İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/169 E. 2023/894 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/169
Karar No
2023/894
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/169 Esas KARAR NO : 2023/894 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/03/2023 KARAR TARİHİ : 23/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı...Sigorta A.ş. tarafından ZMMS kapsamında sigortalı olan ... plakalı araç ile müvekkiline ait... plakalı araç arasında 25.08.2022 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası davalı sigorta şirketinde ... nolu dosyanın açıldığını, davalı tarafın görevlendirdiği sigorta eksperinin raporunda yedek parça tutarı 60.421,44 TL’den 10.888,00 TL iskonto yaparak 49.533,44 TL ve işçilik 9.250,00 TL toplamda KDV dahil 69.364,46 TL tespit yaptığını, yedek parçaların orijinal olarak tedarik edilmediğini, müvekkiline ait aracın ... Oto tarafından onarıldığını, müvekkili tarafından uzman görüşü raporu alındığını, raporda yedek parça tutarının 61.922,24 TL, işçiliğin 9.250,00 TL olduğunun KDV dahil 83.983,24 TL tespit edildiğini, davalı tarafından 69.364,45 TL ödeme yapıldığını, uzman görüşüne göre araçta 15.000,00 TL değer kaybı oluştuğunu, davalının değer kaybı için 10.389,00 TL ödeme yaptığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalının 20/09/2022 tarihinden itibaren temerrüt faizinden sorumlu olmasını, eksik ödenen hasar tazminatı farkının Yargıtay kararlarına göre iskontosuz gerçek zarar fiyatları ile rakama KDV dahil hesabı ile şimdilik 10,00 TL'nin, değer kaybı farkının Yargıtay kararlarına göre şimdilik 10,00 TL'nin, 20/09/2022 (temerrüt tarihi olarak tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı...Sigorta A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle: yetki itirazları olduğunu, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davanın zaman aşımı nedeni ile reddinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığını ve herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, müvekkili şirketin aracın hasarına ilişkin 23.09.2022 tarihinde 69.364,45 TL ve değer kaybına ilişkin 30.09.2022 tarihinde 10.389,00 TL ödeme yaptığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe ile sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla araçta değer kaybı bulunmadığından başvurunun reddinin gerektiğini, anlaşmalı servisin sigortalıdan onay almadan hiçbir işlem gerçekleştiremeyeceği gibi eksper ile servis arasındaki iskontonun ise başvuran tarafın lehine olup başvuran onay verdikten sonra müvekkili şirketten iskonto farkının talep edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Açılan dava, 25/08/2022 tarihinde davalı sigorta şirketinden Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortaları bulunan ... plaka sayılı araç ile... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu davacıya ait... plaka sayılı araçta meydana gelen hasar ve hasar nedeniyle oluşan değer kaybı bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir. Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. Mahkememizce dosya rapor aldırılmak üzere mahkememizce görevlendirilen bir trafik alanında uzman bir otomotiv alanında uzman makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 06/09/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; trafik kural ihlalleri yönünden davalı... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesinin (j) bendinde düzenlenen “Manevraları düzenleyen genel şartlara uymamak” şeklindeki kuralın ihlali, 67. maddesinde düzenlenen: “a)Sürücülerin, park yapmış taşıtlar arasından çıkarken, duraklarken veya park yaparken taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır. b)Yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönmek veya geriye gitmek yasaktır. İzin verilen hallerde bu manevraları yapacak sürücüler, karayolunu kullananlar için tehlike veya engel yaratmamak zorundadır.” şeklindeki kuralları ihlal ettiği; davacı ...'ın (... plakalı araç) 2918 Karayolları Trafik Kanunu’nu ihlal eden bir davranışının bulunmadığı kanaatine varıldığını; dava dışı ... plakalı araç malikinin 2918 Karayolları Trafik Kanunu’nu ihlal eden bir davranışının bulunmadığı kanaatine varıldığı; hasar miktarı, değer kaybı, ekspertiz ücreti yönünden aracın hasar bakımından gerçek zararının orjinal parça ile onarım yapılması halinde araçtaki hasar bedeli olarak yedek parça toplamının iskontolu KDV hariç 60.421,44 TL olacağı ve işçilik bedelinin KDV hariç 9.250,00 TL olmak üzere araçtaki toplam hasar bedelinin KDV hariç 69.671,44 TL, KDV dahil 82.212,30 TL olacağı, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 69.364,45 TL hasar ödemesi nedeniyle, ödenen bu miktar düşülmesi durumunda bakiye hasar onarım bedelinin KDV dahil (82.212,30 TL – 69.364,45 TL) 12.847,85 TL olabileceği;... plaka sayılı aracın vaki kazada değişim, onarım, doğrultma ve boya gören ön panel, motor kaputu, sol ön çamurluk, ön şase kolu sol parçalarının vaki kaza öncesinde de hasarlı olduğundan 2.el satışı esnasında araçta değer kaybı meydana gelmeyeceği kanaatine; 500,91 TL ekspertiz bedelinin ve 375,69TL değer kaybı tespit bedelinin makul bir değer olduğu, yargılama gideri sayılıp sayılmayacağı veya gerçek zarar olup olmadığı hukuki bir konu olması nedeniyle değerlendirmesinin ve taktirinin Sayın Mahkemeye bırakıldığı hususlarında görüş ve kanaatlerini içerir raporlarını dosyaya sunmuşlardır. Davacı vekilinin 10/10/2023 tarihli dava değeri artırım dilekçesi ile dava dilekçesinde 10,00-TL olarak talep ettikleri hasar kaybı tazminatı taleplerini 12.847,85-TL'ye arttırdıklarını beyan ettiği görülmüştür. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduğu anlaşılmakla bu itiraz açısından bir değerlendirme yapma gerekliliği hasıl olmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uygulanmaz. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Netice itibarıyla, dava konusu kazanın 25/08/2022 tarihinde gerçekleştiği 2 yıllık zamanaşımı süresinde davanın açıldığı anlaşılmakla zamanaşımı definin reddine reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davalı sigorta şirketi nezdinde ... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, dava konusu araca ait olarak bulunan tramer kayıtları, bilirkişi raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın 25/08/2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'a ait... plakalı araçta meydana gelen hasar bedeli miktarının belirlenmesi ile belirlenen hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davaya konu trafik kazasının davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı plakalı araç sürücüsünün 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesinin (j) bendinde düzenlenen “Manevraları düzenleyen genel şartlara uymamak” şeklindeki kuralın ve 67. maddesinde düzenlenen: “a)Sürücülerin, park yapmış taşıtlar arasından çıkarken, duraklarken veya park yaparken taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır. b)Yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönmek veya geriye gitmek yasaktır. İzin verilen hallerde bu manevraları yapacak sürücüler, karayolunu kullananlar için tehlike veya engel yaratmamak zorundadır.” şeklindeki kuralları ihlali nedeniyle kazanın meydana geldiği, bilirkişi raporu ile kaza neticesinde davacıya ait aracın kaza sonrası oluşan hasar bedelinin KDV hariç 69.671,44 TL, KDV dahil 82.212,30 TL olacağı, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 69.364,45 TL hasar ödemesi dikkate alındığında bakiye hasar onarım bedelinin KDV dahil (82.212,30 TL – 69.364,45 TL) 12.847,85 TL olabileceği, yerleşik ve güncel Yargıtay içtihatları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında da kabul edildiği üzere, trafik kazasının gerçekleşmesinde kusuru bulunan araç sürücüsü ve maliki ile aracın sigorta poliçesini tanzim eden sigorta şirketinin, mağdur konumundaki tarafın gerçek zararını gidermekle mükellef olduğu, davacı vekilinin 10/10/2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava ilekçesinde 10,00-TL olarak talep ettikleri hasar kaybı tazminatı taleplerini 12.847,85-TL'ye arttırdıklarını beyan ettiği ve arttırılan dava değeri üzerinden eksik harcı mahkememiz veznesine yatırdığı, dava açılmadan önce davacı tarafça sigorta şirketine başvuru yapıldığı, bu kapsamda davalı sigorta şirketinin 20/09/2022 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü anlaşılmakla, açılan davanın kısmen kabulüne kabulüne değer kaybı yönünden ise yukarıda açıklanan gerekçelerle şartların oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: Davanın kısmen KABULÜ İLE 12.847,85-TL hasar tazminatı bedelinin, davalı sigorta şirketinden 23/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Değer kaybı talebinin reddine, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 878,-02 TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın ve 219,30-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 8.377,23-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan 3,75 TL KEP ücreti, 60,00 TL elektronik tebligat ücreti, 2.400,00 TL bilirkişi ücreti, 1.034,39-TL ekspertiz ücreti, 179,90-TL peşin harç, 179,90- TL başvurma harcı, 219,30-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 4.077,24-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 12.847,85-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca davanın ret oranı dikkate alınarak 10,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 77155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 3.119,69-TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 0,31-‬‬TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/11/2023 Katip... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/169, K. 2023/894, T. 23.11.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-169-e-2023-894-k-03f752c3ec3a