İlk Derece Mahkemesi · İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1405 E. 2018/155 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1405
- Karar No
- 2018/155
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/1405 Esas KARAR NO : 2018/155 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 05/12/2016 KARAR TARİHİ: 13/02/2018 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Dava konusu borcun muhatabı ...Şti.’nin 1997 yılında müvekkili ... ve davalı ... tarafından eşit oranda sermaye konulmak suretiyle ...’de kurulduğunu, şirket kurulduktan belli bir süre sonra finansal açıdan sıkıntıya girdiği ve adına tahakkuk eden vergileri ödeme konusunda güçlükler yaşamaya başladığı, sonuç olarak 2004-2009 yılları arasında ödenmesi gereken vergi borçlarının bir kısmının ödenemediği ve yaşanan güçlükler nedeni ile müvekkili ...’ın anılı şirkete ait hisselerini 2009 yılında ...’a devrettiğini, geçmiş dönem borçlarının ödenmesi hususunda aşama kaydedilmediği, müvekkilinin 31.10.2014 tarihinde İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’na başvurarak 6552 sayılı yasanın 73.maddesi uyarınca geçmiş döneme ait toplam 41.038,29 TL ödenmemiş vergi borcunun yapılandırılmasını talep etmek zorunda kaldığını, yapılandırma neticesinde işbu borcu aylık 2.27,90 TL’lik taksitler halinde on ay boyunca ödeyen müvekkilinin kalan 17.176,55 TL borcu 6736 sayılı kanunun 2.maddesi mucibince 31.08.2016 tarihinde tekrar yapılandırıldığı ve aylık 1.908,48 TL olarak ödemeye başladığını, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunu’nun değişik 35.maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10.maddesi ışığında ortaklıktaki sermaye hissesi oranını aşacak şekilde anılı şirkete ait vergi borcunun tamamını yapılandırarak diğer ortak ...’nin ödemesi icap eden borç tutarını da ödeyen müvekkilinin borçlu ortak ...’den adına ödememiş olduğu amme alacağına ilişkin vergi borcunun kendisine düşen payının rücu edilerek tahsil edilmesi sebebi ile dava açma gereği duyulduğunu, açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin ortağı olduğu ... vergi numaralı ...Şti. adına tahakkuk eden amme alacağının tamamının 2014-2016 yıllarında yapılandırılmak suretiyle müvekkili tarafından ödenmesi hasabiyle işbu vergi borcunun borçtan sorumlu siğer şirket ortağı ...’den ortaklıktaki sermaye hissesi oranında ödeme tarihinden itibaren işlemiş faiziyle birlikte tahsiline, üzerine başkaca menkul/gayrimenkul bulunmadığından ... ili, ... ilçesi, ... Mah, ... Sokağı, ... Parsel, ... Pafta, ... no.lu bağımsız bölümdeki 1/1 payı muris ...’ye ait Bahçeli Kargir 2 adet Dublex bina niteliğindeki taşınmazın intikali yapılmamış mirasçısı olan davalı ...’nin kanuni payına tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; davacının dava dilekçesinde müvekkili ile eşit oranda sermaye konulmak suretiyle kurmuş oldukları ...Şti.adına tahakkuk eden amme alacağının tamamının 2014-2016 yıllarında yapılandırılmak suretiyle davacı tarafından ödenmesi sebebiyle borç meblağından müvekkilinin sorumlu olduğunu iddia ettiği tutarı talep ettiğini, davacı tarafından davacının şirkete ait hisselerini 2009 yılında ...’a devrettiğini beyan ettiği, yani davacının şirketteki hak ve borçlarını 2009 yılında bir başkasına devrettiği, makbuzlar üzerinde yapılan incelemelerde ...Şti. adına yapılandırma yapıldığı ve borcun 2014 ve 2016 yıllarında ödendiğinin görüldüğü, bu durumda davacının ortağı olmadığı bir şirketin borcunu ödediğini iddia ettiği, şayet şirketin borcunu ödemiş ise bunu gerçek kişi olan müvekkilden talep etmek yerine tüzel kişi olan şirketten talep etmesi gerektiğini, Kemeraltı Vergi Dairesi’nden gelen 28.12.2016 tarihli ... no.lu cevaptan anlaşıldığı üzere şirketin vergi borcuna mahsuben yapılan ödemelerin tamamının şirket nam ve hesabına yapıldığı, bu ödemelerin davacı asil tarafından yapıldığını gösterir herhangi bir emare dahi bulunmadığı, davacının yapmış olduğu herhangi bir ödeme olmadığı için herhangi bir rücu talep hakkı da olmadığını, kabul anlamı taşımamak üzere davacının bir an için bu ödemeleri kendisinin yaptığını kabul etsek dahi yapılan ödemelerin toplam tutarının dahi davacının talebinin yanına dahi yaklaşamadığı, davacının adeta ileride ödemesi muhtemel tutarların (vergi borçlarının) tamamının (hatta fazlasını) müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını, sayın Mahkemece toplanan evraklar incelendiğinde davacının ilgili şirkete ilişkin vergi borcunu iki defa yapılandırmış olduğu, ilk yapılandırmada borcun her bir taksitinin (usulsüzlük cezası da dahil olmak üzere) 2.279,90 TL olmak üzere on sekiz eşit takside bölündüğü ve bu taksitlerden ilk on taksitin ödendiği, ikinci defa yapılan yapılandırma kapsamında da bakiye vergi borcunun her bir taksitinin (usulsüzlük cezası da dahil olmak üzere) ortalama 1.908,50 TL olmak üzere dokuz eşit takside bölündüğünün anlaşıldığı, ikinci kez yapılandırılarak taksitlendirilen borcun ilk taksiti olan (usulsüzlük cezası da dahil olmak üzere)ortalama 1.908,50TL’nin de ödenip ödenmediğinin belirsiz olduğunu, buna rağmen bu tutarın da davacı tarafından ödendiğini bir an için kabul etsek bile davacının bugüne kadar yaptığı toplam ödeme tutarının 24.707,53 TL olur ki davacının talebinin ödenen bedelin yarısı olduğu, davacının ne şekilde 39.775,55 TL’ye ulaştığının taraflarınca hiçbir şekilde anlaşılamadığını, bununla birlikte yapılan ödemelerin davacı tarafından yapıldığına ilişkin herhangi bir emare mevcut olmayıp bu yöndeki talebin taraflarınca kabulünün asla mümkün olmadığını, davacının şirket hisselerini devretmesinden müvekkilinin haberinin bulunmadığı, ayrıca şirketin vergi borçlarının yapılandırılması ve bunların ödeme planı ile ilgili de müvekkiline hiçbir bilgi verilmediği, kaldı ki davacı tarafından verildiği ileri sürülen yapılandırma talep dilekçelerindeki imzaların birbirine benzemediği, başvurunun dahi davacı tarafından yapıldığı konusunda kesinlik yokken bir takım makbuzlar ibraz ederek rücu talebinde bulunulmasının anlaşılamadığını, arz ve izah edilen nedenlerle davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER :Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; yapılandırmaya ilişkin tüm belge ve dekontlar, yapılandırma neticesinde ödenen taksitlere ilişkin makbuz, veraset ilamı, tapu kaydı, nüfus kayıt örneği, ticaret sicil kayıtları, bilirkişi incelemesi, Yargıtay kararlarına dayandığı görülmüştür. Davalılar vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, bilirkişi incelemesine dayandığı görülmüştür. Mahkememizce tarafların dosyaya sundukları ve celbini talep ettikleri kayıtların ve belgelerin dosyaya teminine mütakiben dava dosyası Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ...'e tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu dosyaya sunulan rapor ve ek raporda özetle, Dava dışı ...Şti.’nin yasal defterlerinin ibraz edilmemiş olması sebebi ile yapılan incelemeler dava dosyası ile sınırlı kalmış olup, yapılan incelemeler sonucunda raporun inceleme ve değerlendirme bölümünde ayrıntısı ile belirtildiği gibi, her ne kadar İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtlarından dava dışı ...Şti.’nin 2004-2005-2006-2007-2008-2009 yıllarındaki hissedarları ile kanuni temsilcilerinin kim olduğu konusunda herhangi bir tespit yapılamamış olsa da, Kemeraltı Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün cevap yazısından davacı ... ile davalı ...’nin dava dışı şirketin %50’şer hissesine sahip oldukları ve her ikisinin de kanuni temsilci olduklarının anlaşıldığı, dava dışı ...Şti.’nin 08.12.2009 tarihi itibari ile Tasfiye Halinde olduğu, ancak dava dosyası kapsamında yapılan incelemelerde dava dışı şirketin 2014-2015-2016 yıllarında ödeme gücü olup olmadığı konusunda herhangi bir tespit yapılamadığı, tarafların ortağı ve aynı zamanda kanuni temsilcisi oldukları dava dışı ...Şti.’nin 31.10.2014 tarihi itibari ile 2004-2006-2007-2008-2009 takvim dönemlerine ait 71.033,30 TL vergi aslı, 342,68 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 71.375,98 TL tutarında vergi borcu bulunduğu, davacı ... tarafından 31.10.2014 tarihi itibari ile işbu vergi borçlarının 6552 sayılı kanun gereği yapılandırılarak 41.038,29 TL olarak taksitlendirildiği ve işbu borçlardan 22.799,00 TL tutarındaki kısmının 05.12.2016 dava tarihi itibari ile ödendiği, davacı ... tarafından 31.08.2016 tarihi itibari ile önceki yapılandırmada ödenmeyen 2007-2008-2009 yıllarına ait 31.720,32 TL tutarındaki vergi borcunun, 6736 sayılı kanun gereği tekrar yapılandırılarak 17.176,55 TL olarak taksitlendirildiği ve işbu borçlardan 1.908,53 TL tutarındaki kısmının 05.12.2016 dava tarihi itibari ile ödendiği, davacı ...’