İlk Derece Mahkemesi · Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/615 E. 2024/744 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/615
- Karar No
- 2024/744
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. GEREKÇELİ KARAR KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... ... VEKİLLERİ : DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Davacı taraf vekilinin davalı taraf aleyhine açtığı işbu dava mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle, mahkememizde yapılan açık yargılama sonunda, mahkememizin 16/11/2022 tarih ... Esas 2022/661 Karar sayılı kararında belirtilen nedenlerle davanın reddine ilişkin istinaf kanun yolu açık olan bu kararımıza karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine KONYA Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 08/07/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile kaldırılmasına ve dava dosyasının mahkememize gönderilmesine kesin olarak karar verilmesi üzerine mahkememize gelen dava dosyası mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle; yapılan açık yargılaması sonunda, HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVACI TARAF VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİ İLE ÖZETLE;müvekkili ...'ın 1994 senesinden itibaren ... Tic. A.Ş.'nin ve 2003 yılından itibaren ... A.Ş.'nin ortağı olduğunu, bu şirketlerde önce pazarlama ve satış departmanında genel müdür yöneticisi, son 5-6 yıllık döneminde mali ve muhasebe işlerden sorumlu genel müdür yöneticisi olarak görev yaptığını, müvekkilinin şirket müdürü ve hisselerini devrini yaptığı ...'u uzun zamandır tanıdığını, 1994 yılında ... A.Ş. şirketinde ortak olarak ticari hayata faaliyete başladıklarını, daha sonra ... A.Ş.'de ortaklıklarını devam ettirdiklerini, müvekkilinin (Bağkur) 4B kapsamında sosyal güvenlik primlerini ödediğini, emekliliği yaklaştığı için 4A (SSK) kapsamında emekli olabilmek için 25 yıllık ortağı ve çocukluk arkadaşı davalıya şirketlerdeki hisselerini sadece kağıt üzerinde tamamen güvene dayalı olarak devretmeyi teklif ettiğini, davalı ...'un getirdiği bir evrakı yol üzerinde ve araç üstünde okumadan güvenle imzaladığını, müvekkilinin davalı şirketteki ortaklığı ve görevleri bu imzadan sonra da fiilen devam ettiğini, ancak 2019 Nisan ayından itibaren davalıyla aralarında tatsız tartışmalar yaşandığını ve bunun üzerine müvekkilinin ortaklıktan ayrılmak istediğini, müvekkilinin şirketlerdeki ortaklık paylarından alacağının şirketlerin mal varlığı aktif değerlerine göre 4 milyon üzerinde olduğunu, davalının ise hisse bedeli için “100-150 bin TL vereceğini, müvekkilin kabul etmemesi üzerine daha sonra 275.000,00-TL al, evde otur, kullandığın ... aracıda sana vereceğim, çalışmaya işçi olarak devam et aksi takdirde oda yok gibi” tekliflerde bulunduğunu, daha sonra her iki şirket için ayrı ayrı 500.000-TL teklif ettiğini, müvekkilinin bu teklifleri kabul etmediğini, aralarında tartışmalar yaşandığını, bunun üzerine müvekkilinin şirket hesabından teklif edilen tutarı ihtirazı kayıtlı olarak ortak olduğunu düşünerek hisse devrine istinaden ve mahsuben kendi hesabına EFT yaptığını, davalının müvekkili hakkında güveni kötüye kullanma suçlamasıyla Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin de davalı hakkında yaptığı eylemden dolayı aynı dosyada şikayetçi olduğunu, ayrıca güveni kötüye kullanma ve iftira suçu nedeniyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, taraflar arasında usulüne uygun bir hisse devri olmadığını, hisse devir sözleşmelerinin hukuken geçeriz olduğunu, davalı tarafından mahkememizin ... esas sayılı dosyasıyla pay defterinin zayi olduğuna dair dava açtığını, davalının bu dava ile usulsüz devirle ilgili delillerin karartılması amaçladığını, müvekkilinin her iki şirkette de fiili ortaklığı devam ettiğini, müvekkilinin yapmış olduğu işlemlerdeki yetkileri ve her iki şirketin banka şifrelerinin müvekkilinde olduğunu, tüm şirket harcamaları ve para transferlerinin müvekkili tarafından bu şifrelerle gerçekleştirildiğini, müvekkilinin 1994 senesinden 2019 nisan ayına kadar satış faturalarının ve tahsilat dekontlarının tamamına yakınını bizzat kendi adına imzaladığını, ... A.