İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/468 E. 2024/598 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/468
- Karar No
- 2024/598
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davacının 11/09/2020 tarihli “İş Makinası Kiralama Sözleşmesi” ile davalı borçluya iş makinası kiraladığını, davalı borçlunun, sözleşme hükümlerine göre davacıya ödemesi gereken 5.959.-TL borcunu ödemediğini, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine dair ödeme emrinin davalıya 30/03/2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalı tarafın işbu takibe 30/03/2021 tarihinde itiraz ettiğini ve haksız olan bu itirazı nedeniyle icra takibinın durduğunu, davalının Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaya yaptığı borca itirazın iptali ve takibin devamına, davacı lehine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak, Konya . İcra dairesi dosyasında icranın yetkisine itirazlarının kabulü ile, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesini, vekil edenin alacaklı görünen şahsa hiçbir borcu bulunmadığından icra takibine, itiraz etmiş olduklarından bahisle açılan icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini , davanın usulden reddine ve dava şartı yokluğu sebebiyle reddine ve davacının kötü niyetli icra takibi başlatması ve kötü niyetle itirazın iptali davası açması sebebiyle toplam alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmelerine karar verilmesini talep etmiştir. TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir. Davaya konu, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin 5.959,00 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 25.09.2020 tarihli 5.959,00 TL bedelli faturanın gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davaya ve takibe konu fatura nedeniyle taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, faturadaki hizmetin davalıya sunulup sunulmadığı, davacının bu fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı ile varsa alacak tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları) Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir. Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı) Davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 21.11.2021 tarihli bilirkişi raporu ile faturanın defterlerde kayıtlı olduğu ve davacının fatura bedeli kadar alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 25.02.2022 tarihli bilirkişi raporu ile faturanın defterlerde kayıtlı olduğu, fatura bedelinin ödendiğine ilişkin kayıt düşüldüğü ancak dayanak belgesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Davaya ve takibe konu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması karşısında karine olarak faturaya konu hizmetin davalıya sunulduğu kabul edilmelidir. Bu aşamada davalı ya karinenin aksini ya da ödemeyi ispat etmek zorundadır. Her ne kadar davalı defterlerinde ödeme kaydı bulunmaktaysa da dayanak belgesinin bulunmaması ve davacı defterleri ile örtüşmemesi nedeniyle bu kayda itibar edilemez. Davalı karinenin aksini ya da ödemeyi yazılı delillerle ispatlayamadığından kendisine yemin delili hatırlatılmış, yemin teklifi uyarınca davacı faturaya konu hizmeti sunduğuna ve bedelinin ödenmediğine dair yemin etmiştir. Bu nedenle davacının takibe konu fatura nedeniyle 5.959,00 TL tutarında alacaklı olduğu kabul edilmiş ve takibe itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Tarafların tazminat istemleri yönünden tapılan değerlendirmede, itirazın haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine tazminata hükmedilmiş, takibin kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından ise davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KABULÜ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 5.959,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2-5.959,00 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 1.191,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının tazminat isteminin reddine, 4-Alınması gereken 407,05 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 71,97 TL harcın mahsubu ile bakiye 335,08 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 6-Davacı tarafından yapılan 131,27 TL harç gideri ve 1.300,20 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 1.431,47 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 5.959,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair ; davacı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. Katip Hakim e-imzalıdır e-imzalıdır ¸ 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.