İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/772 E. 2025/274 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/772
Karar No
2025/274
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/772 Esas - 2025/274 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/772 Esas KARAR NO : 2025/274

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 13/06/2024 KARAR TARİHİ : 02/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/05/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; sigortalı ...’e ait ... plakalı ... model ... marka araç ...nolu genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile 16/11/2022 tarihi ile 16/11/2023 tarihleri arasında davacı şirket tarafından sigortalandığını, davaya konu aracın 19.01.2023 tarihinde saat 16:30 sularında sigortalı ...’in sevk ve idaresinde iken, ... Kavşağından gelen davalı hızını kesmeden gelerek sigortalı araca çarptığını ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası taraflarca tanzim edilen tespit tutanağında kazanın oluş şekli anlatıldıktan sonra kazanın meydana gelmesinde tarafların kusuruna ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığını, kaza sonrası düzenlenen ekspertiz raporu doğrultusunda ise, ağır hasara uğrayan sigortalı aracın onarımı için hasar tutarı toplamının 23.733,75 TL olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine 23.733,75 TL'nin davacı şirket tarafından hasar tazminatı olarak 21.02.2023 tarihinde sigortalı aracın malikine ödendiğini, davalının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olması nedeniyle davacı şirket tarafından sigortalı araç için ödenen 23.733,75 TL’lik hasar tazminatının rücuen tahsili için davalıya karşı Sakarya 1. İcra Dairesinin 2024/2185 esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını ancak davalı vekili tarafından söz konusu takibe itiraz edildiğini, önce arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşılamadığını, davalının itirazlarının yerinde olmadığı ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek Sakarya 1. İcra Dairesinin 2024/2185 esas sayılı dosyadaki itirazın iptalini, takibin devamını, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalıya, dava dilekçesi ve eklerinin usulüne göre tebliğ edildiği ancak davalının davaya cevap vermediği tespit edilmiştir. II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar Dava; kasko sigortacısı tarafından halefiyet ilkesi uyarınca zarara neden olduğu iddiasıyla davalıya karşı açılan rucüen tazminat davasıdır. Uyuşmazlık; davacının alacaklı olup olmadığı, mahkememizin görevli olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşıldı. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller Dosya kapsamında dava dışı sigortalının gerçek kişi olduğu, zarar gören sigortalı aracın Otomobil vasfında engelli aracı olduğu görülmüştür. IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için cüz'î haleftir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 Tarihli Esas 37, Karar 9 sayılı kararı, "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklindedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 04/06/2018 tarih 2015/5840 esas 2018/5773 karar sayılı ilamı ile, "Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Eldeki dava, sağlık sigortacısının rücuen tazminat istemine ilişkin olduğuna göre; davacı sigortacının sigortalısı olan gerçek kişilerin (haksız fiil nedeniyle zarar görenler) açacağı davada görevli olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin bu dava bakımından da görevli olduğu açıktır." halefiyet davasının bir ticari dava olmadığı belirtmiştir. 6102 sayılı TTK'nda değişiklik yapan ve 01/07/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2. maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5.maddesinin 3.fıkrası değiştirilmiş ve asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir. Bir davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için; her iki tarafın tacir olması, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili bulunması ya da uyuşmazlığın TTK'nda düzenlenen hususlardan kaynaklanması veya davanın ticari dava sayılacağına ilişkin özel bir düzenleme bulunması gerekir. Somut olayda, yanlar arasındaki uyuşmazlık 6098 Sayılı TBK'nun 49 ve devamı maddesinde düzenlenmiş bulunan haksız fiil hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Dava halefiyete dayalı sigorta rücu davası esas itibariyle sigortalısının kendisine zarar verene karşı açacağı bir tazminat davası niteliğinde olduğundan bu davanın hukuki sebebi de sigortalı ile zarar veren arasındaki hukuki sebeptir. Bu nedenle hukuki sebep haksız eylem olduğundan görevli mahkeme HMK'nın ilgili hükümlerine göre belirlenir. Sigortalı ile zarar veren arasındaki ilişki ticari nitelikte değilse böyle bir davanın ticaret mahkemesinde açılması mümkün değildir. V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler Dava, halefiyet yolu ile talep edilen tazminata ilişkin olup, bu tür davalarda asıl hak sahibi olan kişi hangi mahkemede dava açabilecek ise onun halefi olan sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir. Sigorta ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlık da söz konusu değildir. Somut olayda her ne kadar davacı taraf tacir ise de; Davacı sigorta şirketinin sigortalısı konumunda bulunan dava dışı üçüncü kişinin ve davalının tacir olmaması ve hasara uğrayan aracın da ticari araç olmaması nedeni ile açılan davanın 6102 sayılı TTK'da sayılan ticari davalardan olmadığı da göz önüne alındığında mahkememizin davaya bakmakla görevli olmayıp, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davaya bakma görevinin Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, düşünce ve yargısına varılmış ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere): 1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna, 3-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-Dosyanın süresinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda harç ve yargılama giderinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Sakarya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.02/05/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/772, K. 2025/274, T. 02.05.2025, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-772-e-2025-274-k-448235af4bf4