Ş.'nin kullanmakta olduğu ... numaralı sabit telefonun halen müvekkili adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin tamamen iyiniyet ve güvene dayalı olarak hiç bir bedel ödenmeden şirket hisselerini devrine dair yazıyı imzaladığını, müvekkilinin ortaklıktan çıkarılma işlemi ahlaka ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu şirketlerin malvarlağının ve değerinin tespitini, daha sonra müvekkilinin alacağının hesaplama yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesini, müvekkilinin ortak olduğu şirketlerdeki hisse payının değerinin belirlenmesi ile davalının ve müvekkilinin ortak olduğu şirketler adına kayıtlı gayrimenkul ve menkul malların üçüncü şahıslara devrinin önlenmesi için teminat olmaksızın ihtiyati tedbir konulmasını, belirtilen tüm nedenlerle güvene ve ahlaka aykırı olan sözleşmenin iptali ile şirket hisse devir sözleşmesinin hükümsüz olduğunun tespitine ve müvekkilinin ortaklık hisse gerçek değerinin belirlenerek, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİ İLE ÖZETLE;davacının, iddia ve beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun, gerçeklere aykırı ve mesnetsiz olduğunu, 03.07.2017 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmelerinin birinin ... A.Ş.'de bulunan davacı hisselerinin 200 Bin TL bedelle müvekkiline devrini, diğerinin ise ... A.Ş.'deki davacı hisselerinin 279,80 Bin TL bedelle müvekkiline devrini içerdiğini, davacının, bu hisse devirlerini yapmadığı, yaptıysa bile evrakları okumadan imzaladığı beyanlarının muğlak, izahsız, ispatı olmayan, dayanaksız, sadece söylemden ibaret bir iddia olduğunu, hisse devri sözleşmeleri dışında herhangi bir anlaşma olmamasına rağmen, şirketin kendisine güvenini kötüye kullanarak şirketin kendisine bildirdiği şifreler aracılığı ile şirket paralarını sözleşmeden yaklaşık 2 sene sonra kendi hesabına geçirdiğini, bu hususla ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının gabin olayının gerçekleştiğinden bahisle sözleşmenin iptalini isteminde davacının, orantısızlığın sebebini açıklamadığını, şirketin değeri ile hisse senedinin değeri arasında kurmuş olduğu bağlantının bir anlam ifade etmediğini, müvekkilinin sahibi olduğu şirketlerde müvekkilinin, şirketlerin kuruluş ve devirlerinden itibaren kesintisiz tek yetkili ve yaklaşık 490 hisse sahibi olduğunu bu nedenle davacının hisselerinin reel olarak bir karşılığının olmadığını, 6762 sayılı TTK.'da düzenlenen anonim şirketle ilgili kurallara göre, 5 ortaktan daha az bir sayı ile anonim şirket kurulamayacağından, davacının abisi ile müvekkilinin yakın arkadaşı davacının, ekonomik sıkıntıları ve ailevi problemleri nedeniyle ödeme yapmadan şirkete hissedar olduğunu, sadece sayıyı tamamlamak için kendisine pay verildiğini, davacının şirkette bir ortak gibi değil çalışan olarak bulunduğunu, bu nedenle de şirketteki hissesinin reel bir karşılığı olmadığını, davacı hisselerinin karşılığını nominal değerin üstünde aldığını, hisse devir belgelerinde "...bütün aktifi ve pasifi ile nominal değerden devrettim..." sözü ile hisse devirleri nedeniyle bir oransızlık bulunmadığını, davacının deneyimsiz veya düşüncesiz biri olmadığını, basiretli tüccar gibi davranma yükümlülüğünün olduğunu, sadece edimler arasında aşırı oransızlık nedeniyle sözleşmenin iptalini veya butlanını istemesi mümkün olmadığını, hisseleri devretme teklifini davacının yaptığını, davacının bilinçli hareket ettiğini, sadece evrakları