ın 12.353,77 TL tutarındaki vergi ödemesi alacağına istinaden; ödeme tarihleri ile 05.12.2016 dava tarihi arasında yıllık % 9 yasal faiz oranı ile talep edebileceği faiz miktarının 1.217,71 TL olduğu, dava dışı şirketin 05.12.2016 dava tarihi itibari ile 6736 sayılı kanun gereği ödenmesi gereken ancak vadesi gelmemiş toplam vergi borcunun 15.268,02 TL olduğu tespit edilmiş olup, davacı ... tarafından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10.maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu’nun mükerrer 35. maddesi gereği; 05.12.2016 dava tarihine kadar ödediği toplam 24.707,53 TL tutarındaki vergi borcunun %50’si olan 12.353,77 TL tutarındaki kısmı için davalı ... ’ye rücu edilebileceği görüş ve kanaatinde olduğunu beyan ettiği görülmüştür. DEĞERLENDİRME :Dava; limited şirket ortaklığının sorumluluğundan doğan alacak istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, her ne kadar TTK'nun 573. Maddesine göre "Ortaklar şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde ön görülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlü oldukları" düzenlenmiş ise de, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunu'nun 35/1. fıkrasında "Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar" aynı yasanın 35/2. maddesinde "Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden 1. Fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olurlar." aynı yasanın 35/3. Fıkrasında "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar amme alacağının ödenmesinden 1. fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükümlerindeki düzenleme uyarınca her ne kadar limited şirketi ortaklarının, şirket borçlarından dolayı sorumlulukları TTK'nun 573. Maddesinde belirtilen sınırlar dahilinde düzenlenmiş ise de 6183 sayılı yasadaki düzenleme kapsamında amme alacağından dolayı şirket borçlarının şirket tarafından ödenmemesi veya şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde şirket ortaklarından tahsil edilebileceği düzenlenmiş olup, iş bu düzenleme çerçevesinde vergi dairesinin davacının payını devretmesine karşın sorumluluğuna binaen vergi borcunun tahsili yönünde davacıdan talepte bulunduğu, davacının da bu kapsamda dava tarihine kadar olan süre içerisinde dava dışı ... Şti'nin vergi borçlarından dolayı vergi dairesine 24.707,53-TL ödemede bulunduğu, dava dışı şirketin tasfiye halinde olduğu, ticari defter ve kayıtlarına ulaşılamadığı, iş bu nedenle vergi borcunun dava dışı şirketten tahsil edilemeyeceği kanaatine varılmakla davacı tarafça vergi dairesine şirket borcundan dolayı yapmış olduğu iş bu ödemeleri, ödeme tarihi ve miktarları da dikkate alınarak şirketteki payı oranında davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmakla davanın kısmen kabul kısmen reddi ile aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur; HÜKÜM: Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere; Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 12.353,77-TL asıl alacak ile dava tarihine kadar işlemiş 1.217,71-TL faiz alacağının, asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı tarafça peşin yatırılan 682,69-TL'nin mahsubu ile bakiye 161,28-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 682,69-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesap edilen 2.180,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesap edilen 3.168,48-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacı tarafça yapılan 29,20-TL başvuru harcı, 146,20-TL tebligat ve posta gideri, 400,00 TL Bilirkişi ücreti dahil olmak üzere toplam 575,40-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 195,33-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Davalı tarafça peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.13/02/2018 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı