İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1035 E. 2025/753 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1035
- Karar No
- 2025/753
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili 30/12/2024 tarihli dilekçesiyle;Müvekkilinin şehirler arası yük taşımacılığı yapan tır işletmecisi olduğunu, ...plakalı tır ile 07/07/2024 tarihinde uyuşmazlığa konu yükü Hatay ili Reyhanlı ilçesinden Şanlıurfa iline taşındığını, taşıma işi sonrası 08/07/2024 tarihinde davalı şirkete hizmet faturası kesildiğini, bu faturayı davalı şirkete gönderdikleri ardından kendisine ödemenin en kısa zamanda yapılacağının bildirildiğini, müvekkilinin yükü teslim almadan ve yükü teslim ettikte sonra tartımına ilişkin kantar fişi alındığı ve hizmet faturasının kesildiğini, ancak aradan makul bir sür geçmesine rağmen nakliye faturasının ödenmemesi nedeniyle davalı şirket yetkilileriyle irtibata geçtiğini, ödeme hakkında müvekkilinin en kısa zamanda ödeneceği söylemleriyle oyalandığını, ödemenin yapılmaması üzerine davaya konu takibi başlattıklarını ancak davalı şirketin takibe itiraz ederek takibin durduğunu, müvekkili davacının alacağını tahsil edemediğini, davalı ile zorunlu arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı şirketin müvekkiline yapması gereken nakliye ücret ödemesini gerçekleştirmediklerini, bu kapsamda haksız yere icra dosyasına itiraz edilerek takibin durduğunu, izah edilen nedenlerle Akşehir icra dairesinin ... E. Sayılı dosyasında takip alacağına yapılan itirazın iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı şirket vekili 21/01/2025 tarihli cevap dilekçesiyle; açılan davanın reddine karar verilmesini, müvekkili şirketin adresinin ... Mahalle ... Cad. No:... Ortahisar Belgesi Ürgüp/Nevşehir adresi olduğunu, yetkiye itiraz ettiklerini, yetkili mahkemenin Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkil şirket ile davalı arasıdaki ticari ilişkiye itiraz ettiklerini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava, "İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)" davasıdır. Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için dosya alanında uzman bilirkişi ...'e verilmiş, bilirkişi tarafından alınan 08/09/2025 tarihli raporda özetle; Taraf defterlerinin HMK 222 de tarif edilen "kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." hükmünü sağlamadığı, her iki tarafın tarafıma sunduğu defterin kopya olduğu, sunulan kopyalarda ise açılış tasdikinin bulunduğu fakat kapanış tasdikinin bulunmadığı, davacının 31/12/2024 tarihli kapanış fişi ile 2024 yılı gelir vergisi beyannamesindeki bilanço rakamlarının kısmen uyumlu olmadığı, Her iki tarafın kopya ve kapanış tasdikleri yapılmayan defterlerinde dava konusu olan ve davacının davalıya düzenlediği, 08/07/2024 tarih, ... seri ve ödenecek tutarı 18.082,08 TL olan faturanın bu defterlede kayıtlı olduğu, faturanın e-arşiv fatura olduğu, GİB sisteminde kayıtlı ve geçerli bir fatura olduğu, Faturalara ilişkin BA ve BS formu tanzim edilmiş olmadığı, elektronik belge olarak düzenlenen belgeler için BA-BS bildirimine, Resmi Gazete'de 25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklik kapsamında 1 Temmuz 2021 tarihinden itibaren son verildiği, Her iki tarafın kopya ve kapanış tasdikleri yapılmayan defterlerinde iade faturası tanzim edilmiş olmadığı, iade faturasına yönelik bir kayıt bulunmadığı, Taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, Davalının, davacı olan ticaretini 320 12 - Satıcılar - ... cari hesabında takip ettiği, dava konusu faturanın ödenecek tutarı / bedeli olan 18.082,08 TL'yi bu cari hesaba kaydettiği, Davalının 20/08/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı kayıt ile davacı ile ticari ilişkisini takip ettiği 320 12 - ... cari hesabının bakiyesini kapattığı, bu kapama işleminin ... isimli bir başka kişiye yapılan 64.000,00 TL tutarlı ödemenin ... ile birlikte başkaca kişilerin cari hesap bakiyelerinin kapatılmasında kullanıldığı, fakat bu ödemenin ...'in nam ve hesabına yapılıp yapılmadığının ise tespit edilemediği, Davacının ise davalı olan ticaretini ... - Alıcılar - ... A.