imzaladığını iddia eden davacının şirket karar defterinde, kendi hisselerinin devirlerine ilişkin karar altında imzasının bulunduğunu, bu işlemleri bilerek ve isteyerek yaptığını, davacının imzaladığı evraklardan sonra yaklaşık 2 yıl daha şirkette 4A sigorta kaydı ile çalışmaya devam ettiğini, hisse devir sözleşmesi de niteliği itibariyle sözleşme olması itibariyle de sözleşmenin düzenlendiği anda alıcı ve satıcı borçlarını aynı anda ifa ile yükümlü olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan bedel sözleşme kurulurken ifa edildiğini, davacının, devir beyanlarında “...bugünkü tarih itibariyle bütün aktifi ve pasifi ile nominal değeri üzerinden devir ettim. Devir bedelini kendisinden nakten ve tamamen aldım. Bu hususta bir alacağımın kalmadığını, devre bahis hisselerin bugünden sonra devir alan'a ait bulunduğunu...” beyanını imzası ile “...kabul, beyan ve taahhüt...” ettiğini, davacının, bedelleri almadığı beyanının muteber bir yanı bulunmadığını, şirketlerin aktifleri ile ilgili olarak araştırmanın, davacının hisse devirlerini yaptığı ve bedelinin ödendiği tarih olan 03.07.2017 tarihi baz alınması gerektiğini, hisselerin devirlerin üzerinden 2 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra ikame edilen işbu davada davacının, iddialarının dinlenmesi usul hükümleri gereği hukuken imkansız olduğunu, davacının hisse devirlerine ilişkin sözleşme ve devamı belgeleri imzaladığı tarihten itibaren bilgi sahibi olduğunu, müvekkilinin ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin münhasır tek sahibi olduğunu, davacının ve daha evvel şirkette hissedar bulunup ayrılanlar ile halihazır hissedarların tamamı gerçek hissedar olmadığını, ... A.Ş.'nin 1991 yılında kurulduğunu, davacının, 1994 yılında hiçbir ayni ve/veya nakdi bedel ödemeksizin hissedar edildiğini, 27.07.2002 tarihinde müvekkilinin, ... A.Ş.'yi, satın aldığını, devir tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK gereği Anonim Şirketlerin minimum 5 ortaklı olma zorunluluğu nedeniyle müvekkilinin güvendiği kişilere göstermelik hisseler veridiğini, davacının, şirketin tüm nakdi sermayesini zimmetine geçirerek şirketi batağa sürüklemeye çalıştığını, müvekkilinin hukuki mücadeleyi başlatması üzerine davacının, müvekkilini tehditlerde bulunduğunu, davacının, tüm belgeleri şahitler huzurunda bizzat imzaladığını, müvekkilinin, zayiine karar verilmesini istediği evrakları davacının, müvekkilinin şikayetçi olduğu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasına sunduğunu, banka şifrelerinin ilk telefon bankacılığı oluşturulduğu andan itibaren davacıda olduğunu, müvekkilinin, şirket hesaplarından kendi hesabına para aktarmasına/zimmetine geçirmesine kadar davacıya olan güvenini sorgulamadığını, davacının, işle ilgili yaptığı hiçbir iş, müvekkilinin izni ve onayı olmaksızın yapılmadığını, davacının, kendi adına kayıtlı banka hesabından şirket adına yaptığını iddia ettiği ödemelerin karşılığını da şirketten nakit olarak aldığını, davacının, şirket adına telefon aboneliği tesis edecek yetkisi olmadığını, söz konusu hattın alındığından müvekkilinin haberinin olmadığını, bahsi geçen hattın internet hattı olarak sadece davacı tarafından kullanıldığını, davacının, HMK.'nın 29. maddesi gereği dürüstlük kuralına aykırı söylem ve bilgilendirmelerde bulunduğunu, şirket hesaplarından kendi hesabına 1 Milyon TL parayı aktardıktan sonra kendisine kanun maddelerinden çareler aradığını, herşeyi bilerek tecrübeli bir şekilde bilinçli yaptığını, tüm izah edilenler neticesinde davanın reddini karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, hisse devir sözleşmesinin hükümsüz olduğunun tespiti ile sözleşmenin iptali ve hisse devir bedellerinin tahsili isteminden ibarettir. Açılan dava ilk önce Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E sırasına kaydedilmiş, bu sıra üzerinden yapılan yargılama neticesinde; "... Celbedilen Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre hisse devir işlemi öncesinde dava dışı ... Tic. A.Ş.'de %10, .... Tic. A.Ş.'de %13,99 pay sahibi olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı iddiasının incelenmesinde; TBK 28/2. maddesi gereğince bir sözleşmede karşılık edimler arasında açık bir orantısızlık var ise zarar görenin bu haklarını, düşüncesizlik ve deneyimsizliği öğrendiği, zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabileceğinden ve davada 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşıldığından bu itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. Esastan yapılan değerlendirmede; anonim şirketlerde payın devri TTK 489. - 500. maddelerinde düzenlenmiştir. Dava dışı ... Tic. A.Ş.'nin ana sözleşmesine göre bu şirketteki hisselerin nama yazıldığı, .... Tic. A.Ş.'nin hisselerinin hamiline yazıldığı olduğu belirtilmiş ise de; dava dışı şirketlerdeki payların hisse senedine bağlanmadığından taraflar arasında çıplak payın, yani hisse senedine bağlanmamış payın devrinin söz konusu olduğunun kabulü gerekmiştir. Hisse senedine bağlanmayan payın (çıplak payın) devrine ilişkin TTK'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle bu payların devri genel hükümler çerçevesindeki alacağın temliki hükümlerine tabi olacaktır ve bu payın şirkete karşı gibi sürülmesi için şirket pay defterine işlenmiş olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı ile davalı arasında davacının dava konusu 2 şirketteki hisselerinin davalıya devrine ilişkin 03.07.2017 tarihinde 2 adet adi yazılı hisse devri sözleşmesi yapıldığı ve bu devirlerin davalı şirketlerin 03.07.2017 tarih ve 4 nolu yönetim kurulu kararlarıyla onaylandığı ve bu kararlar altında davacının imzasının bulunduğu ve yargılama aşamasında davacı vekilince 03.12.2021 tarihli duruşmada bu karar defterindeki müvekkilinin imzasına açıkça bir itirazlarının bulunmadığı bildirildiğinden, söz konusu hisse devirlerinin dava dışı şirketler yönünden geçerlilik koşullarının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Celbedilip incelenen Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... ve ... soruşturma sayılı dosyalarının kapsamı ve Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına göre; şüpheli ... hakkında hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçlarından kamu davası açıldığı ve ceza dosyasının yargılanması sırasında mahkememizin bu dosyasının neticesinin beklenilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilince taraflar arasında yapılan hisse devri sözleşmelerinde edimler arasında aşırı nisbetsizlik bulunmasından dolayı sözleşmenin gabin ve ahlaka aykırılık nedenleri ile hükümsüz olduğunun tespiti ve iptali talep edilmiş ise de; BK. 28. maddesinde gabinin gerçekleşmesi için sadece edimler arasındaki nisbetsizliğe dair objektif unsurun gerçekleşmesi yeterli değildir. Aynı zamanda bu durumun davacının tecrübesizliğinden kaynaklanması ve somut olarak bir müzayaka halinin de mevcut olması gerekir. Bu hususlar gabinin subjektif şartlarıdır ve mahkememizce resen nazara alınması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılamanın her aşamasında davacının dava dışı şirketlerde bir fiil çalıştığını, önce bu şirketlerde pazarlama ve satış departmanlarında genel müdür olarak yöneticilik yaptığını, son 5-6 yıllık dönemde ise mali ve muhasebe departmanlarında genel müdür olarak yöneticilik yaptığı ileri sürüldüğünden davacının dava dışı şirketlerin gerçek mali yapısının ve hisselerinin değerlerini en iyi bilebilecek konumda olduğu ve bu haliyle bir tecrübesizliğinin bulunmadığının kabulü gerekmiştir. O nedenle de davalının davacıyı hisselerinin gerçek değeri konusunda uyarmasına ihtiyacın bulunmadığı, davalının uyarma konusunda herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, pasif hisse olarak değerlendirilebilecek bir eyleminin de bulunmadığı anlaşılmıştır. (Yargıtay . H.D. 07.12.2017 tarih ... Esas, ... Karar ilamı) Açıklanan nedenlerle taraflar arasında yapılan 03.07.2017 tarihli hisse devir sözleşmesinin hükümsüzlüğü ve iptaline ilişkin yasal koşulların bulunmadığı ve şirket hisse devri sözleşmelerinin TBK. 26. ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 48.maddesi kapsamında sözleşme serbestisi çerçevesinde yapıldığı anlaşıldığından davacının sözleşmenin iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca davacı vekilince müvekkilinin dava dışı şirketlerdeki gerçek hisse bedelinin tespiti ve davalıdan tahsili talep edilmiş ve dosyada yapılan bilirkişi incelemeleri ve alınan raporlara göre davacının dava dışı şirketlerdeki devir tarihi itibariyle hisse devir bedellerinin daha fazla olduğu tespit edilmiş ise de; TBK.28/1. maddesinde belirtilen subjektif unsurların bulunmadığı kanaatine varıldığından, oransızlığın giderilmesini de isteyemeyeceğinden bu talebin de reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle davacının davasının ve tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamı ile "Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre inançlı işlem iddiasının kesin delillerle ispatlanması gerekmektedir. (Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararı) Davacı tarafça şirket hisselerinin inançlı işlemle davalıya devredildiğine dair ispata elverişli yazılı delil sunulmamıştır. Ancak davacı yemin deliline de dayanmıştır. Bu nedenle. mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatıldıktan sonra davacının davalıya yemin teklif etmesi halinde, ''Dava konusu şirket hisselerinin bedelsiz olarak geri iade edilmek üzere davalıya devredilmediği, davalının dava konusu şirket hisselerini sözleşmelerde yazılı bedeli ödeyip satın aldığı'' konularında davalıdan yemin etmesi istenip yemine ilişkin işlemler tamamlandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığı ..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında dava Mahkememizin ... E. sırasına kaydedilmiştir. Kaldırma kararına istinaden davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış, ancak davacı yemin teklifinde bulunmamıştır. Somut olayda, davacı tarafça inançlı işlem iddiasının ispatına elverişli yazılı bir delil ibraz edilmediği ve bu konuda yemin teklifinde de bulunulmadığı anlaşıldığından davacı tarafça ispatlanamayan davanın ve tüm taleplerin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle; 1-DAVACININ DAVASININ VE TÜM TALEPLERİNİN AYRI AYRI REDDİNE. 2-Peşin alınan 8.193,79 TL harçtan alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.766,19 TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Arabuluculuk ücretinin önceki karar sonrasında harç tahsil müzekkeresi yazıldığı anlaşılmakla bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 4-Davacının yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına. 5-Davalının yaptığı herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T'ye göre tayin ve takdir olunan 75.970,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-İşbu hükümden sonra gerekli olan karar tebliğ ve posta giderinin davacı tarafından karşılanmasına ve hükümden sonraki bu masrafların davacının kendi üzerinde bırakılmasına, 8-HMK nun 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde tarafların sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra varsa tarafların yatırdığı avanstan artanının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 9-Karar kesinleştiğinde dosya arasında bulunan Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının iadesine, Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/11/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...