İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/252 E. 2020/551 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/252
- Karar No
- 2020/551
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/252 Esas KARAR NO : 2020/551 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ :18/06/2020 KARAR TARİHİ : 25/11/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ...'ın, ev eşyalarının Diyarbakır'dan Giresun'a taşınması için davalı ... (... Nakliyat) ile taşıma sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında dava dışı sigortalıya ait ev eşyalarının davalı ...'a ait ... plakalı araç ile sürücü ... tarafından taşınacağını, müvekkili sigorta şirketinin ise, dava dışı sigortalı ...'ın ev eşyasının taşınmasına ilişkin ... Nakli Sigorta Poliçesi düzenlediğini, davalı sürücü ... tarafından 21.07.2017 tarihinde eşyalar araca yüklenip yola çıktıktan sonra Bayburt - Araklı karayolunda tek taraflı trafik kazası geçirdiğini, kazanın davalının viraja sert girmesi neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybedip banket alanından çıkarak aracın devrilmesi sonucu meydana geldiğini ve davalının tam ve asli kusuruyla dava dışı sigortalıya ait emtiaların hasara uğramasına neden olduğunu, kaza neticesinde söz konusu eşyaların kırılmış ve lekelenmiş olduklarının tespit edildiğini ve hasarların giderilebilmesi için kırılmış olan eşyaların yenileriyle değiştirilmesi, lekelenmiş olan eşyaların ise temizlenmesinin gerektiği kanaatine varıldığını, hasarlı ev eşyaları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde mobilya aksamını oluşturan eşyaların tamamı ile gövde, kapak ve küvet kısımlarından hasarlı olan beyaz eşya grubunun yenilenmesi gerektiği, ancak yenilenmesi gerektiği kanaatine varılan tüm eşyalardan eskime payı ve sovtaj bedeli düşülerek toplam hasarın 34.327,00 TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin poliçe limitine kadar sorumlu olduğundan dava dışı sigortalıya 21.08.2017 tarihinde 30.000,00 TL tutarında ödeme gerçekleştiğini, Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesine göre sigortalısının haklarına halef olmakla davalılara ihtarname göndererek ödemek zorunda kaldığı bedelin tahsilinin talep edildiği ancak davalıların ödeme yapmaması üzerine, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını ancak davalıların haksız ve mesnetsiz şekilde icra takibine itiraz ederek takibi durdurduklarını, bu nedenlerle davalıların malvarlığı üzerine öncelikle teminatsız, aksi takdirde uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalıların icra takibine vaki haksız itirazlarının iptali ile takibin 32.325,00-TL üzerinden; icra inkar tazminatı, ticari faiz, yargılama harç ve masrafları eklenerek birlikte devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça davaya konu icra takibinin Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet ilkesi çerçevesinde talep edildiğinin beyan edildiğini, sigorta şirketinin davadaki taleplerini ancak halef olduğu tarafın hakları dairesinde talep edebileceğini, davacı sigorta şirketinin halefi olduğu ... ile müvekkilleri arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi olduğunu, bu nedenle davanın Tüketici Mahkeme'sinde görülmesi gerektiğini, davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi talep etmiştir. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Görev hususu yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilip incelenmelidir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. R. G. 03.07.1944 sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde olduğundan, görev hususu değerlendirilirken davanın halefiyete dayalı açılan tazminata dayalı itirazın iptali davası olması karşısında ve yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel ilişkinin ne olduğunun tesbit olunması önem arzeder. Zira bu temel ilişkiye göre görevli olan mahkeme hangisi ise halefiyete dayalı dava açan davacının da aynı mahkemede davayı açması gerektiğinden, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Kanunun m. 3/f.1 -bend (l) ile tüketici işlemi tanımlanmış, bu tanıma göre, Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak açıklanmış, yine (k) bendinde ise tüketici ise ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak düzenlenmiştir. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde tüketicinin, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi"; tüketici işleminin, " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 73/1 fıkrasında da tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu hüküm altına alınmıştır. 6502 sayılı Kanuna göre, davacı sigortalı tüketici, taraflar arasında yapılan sigortacılık hizmeti ise; kanunun tanımladığı anlamda tüketici işlemidir. 6502 sayılı Kanunun, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamaların tüketici mahkemelerinde çözümünü öngören 73. maddesi hükmü ile, “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun göreve ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğini” düzenleyen 83/2. maddesinin açık hükmü nedeniyle somut uyuşmazlığa bakma görevi tüketici mahkemelerinin görev alanına girmiştir. Somut olayda dava konusuna göre, sigortacının sorumlu kişiler aleyhine açmış olduğu işbu davanın halefiyet hakkına dayalı rücu davası olmakla davacı ile davalılar arasında tüketici işlemi ve tüketici ilişkisi bulunduğu, sigortacının, halefiyete dayalı dava açması nedeniyle halef olduğu, dava dışı tüketici olan sigortalı ile davalılar arasındaki temel uyuşmazlığa göre görevli mahkeme hangisi ise bu mahkemede dava açması gerektiğinden, davacının halefi ile davalılar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre, 6502 sayılı yasanın 73. maddesi uyarınca davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan, yine aynı kanunun 83/f.2 uyarınca, "Taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmü gereğince dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3, 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu nazara alındığında, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, açılan davada Türk Ticaret Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusuna göre görülmekte olan davanın mutlak veya nîspi ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığı kanaatine varıldığından; bu davanın çözümünde, genel mahkeme sıfatıyla görevli ve yetkili mahkeme olan Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu, Mahkememizin görevli bulunmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, 2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine, 3- HMK'nun 331/2.maddesi gereğince; a-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine, 4-Sair hususların görevli mahkemede değerlendirilmesine, 5-İş bu kararın taraflara tebliğine, Dair, davacı ... Anonim Şirketi vekili Av. ... ile davalılar ... ve ... vekili Av. ...'in yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/11/2020 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı