İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/115 E. 2024/25 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/115
Karar No
2024/25
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇE YAZIM TARİHİ : Davacı taraf vekilinin davalı taraf aleyhine açtığı işbu dava mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle, mahkememizce yapılan aleni/açık yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davalının 28.01.2020 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesine dayalı olarak müvekkili işveren bünyesinde "argon kaynakçısı" unvanı ile tam zamanlı olarak çalıştığını, davalı iş sözleşmesi ve iş sözleşmesinde bulunan rekabet yasağına aykırı davranmama taahhüdüne rağmen iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından aynı alanda faaliyette bulunan başka bir firmada çalışmaya başladığını ve müvekkili işverene ait müşteri bilgileri, teknolojik çizimler, 3D veri, şartname, benzeri bilgi ve belgeler ile ticari sır niteliğinde olan çalıştığı süre içerisinde edindiği mesleki sırlarını çalışmaya başladığı firmaya aktardığını, davalının işbu rekabet yasağına aykırı davranışı ve müvekkilini maddi manevi zarara uğramasına sebebiyet vermesi nedeniyle işbu davayı ikame ettiklerini, müvekkili davacının Endüstriyel Parça Yıkama Sistemleri, Motor Yenileme ve Yüzeysel İşleme alanlarında 1998 yılından günümüze kadar Ulusal/ Uluslarası pazarda lider firma konumunda olduğunu, müvekkilinin kalite ve güven temelli hizmet anlayışı sayesinde 25'den fazla uluslararası bayiye sahip ve 65'den fazla ülkeye ihracat yapan bir firma haline geldiğini, müvekkilinin Konya OSB'de bulunan fabrikası imalat teknikleri kapsamında teknolojisi yakından takip ederek tasarım aşamaları, test ve kurulum aşamalarına kadar makine imalatlarının tamamı müvekkili şirket ksp bünyesinde yapıldığını, kendisini diğer rakip firmalardan ayıran bu sebep ile müvekkilinin üzerinde önemle durduğu konulardan biri de ticari sırları; Know-How' prensibi olduğunu, başarısının devamlılığı ve pazardaki kalitesinin sürdürülebilmesi ancak ve ancak bu konudaki ticari sırlarının gizliliğini koruyabilmesi ile gerçekleşmekte olduğunu, kaldı ki bu prensibin birçok büyük şirket tarafından benimsenmekte olduğunu, hukuk sistemimizin de bu prensibin temelli olarak şirketleri ve ticari faaliyetleri korumaya aldığını, davalının 28/01/2020 tarihinde imzalanan sözleşmenin rekabet yasağı ile ilgili 10. maddesi '' Personel, hizmet sözleşmesinin haklı nedenlerle İşveren tarafından veya haklı nedenler olmaksızın kendisi tarafından feshedilmesi veya tarafların anlaşması yahut hizmet sözleşmesi belirli süreli ise sürenin geçmesi ile sona ermesi halinde, İşveren'in faaliyet konusunu oluşturan işleri kendi nam ve hesabına yapmamayı, bu işleri yapan yerlerle çalışmamayı, ortak ve benzeri sıfatlarla bulunmamayı, anılan yerlerde hissedar olmamayı veya sair bir sıfatla görev yapmamayı işbu sözleşme uyarınca kabul ve taahhüt eder.'' şeklinde düzenlenmiş olduğunu, davalının bu rekabet yasağı hükmünü ve ticari sırların korunması ve gizlilik hükmünü açıkça okuyup kabul etmiş ve imzaladığını, dava konusu olay da ne yazık ki şirketler tarafından sıkça karşılaşılan ve önlenemez bir durum olduğundan bu konuda Yargıtay tarafından verilen birçok emsal karar mevcut olduğunu, bu kararlar ile de davanın haklılığının sabit olduğunu, müvekkilinin gün geçtikçe davalının haksız iş ve işlemleri sonucu zarara uğradığını, bu nedenlerle haksız rekabetin tespitine ve mennini, müvekkilinin müşteri kaybı, piyasadaki satışının düşmesi sebebiyle şimdilik (fazlaya ilişkin talep ve artırım hakkını saklı tutarak, şimdilik ) 100.000,00 TL maddi tazminatın ve davacı müvekkilin ticari itibarının zedelenmesi, müşteri çevresi ve ilişkilerinin zarar