İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/875 E. 2024/996 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/875
- Karar No
- 2024/996
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/875 KARAR NO : 2024/996 DAVA : Öz Sermaye Tespiti DAVA TARİHİ : 18/10/2024 KARAR TARİHİ : 27/12/2024 Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; İDDİA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin ... ve Gıda San. Tic. A.Ş.’nin iki hissedarından birisi olduğunu, şirketin toplam sermayesinin 50.000,00 TL olarak belirlendiğini, her ne kadar müvekkili ile ... kağıt üzerinde şirkette hissedar olarak gözükseler de ...’nın şirketle bir ilgisinin bulunmadığını; şirketin sahibi olduğu İzmir ili Buca ilçesi... üstü mevkii sokakta ... parsel numarada kayıtlı iki adet taşınmazının bulunduğunu, bu arsalar üzerinde şirkete ait tavuk çiftliklerinin bulunduğunu, tavuk çiftliklerinin bir yıldan uzun süredir gayri faal olduğunu, şirketin bu iki taşınmaz dışında herhangi bir malvarlığının bulunmadığını, müvekkilinin sahibi olduğu hisseler üzerinde tasarrufta bulunacak olması sebebiyle taşınmazlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak şirketin öz sermayesinin belirlenmesinin gerektiğini belirterek, sözü edilen iki adet taşınmaz üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması suretiyle şirketin öz sermayesinin tespitine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE ; Dava; TTK’nın 343. maddesi gereğince ayni sermaye tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili 27/12/2024 tarihli duruşmada; taşınmazların, müvekkilinin ortağı olduğu şirkete ait taşınmazlar olduğunu, aldırılan bilirkişi raporunun eksik olduğunu, taşınmazların kullanılamaz durumda olması sebebiyle yeniden kullanılır duruma getirilebilmesi için ne kadar maliyet ve süre gerekeceği konusunda teknik bilirkişiler de eklenmek suretiyle yeni bir rapor aldırılmasını istediklerini, şirketin sahip olduğu mal varlıklarına göre borca batık olduğunu, bu nedenle mali müşavir bir bilirkişinin de görevlendirilerek şirketin kayıtlarının incelenmesini ve borca batık durumda olduğunun tespitini istediklerini, şirketin feshi istemiyle İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... Esas sayılı davanın açıldığını ve derdest olduğunu, bu dosyada ek rapor aldırıldıktan sonra söz konusu dava dosyasına ek raporun sunulacğını, bu davanın açılma amacının şirketin borca batık durumda olduğunun tespiti olduğunu belirtmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 343. maddesinde; “Konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342. maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı kanunun 342. maddesinin 1. fıkrasında ise ayni sermaye konabilecek mal varlığı unsurları tanımlanmıştır. Bu maddede de; “Üzerilerinde sınırlı bir ayni hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikri mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dahil, mal varlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. İleri sürülen istek yasal mevzuat ile birlikte değerlendirildiğinde; 6102 sayılı TTK’nın 342. maddesinde ayni sermaye konulabilecek malvarlığı unsurlarının neler olduğu sayılmıştır. Aynı kanunun 343. maddesinde de ayni sermaye konulması halinde bunlara değer biçme yöntemi açıklanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 342 ve 343. maddelerindeki düzenlemeler anonim ve limited şirketlere nakdi ve ayni sermaye konulmasına ilişkin düzenlemelerdir. Olayda böyle bir durum söz konusu değildir. Davacı taraf dava dilekçesi ile dilekçede bildirdiği şirkete ait iki adet taşınmazın değerinin belirlenmesini istemiş, 27/12/2024 tarihli duruşmada ise şirketin borca batık olduğunun tespiti amacıyla bu davayı açtıklarını belirtmiştir. Yukarıda da belirtildiği şekilde; TTK’nın 342 ve 343. maddelerinde konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilecektir. Bu maddelerde şirket mal varlığının güncel değerinin tespitinin mahkemece yapılacağına ilişkin bir düzenleme yoktur. Mahkemelerin görevleri yasa ile belirlenip, davaya konu istekle ilgili olarak mahkememize yasa ile verilmiş bir görev yoktur. Taşınmazlarının değerlerinin tespiti isteği taşınmazların şirkete ayni sermaye olarak konması amacıyla ileri sürülmemiştir. Bu istek, taşınmazların sahibi olan şirketin feshi istemiyle İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davada şirketin borca batık olduğu hususunun ispat edilebilmesi amacıyla ileri sürülmüştür. Yani, mahkememizdeki bu dava söz konusu davaya delil yaratabilmek amacıyla açılmıştır. Şirket feshi davalarında şirketin borca batık olup olmadığı hususu da araştırma konularından olabileceği için söz konusu isteğin fesih davasında ileri sürülmesi ve araştırılması mümkündür. Mahkememizdeki bu dava 6100 sayılı HMK'nın 400 ve izleyen maddeleri kapsamında bir delil tespiti davası da değildir. “Hukuki yarar” 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesi gereğince dava şartıdır. Şirkete ait taşınmazlara değer biçilmesi için piyasadaki uzmanlara başvurulması mümkündür. Davacı tarafın böyle bir imkanı var iken, mahkememize başvurmasında hukuki yararı da bulunmamaktadır. Bunun da ötesinde ve her şeyden önce; davacı, dava dilekçesinde belirtilen davaya konu iki adet taşınmazın sahibi değildir. ... ve Gıda San. Tic. A.Ş. Adına kayıtlı olup, eldeki bu dava da şirket yetkilisi tarafından şirket adına açılmamış olduğundan, davanın öncelikli olarak dava şartlarından olan aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/12/2024 Başkan ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Katip ... ¸E-imza