Ş. cari hesabında takip ettiği, dava konusu faturanın ödenecek tutarı / bedeli ve alacağı olan 18.082,08 TL'yi bu cari hesaba kaydettiği, Dava konusu faturanın bedelinin davalının sunduğu kopya ve kapanış tasdiki yapılmayan deftere göre tamamının ödendiği, davacının sunduğu kopya ve kapanış tasdiki yapılmayan deftere göre ise dava konusu fatura bedelinin ödenmediği, dava tarihi ve 31/12/2024 tarihi itibari ile davacının davalıdan 18.082,08 TL alacaklı olduğu, Her ne kadar davalının sunduğu defterde, davacıya olan borç ... isimli bir başka kişiye yapılan 64.000,00 TL tutarlı ödeme nedeniyle kapatılsa da, davalının ... ve ... yönünden temlik sözleşmesi sunması veya ödenen bedelin davalıya teslim edildiğini kanıtlaması durumunda davalının, davacıya borçlu olmayacağı, aksi durumda davalının yaptığı ödeme kaydının gerçeğe uygun bir belgeye dayanmaması nedeniyle geçersiz olacağı ve davalının davacıya 18.082,08 TL borçlu olacağı, Yukarıdaki tespitlerin tarafların HMK 222'de tarif edilen şekil şartlarına uymayan defterleri üzerinden yapıldığı, bu defterlerin delil olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin takdirinin Yüce Mahkemenizde olduğu, bu defterlerde yer alan, Davalının kayıtlarına göre dava tarihi itibari ile davalının davacıya borcunun bulunmadığı, Davacının kayıtlarına göre ise dava tarihi itibari ile davalıdan 18.082,08 TL alacaklı olduğu, Mahkemenizin tarafların sundukları defterleri delil olarak kabul etmemesi durumunda ise; ... seri numaralı KDV genel tebliğine göre, dava konusu faturanın tevkifatlı olduğu, satıcı ve alıcının tebliğ uyarınca satış ve vergi kesintilerini 1 ve 2 nolu kdv beyannamesi ile karşılıklı olarak vergi dairelerine bildirmelerinin zorunlu olduğu ve tarafımca teslim alınan ve rapor ekinde sunulan GİB onaylı kdv beyannamelerinde tarafların dava konusu faturaya yönelik işlemlerini 2024/07 döneminde karşılıklı ve uyumlu olarak ilgili vergi dairelerine bildirdiklerinin tespit edildiği, Yargıtay . Hukuk Dairesinin 14.10.2014 tarih, ... esas ve , ... kararını, dava konusu faturanın vergi dairesine bildirimi hususunda 1 ve 2 nolu kdv beyannamesi yönünden emsal / kıyas olarak kabul ederse dava konusu faturaya yönelik hizmetin davacı tarafından davalıya teslim edildiği sonucuna ulaşılacağı, Teslimin gerçekleştiği kararı sonrasında, davalının fatura bedelinin ödendiğine yönelik belge sunması ve Mahkememizin bu belgeyi kabül etmesi durumunda davalının, davacıya borcunun bulunmayacağı aksi durumunda ise davalının davacıya 18.082,08 TL borçlu olacağı, başka bir ifade ile davacının, davalıdan 18.082,08 TL alacaklı olacağı, görüş ve kanaatine varıldığı yönünde rapor düzenlenmiştir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları) Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir. Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.(Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems:Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı) Somut olayda; davacı ile davalı arasındaki sözleşmeye istinaden nakliye işinin yapıldığı, nakliye bedelinin ödenmemesi nedeniyle, Akşehir icra müdürlüğünün ... esas nolu dosyasında takip yapıldığı, yapılan takibe itiraz üzerine, mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflar arasındaki borç ve alacak ilişkisinin tespiti amacıyla, davacı ve davalı tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; taraf defterlerinin HMK 222 de tarif edilen "kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." hükmünü sağlamadığı, her iki tarafın kopya ve kapanış tasdikleri yapılmayan defterlerinde dava konusu olan ve davacının davalıya düzenlediği, 08/07/2024 tarih, ... seri ve ödenecek tutarı 18.082,08 TL olan faturanın kayıtlı olduğu, her iki tarafın defterlerinde iade faturası tanzim edilmiş olmadığı, iade faturasına yönelik bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, davalının, davacı ile olan ticaretini 320 12 - Satıcılar - ... cari hesabında takip ettiği, dava konusu faturanın ödenecek tutarı olan 18.082,08 TL'yi bu cari hesaba kaydettiği, davalının 20/08/2024 tarih ve 32 yevmiye numaralı kayıt ile davacı ile ticari ilişkisini takip ettiği 320 12 - ... cari hesabının bakiyesini kapattığı, bu kapama işleminin ... isimli bir başka kişiye yapılan 64.000,00 TL tutarlı ödemenin ... ile birlikte başkaca kişilerin cari hesap bakiyelerinin kapatılmasında kullanıldığı, fakat bu ödemenin ...'in nam ve hesabına yapılıp yapılmadığının ise tespit edilemediğine yönelik tespitte bulunulmuştur. Davalı tarafın ticari defterlerinde, davacının düzenlediği faturanın kayıtlı olması ve iade faturasının kesilmemiş olması karşısında, ispat külfetinin davalı tarafa geçtiği kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalı tarafın defterlerinde ... isimli bir başka kişiye yapılan 64.000,00 TL tutarlı ödemenin ... ile birlikte başkaca kişilerin cari hesap bakiyelerinin kapatılmasında kullanıldığı tespit edilmiş ise de, davacı tarafın ticari defterlerinde bu yönde bir kayıt olmaması ve davalının ticari defterlerinde yer alan bu kayıt doğrultusunda, yapılan ödemenin davacının alacağı için yapıldığına yönelik yeterli delil sunulmaması karşısında davacının fatura bedeli kadar alacaklı olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı tarafından takip öncesinde, davalıya yapılmış bir ihtar bulunmaması karşısında, davacının takip öncesi faiz talebi reddedilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-Davanın kısmen kabulü ile; davalının Akşehir icra müdürlüğünün ... esas nolu dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 18.082,08 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2-Takip tarihine kadar işletilen faiz talebine bağlı fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Alacağın likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağa uygulanacak %20 icra inkar tazminatı olan 3.616,41 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Karar tarihi itibariyle (kabul edilen dava değerinin 18.082,08 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 1.235,18TL. nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL. harcın mahsubu ile kalan 807,58 TL. harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL. Peşin harç yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL. Başvuru harcı gideri, 7.087,50 TL. Posta ücreti ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.515,10 TL. yargılama giderinin kabul olunan miktar üzerinden hesaplanan 6.898,22 TL.'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (kabul olunan dava değerinin 18.082,08 TL. olduğunun kabulü ile) davacı vekili için 18.082,08 TL. nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddolunan dava değerinin 1.616,98 TL. olduğunun kabulü ile) davalı vekili için 1.616,98 TL. nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL. yargılama giderinin, kabul olunan miktar üzerinden hesaplanan 3.304,49 TL.'nin davalıdan, bakiye kalan 295,50 TL.'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 11-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine, Dair ; davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/11/2025
Katip Hakim
Bu belge 5070 sayılı kanun uyarınca Elektronik İmza ile imzalanmıştır.