görmesi nedeni ile (fazlaya ilişkin talep ve artırım hakkını saklı tutarak, şimdilik ) 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek faiziyle birlikte hesaplanarak davalıdan alınarak davacı müvekkili şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; İş bu davada görevsizlik kararı verilerek davanın görevli iş mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, haksız rekabet hallerine ilişkin davaların fiilin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde ve herhalde fiilin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde açılması gerektiğini, bu nedenle davacının davasının zamanaşımı nedeni ile reddinin gerektiğini, davacı ile müvekkili davalı arasında imzalanan rekabet yasağı ve kapsamı başlıklı madde ve içeriği kesin hükümsüz olup, geçerlilik şartlarını taşımadığını, somut olayda rekabet yasağının geçerli olabilmesi için gereken şartların oluşmadığını, davacının davasının bu nedenle reddinin gerektiğini, asla kabul anlamına gelmemek üzere aksi halde dahi işverenin haklı bir neden olmaksızın sözleşmeyi feshettiğinden rekabet etmeme yasağının son bulduğunu, işveren firma ile davalı müvekkili arasında imzalanan 28/01/2020 tarihli sözleşme müvekkili davalının 19/05/2021 tarihinde işten çıkışının verilmesi ile son bulduğunu, davalının daha sonra tekrar aynı iş yerinde işe başlaması eski sözleşme hükümlerinin ayakta olduğu anlamına gelmemekte olduğunu, davacı işverenin zarar iddiasının soyut olduğunu, zarara ilişkin belge, bilgi vs ile yasal bir delil sunulmadığını, bu nedenlerle davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının reddini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: (1) Davanın Nitelendirilmesi: Taraflar arasında görülmekte olan davanın 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddeleri gereğince rekabet yasağının ihlali iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davası olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın ise taraflar arasında akdedilen 28/01/2020 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, adı geçen kanunun emredici nitelikteki hükümlerine aykırı olup olmadığı, davalının konum itibariyle davacının ticari sırlarına erişebilecek nitelikte bir çalışan olup olmadığı, davacının uğradığını iddia ettiği bir maddi ve manevi zararı olup olmadığı, var ise miktarı ve davalıdan tahsilini talep edip edemeyeceği hususunda olduğu anlaşılmıştır. (2) Görev Açısından Yapılan Değerlendirmede: Eldeki davanın 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 444 ve devamı maddeleri gereğince rekabet yasağının ihlal edildiği gerekçesiyle davacı şirket tarafından davalının daha önceki çalışanına karşı açmış olduğu Rekabetin Tespiti ve Men'i ile tazminat davası olduğu, T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 23/12/2021 tarih ve ...Esas-...Karar sayılı ilamında "TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağına" şeklinde ifade edildiği üzere Mahkememizin görevli olduğuna kanaat edilmekle işin esasına geçilmiştir. (3) Taraf Tanıklarının Beyanlarının Değerlendirilmesinde: (a) Mahkememizce gerek davacının gerekse de davalının bildirmiş olduğu tanıklar dinlenmiş, tanıkların alınan beyanlarında davalının kaynak işçisi olarak çalıştığı, üretilen makinelerin kaynak ve montajını yaptığı, kendi ile aynı işi yapan 10-15 işçi daha olduğu, bu işçilerin başında bir usta bulunduğu, askere gitmesi sebebiyle işten ayrıldığı daha sonra yeniden çalışmaya başladığı ve bir süre çalıştıktan sonra yeniden işten ayrıldığı ifade edilmiştir. (b) Gelen SGK kayıtları ve tanık anlatımları çerçevesinde somut olayımız T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 13/06/2016 Tarih ve ...Esas-...Karar sayılı ilamı da nazara alınarak değerlendirildiğinde kaynak işçisi olarak