alacaklı olduğunu ispatlayamadığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Dava değerine göre kesin karar vermek gerektiği, kısa kararda sehven istinaf yasa yolunun açık gösterildiği Mahkememizce fark edilmiş ise de kısa karar ile gerekçeli karar birbirine aykırı olamayacağından bu kısımda düzeltme yapılamamıştır. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: Davanın REDDİNE, 1-Alınması gerekli 35,90TL harçtan peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 2- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 3- Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4- Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine, 5- Avansın kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yazı işleri müdürü tarafından davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.31/05/2018 Katip... Hakim ...