İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/504 E. 2018/293 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/504
- Karar No
- 2018/293
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2016/504 Esas - 2018/293 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016/504 Esas KARAR NO : 2018/293 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ :... DAVALI : ... VEKİLLERİ : ... DAVA İHBAR OLUNAN : ... VEKİLİ : ... DAVA İHBAR OLUNAN : ... VEKİLİ : ... DAVA İHBAR OLUNAN :... DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/05/2016 KARAR TARİHİ : 19/04/2018 KARAR YAZ. TARİHİ : 09/05/2018 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda: İSTEM : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında standart nitelikte, daha önceden matbu olarak elektrik abonelik sözleşmesi düzenlenmiş olup müvekkil şirket; ... tesisat numarası üzerinden elektrik abonesi olduğunu, müvekkil şirketin abone olduğu günden itibaren bugüne kadar faturalarını düzenli bir şekilde ödediğini, davalı şirket ile müvekkil arasında tanzim edilmiş olan elektrik abonelik sözleşmesinin ilgili maddesinde ve sair düzenlemelerde her ne kadar kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli, hizmet bedeli, TRT payı vb. adlar altında ücret alınacağı belirtilmişse de bu sözleşme daha önceden hazırlanmış standart bir sözleşme olduğu, Resmi Gazetede yayınlanarak 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun Genel İşlem Koşulları başlıklı E. Bendinde yapılan düzenleme uyarınca müvekkillerin ödenmesi gerekli tüm faiz ve masrafları ödemiş bulunduğunu, davalının sırf tek taraflı olarak ve taraflarca müzakere edilmeden daha önceden maktu olarak hazırlanmış sözleşmeyi müvekkiline imzalatarak, bu sözleşmenin ilgili maddesini gerekçe göstererek haksız yere tüketici lehine dengesizlik oluşturacak şekilde ücret talep etmesi haksız ve hukuka aykırı olduğu, dolayısı ile masraf tahsil edileceğine ilişkin olmak üzere sözleşmeye konulan maddeler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 20 ila 25 maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu ve haksız şart içeren ilgili madde ve sair düzenlemelerin iptali ile müvekkilden hukuka aykırı olarak tahsil edilen kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli vb. haksız ücretlerin iadesi talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca, elektrik piyasasında tüzel kişilerin faaliyetlerinden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan lisansların verilmesi, tadil edilmesi, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerini tanımlayan lisansların verilmesi, tadil edilmesi, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin Elektrik Piyasası Kanununa göre düzenlenmesi, piyasa performanslarının izlenip, performans standartlarının oluşturulması, ikincil mevzuatın oluşturulması, geliştirilmesi ve uygulattırılması, lisans sahibi tüzel kişilerin denetlenmesi, düzenlemeye tabi tarifelerin hazırlanması, tadili ve uygulattırılması ve piyasada Elektrik Piyasası Kanununa uygun şekilde davranılmasının sağlanması görev ve yetkilerine sahip olduğu, düzenlemeye tabi piyasalarda faaliyet gösteren lisans sahibi piyasa aktörlerinin uymakla yükümlü oldukları emredici nitelikteki kanun, yönetmelik, tebliğ vb. Düzenleyici işlemlerle ilgili uyuşmazlıklarda, yargı mercilerinin denetimi, ilgili mevzuatın doğru uygulanıp uygulanmadığı ile sınırlı olduğu, ticari davalarda deliller ile bunların sunulmasının Muhakeme Kanunu hükümlerine tabii olduğu, davacı tarafın tüzel kişi tacir olduğunu, ticaretine ait bütün faaliyetlerde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü olup, iddiasına dayanak teşkil ettiği sözleşme, fatura ve ilgili belgeleri uhdesinde bulundurması gerektiği, bu yükümlülüğe aykırı davranışta bulunulması, davacı şirketin iddiasını ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağıını, davacının tacir olduğu halde hukuka ve sözleşmeye aykırı olduğunu iddia ettiği faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediğini ve ihtirazi kayıt belirtmeksizin ödediğini, elektriğin üretiminden nihai tüketiciyle buluştuğu ana kadarki süreçte ortaya ıkan tüm maliyet unsurlarının tüteciye yansıtılması ilgili hizmetin sunulmasının devamını temin amacıyla birlikte, ticari hayatın cari ve vazgeçilmez bir gerçeği olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden itibaren talep edilebilir nitelik arz edeceğini, zira genel işlem şartları ancak bu tarih itibariyle yasal düzenlemeye konu olmakla tacirler bakımından da uygulanabilir hale getirildiği, öncelikle davanın yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan incelenmeksizin reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini savunmuştur. DELİLLER : 1-Elektrik fatura suretleri, 2-Sözleşme ve ödeme belgeleri, KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE: Dava, davalı elektrik şirketi tarafından davacıdan kayıp kaçak, enerji bedelleri gibi isimler altında tahsil edilen bedellerin davalı şirketten tahsili için açılan tazminat davasıdır. Davacı vekili mahkememize sunduğu 18.04.2018 tarihli dilekçesi ile davanın 6719 Sayılı Kanun ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunuda değişiklik yapılamsından önce taraflarınca ikame edilmiş dava uyarınca davalı kurumun taraflarından haksız şekilde ücret tahsili yapmış olduğu ve bu bedellerin taraflarınca geri ödenmesi iddiasıyla açmış oldukları davadan belirttikleri kanun değişikliği sebebiyle konusuz kaldığını, iş bu davanın açılmasına sebebiyet veren davalı kurum olduğundan yargılama masrafları ve ücreti vekaletin davalı aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve 3.Hukuk Dairesinin kararları ile Anayasanın Vergi ödevi Başlıklı 73. maddesindeki “...Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır..."şeklindeki düzenlemeye göre; kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK Kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığı, bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak (elektrik enerjisinin hırsızlanması) bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödendiğinin bilinmesininde şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir. Ancak iş bu uyuşmazlıkla ilgili yargılama sırasında 17.06.2016 Tarih 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren geçmişe de etkili 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı kanunun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; "Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır." hükmü getirilerek Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK.nun kanundaki yetkileri genişletilerek yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir. Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen geçici 19 ncu maddede "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü mevcuttur. Geçici 20.nci madde ise "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir. Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması ve tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gibi hallerde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda yargılamaya devam edilerek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunun tespit edilmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafa yargılama giderinin yükletilmesi gerekmektedir.(Y3HD 2016/16610 E 2017/1011 K örnek ilamı) Yukarıda ki açıklamalara göre dava dosyası incelendiğinde somut olayda, davacı tarafın dava açıldığı tarihteki mevzuat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve 3.HD kararları gereği dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davanın kabul edilmemesi nedeniyle haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmıştır. Anılan yasa maddeleri ve 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinde belirtilen hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre davanın görülmesi sırasında geçmişe yürür yasa gereğince davanın konusuz kalması dikkate alınarak davacının yargılama giderlerinden sorumlu olmamasına karşın davanın esastan kabulle sonuçlanmayıp konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmediği görülmekle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir.(Y3HD 2016/16610 E 2017/1011 K sayılı örnek ilamı) Davanın niteliğine göre adli yargıda yargılama yapılmasının doğru olduğu, tarafların tacir olmasına göre mahkememizin görevli olduğu anlaşılmış, her ne kadar 6719 sayılı yasanın iptali yönünden Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi tarafından 07/09/2016 tarihinde görüşülmesine başlanmasına rağmen bugüne kadar kararın çıkmadığı, yasal bekleme süresinin dolduğu anlaşılmakla bekletici mesele yapılmasına gerek görülmemiş olup davanın da konusuz kalmış olması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Harçlar : Alınması gerekli 35,90 TL harçtan peşin alınan 59,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,88 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Yargılama giderleri : a)Davacı tarafça yapılan başlangıçta ödenen başvurma harcı 29,20 TL, peşin harç 59,78 TL, tebligat ve müzekkere gideri 188,00 TL olmak üzere toplam 276,98 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine. Vekalet ücretleri : Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine. Sair hususlar : a)Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine. b)Kullanılmayan gider avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine. Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe veya zabıt katibine sözlü beyanın tutanağa bağlanması suretiyle Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili hukuk dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/04/2018 Katip ... Hakim ...