ve aynı işi yapan 10'dan fazla işçinin olduğu bir iş yerinde asgari ücret ile çalışan davalı işçinin yapmış olduğu iş ve konumu sebebiyle davacı şirkete rakip olan dava dışı şirkette yine kaynak işçisi olarak çalışmasının davacının önemli bir zararına sebep olma ihtimalinin olmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir. (4) Rekabet Yasağının Kararlaştırıldığı Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmenin İncelenmesinde: (a) Davacı ile davalı arasında 28/01/2020 tarihli sözleşmenin akdedildiği, davalının "Argon Kaynakçısı" olarak işe alındığı, sözleşmenin akdedildiği tarihteki asgari ücretin "Brüt 2.943 TL, net 2.324,70 TL" olarak belirlendiği lakin taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince davalı için takdir edilen net ücretin asgari ücretin de altında olacak şekilde net 2.000,00 TL + AGİ olarak kararlaştırıldığı, sözleşmenin (10.) maddesinde " PERSONEL, hizmet sözleşmesinin haklı nedenlerle İŞVEREN tarafından veya haklı nedenler olmaksızın kendisi tarafından feshedilmesi veya tarafların anlaşması yahut hizmet sözleşmesi belirli süreli ise sürenin geçmesi ile sona ermesi halinde; İŞVERENİN faaliyet konusunu oluşturan işleri kendi nam ve hesabına yapmamayı, bu işleri yapan yerlerde çalışmamayı, ortak veya benzeri sıfatlarla bulunmamayı, anılan yerlerde hissedar olmamayı veya sair bir sıfatla görev yapmamayı işbu sözleşme uyarınca kabul ve taahhüt eder." şeklinde rekabet yasağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. (b) Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin (10.) maddesinin T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 02/03/2017 Tarih ve ...Esas-...Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere sözleşmede öngörülen rekabet yasağının ancak işçinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerli olacağı, bu açıklamalar çerçevesinde somut olayımız değerlendirildiğinde davalının imzaladığı hizmet akdinin rekabet yasağına ilişkin maddesinde bir coğrafi alan sınırlaması bulunmamasının işçinin iktisaden mahvına sebep olacak mahiyette olup, davacı şirketin faaliyet alanına giren tüm işlerde çalışmama şeklinde kararlaştırılan şartın çalışma özgürlüğüne ve akit serbestisine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olduğu, bir başka ifade ile zaman, yer ve işin nevi noktasında sınırlama getirmeyen 28/01/2020 tarihli sözleşmede kararlaştırılan haksız rekabete ilişkin hükmün batıl sayılması gerektiğine Mahkememizce kanaat edilmiştir. (5) Netice: Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, tanık anlatımları, SGK kayıtları, Yüksek Mahkeme ilamları ve somut olayımız bir bütün olarak değerlendirildiğinde her ne kadar davacı tarafından 28/01/2020 tarihli Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesinin (10.) maddesi dayanak olmak üzere eldeki dava açılmış ise de yukarıda detayıyla izah edildiği üzere T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 13/06/2016 Tarih ve ...Esas-...Karar sayılı ilamı da nazara alınarak değerlendirildiğinde kaynak işçisi olarak ve aynı işi yapan 10'dan fazla işçinin olduğu bir iş yerinde asgari ücret ile çalışan davalı işçinin yapmış olduğu iş ve konumu sebebiyle davacı şirkete rakip olan dava dışı şirkette yine kaynak işçisi olarak çalışmasının davacının önemli bir zararına sebep olma ihtimalinin olmadığı ve yine T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 02/03/2017 Tarih ve ...Esas-...Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere davalının imzaladığı hizmet akdinin rekabet yasağına ilişkin maddesinde bir coğrafi alan sınırlaması bulunmamasının işçinin iktisaden mahvına sebep olacak mahiyette olup, davacı şirketin faaliyet alanına giren tüm işlerde çalışmama şeklinde kararlaştırılan şartın çalışma özgürlüğüne ve akit serbestisine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olduğu, bir başka ifade ile zaman, yer ve işin nevi noktasında sınırlama getirmeyen 28/01/2020 tarihli sözleşmede kararlaştırılan haksız rekabete ilişkin hükmün batıl sayılması gerektiğine kanaat edilmekle davacının davasının reddine karar verilmesi hususunda Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur. (6) Davalının Bir Takım Savunmalarının Değerlendirilmesinde: (a) Zamanaşımı Defi Açısından Yapılan Değerlendirmede: Her ne kadar davalı tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de taraflar arasındaki ihtilafın sözleşmeden kaynaklandığı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunumuzun 146/1 maddesi nazara alındığında zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu değerlendirilmekle davalının bu yöndeki define Mahkememizce itibar edilmemiştir. (b) Davalının 19/05/2021 Tarihinde İşten Çıkması Sebebiyle 28/01/2020 Tarihli Sözleşmenin Sona Erdiği Savunması Açısından Yapılan Değerlendirmede: Davalı cevap dilekçesinde davacı ile akdedilen 28/01/2020 tarihli sözleşmenin, davalının 19/05/2021 tarihinde davacı iş yerinden tazminatlarının ödenerek ayrılması sebebiyle sona erdiğini, akabinde 2021 yılı Kasım ayında yeniden işe başladığı ve yeni işe başlama sebebiyle rekabet yasağı sözleşmesinin yenilenmesi gerektiği, yeni bir rekabet yasağı sözleşmesi yapılmadığı için 28/01/2020 tarihli sözleşmenin (10.) maddesi gereğince davacının herhangi bir talepte bulunamayacağını ileri sürmüştür. Mahkememizce davalıya ait SGK kayıtları dosyamız arasına celp edilmiştir. SGK kayıtlarının incelenmesinde davalının ilk iş akdinin Ayrılış Kodunun (12-Askerlik Nedeniyle) olduğu anlaşılmıştır. Buradan hareketle davacının ilk işten ayrılışının 4857 Sayılı Kanunun 31/1 maddesi gereğince muvazzaf askerlik hizmetine ilişkin olduğu, davacı tarafından 1475 Sayılı Kanunun 14/3 maddesi gereğince kıdem tazminatının ödendiği, yine 4857 Sayılı Kanunun 31/son maddesi gereğince askerlikte dönen davalının, davacı tarafından işe alınmak zorunda olması sebebiyle davalının askerlik sebebiyle işten ayrılması dolayısıyla 28/01/2020 tarihli sözleşmenin sona ermediği Mahkememizce kabul edilmiş ve davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilmeyerek yukarıda izah edilen gerekçelerle davacının davasının reddi ile Mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak aşağıdaki hükümler tesis edilmiştir. TÜRK MİLLETİ ADINA HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınan 3.415,50TL harçtan, alınması gereken 427,60 TL maktu harcın mahsubu ile fazla alınan 2.987,9‬0‬ TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabulculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına. 5-Davalı vekili yararına maddi tazminat yönünden AAÜT'ye göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davalı vekili yararına manevi tazminat yönünden AAÜT'ye göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan 40,30TL vekalet harcı giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE, DAİR; İş bu duruşmada hazır bulunanların yüzüne karşı, hazır bulunmayanların yokluğunda, kararın vekille temsil edilmeyen taraflar açısından kendilerine, vekille temsil edilen taraflar açısından ise 7201 Sayılı Kanununun 11. Maddesi gereğince taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ NEZDİNDE İSTİNAF KANUN YOLUNA müracaat etme hakları açık olmak üzere Türk Milleti adına verilen karar duruşma tutanağına geçirilerek açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2024 Katip Hakim

Atıf: Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/115, K. 2024/25, T. 16.01.2024, www.arakarar.com/karar/konya-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-115-e-2024-25-k-012cd2d5351d