İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/778 E. 2024/685 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/778
- Karar No
- 2024/685
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/778 Esas KARAR NO : 2024/685 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/09/2023 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin sunmuş olduğu hizmetlerden istifade etme arayışında olan ... davalı uhdesinde bulunan araçlar üzerinde değişen tarihler içerisinde bakım, onarım ve yenileme işlemlerinin yürütülmesi biçiminde taraflar arasında ticari ilişki kurulduğunu, davacı şirket tarafından, ... K ... ve ... tescil plakalı ön yüksek kabin ağır kamyon, çekiciler üzerinde çeşitli işlemler yürütüldüğünü, her bir işlemin nitelik ve kapsamı düzenlenen araç kabul formları içerisinde belirtilerek yürütülen hizmet yla davalı tarafa hizmet verildiğini, muhtelif "İş Emri Araç Kabul Formu" Belgeleri çekindeki araçlar üzerinde yürütülen işlemlerin ardından da aracın teslimini gerçekleştirilerek servisten çıkışı olağan bir şekilde sağlandığını, bahse konu hizmet sunumlarının yerine getirilmesine müteakip faturalar tanzim edilerek davalıya iletildğini, davalı taraf, kendisine elektronik ortamda: iletilen bu faturalara kayıtsız kaldığını, faturalara karşılık herhangi bir anlamda itirazda bulunmadığını, müvekkili Şirket'in gerçekleştirdiği mal ve hizmet sunumlarının ardından, düzenlenen faturalar içerisinde sağlanan menfaatin nevi, miktarı ve tutarı açık bir şekilde yer aldığını, alacağın tahsil edileme anlaşılması üzerine İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; davalının yetki itirazının reddine, davanın kabulü ile Davalının İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki tüm itirazlarının iptali ile takip tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte takibin talep edilen bedel üzerinden devamına, alacak tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep, ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu davanın hukuka aykırı olup davanın yetkili mahkeme Denizli Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacı hakkında icra takibi başlattığını, söz konusu icra takibine karşı yetkiye, ödeme emrine, faize, faiz oranına, takibe konu faturalara, takibe konu faturalara ilişkin hukuki ilişkiye borca ve bilcümle ferilerine itiraz edildiğini, Kale (Denizli)İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğunun belirtildiğini, davacı taraf ile herhangi bir cari hesap ilişkisi bulunmadığını, davalının, davacı taraftan herhangi hizmet aldığını, dava dilekçesine belirtilen phlakalardan müvekkilin üstüne omayan araç yazıldığını, itirazın iptali davasında, alacaklı takibe dayanmadığı belgeler dışındaki herhangi bir belgeye dayanamayacağını, takip talebindeki faturalardan başka delil olarak ticari defterlere ve hesap ilişkisine dayanılmayacağını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini davacı tarafın %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. KANITLAR: Davacının Ba-Bs kayıtları İzmir Vergi Dairesinden celp edilmiştir. Kale Kaymakamlığı Mal Müdürlüğünden davalının esnaf tacir araştırması yapılmıştır. Davalı hakkında Denizli Esnaf Ve Sanatkarlar Odasından belgeler dosyaya celp edilmiştir. Davacının ... yıllarına ait BA/BS formlarının Denizli Kale Mal Müdürlüğünden dosyaya celp edilmiştir. Araçların noter kayıtlarının Uyap sisteminden çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. Davacı vekilinin delilleri arasında dayandığı İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına dayandığı icra takibinin incelemesinde dosyanın taraflarının bu dosya ile ilgisinin bulunmadığı anlaşıldığından İzmir .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası istenilmiştir. İzmir .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının dosya arasına alındığı, borçlunun ..., alacaklının ... Taş. Serv. Ve Mak. Yed. Par. İm. San. Ve Ti. LTD. Şti olduğu, borcun Alacağın takip tarihinden itibaren 86,094.89TL için Yıllık (365 Gün) %16.75 Avans Faiz oranından az olmamak üzere artan oranlarda faizi, Reeskont (avans) faizi, faizin %18 KDVsi icra giderleri, vekalet ücreti ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla Borçlar Kanununun 100. maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve giderlere mahsubuyla tahsili istemi olduğu görülmüştür. Takibe konu, ... plakalı araç ile ... K ... plakalı araçların pasif kayıtlarının Uyap'tan çıkarılarak dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi ... 04/07/2024 tarihli raporunda özetle ; 1- Davacı ...'ne ait 2022-2023 yılına ait ticari defterler incelemeye tabi tutulmuş, yapılan inceleme sonucunda davacı firmanın, 6102 sayılı Y. TTK nun 64/3. Mad. Göre, ticari defterlerin e.defter beratlarının mevzuatına uygun olarak alınmış olduğu, yerinde inceleme tarihi itibariyle ticari defterlerin 6100 sayılı HMK nun 222. Maddesine göre delil niteliğini haiz olduğu, 2- Davacı şirket e.defter kayıtlarının tetkikinde taraflar arasında ticari iş ilişkisinin 2022 yılı itibariyle başladığı, davalı şirketin fatura borcuna istinaden çek tediyesi ile 2022 yılında 32.000,00-TL ödemede bulunduğu, Sayın Mahkemece Gelir İdaresi Başkanlığından celbedilen Ba/Bs formlarında, davaya konu alacak kaydının her iki taraf kayıtları ile örtüşür şekilde davacı kayıtlarını desteklediğinin görüldüğü, 3- Davacı şirkete ait muavin kayıtlar tablo halinde detaylı olarak sunulduğu üzere, davacı şirketin muavin kayıtlarına göre davalı şirketin toplam 10 adet Elektronik ortamda tanzim edien 118.095,00-TL tutarında fatura, davacı şirket ticari defter kayıtlarında işlenik olduğu, işbu faturalar tahtında davalı şirketin iade fatura veya faturaların muhteviyatına 8 günlük itiraz veya ödemeye yönelik belge sunmadığı görülmüş, netice itibariyle davacı ...nin kayıtlarına göre davalı takip boçlusu ... işletmesinden 15.08.2023 takip tarihli İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası kapsamında 86.094,89-TL tutarında alacaklı olacağının kabul edilebileceği, sonucuna varılmıştır. Şeklinde görüş bildirmiştir. GEREKÇE : Dava; Faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır. HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur. İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler)" olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.) İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.) İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3) İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.) Davalı vekili tarafından takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de; Davalı tarafından taraflar arasındaki akdi ilişkinin reddedildiği ancak Davalı'nın BS formlarında davacı taraftan hizmet alındığına ilişkin kaydın bulunduğu, bu halde yetkili icra dairesinin İİK.'nın 50. maddasi uyarınca HMK.'nın yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması suretiyle tespitinin gerektiği, alacağın faturadan kaynaklanan para borcu olduğu HMK.'nın 10 ve TBK.'nın 89. maddeleri uyarınca yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin İcra Dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "Davacı şirket e-defter kayıtlarının tetkikinde taraflar arasında ticari iş ilişkisinin 2022 yılı itibariyle başladığı, davalı şirketin fatura borcuna istinaden çek tediyesi ile 2022 yılında 32.000,00-TL ödemede bulunduğu, Gelir İdaresi Başkanlığından celbedilen Ba/Bs formlarında, davaya konu alacak kaydının her iki taraf kayıtları ile örtüşür şekilde davacı kayıtlarını desteklediğinin görüldüğü" tespit edilmiştir. HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin, defterinin sunulmasına yönelik usulüne uygun ihtar yapılmasına rağmen davalı defterlerinin dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın ticari defterlerini dosyaya sunmaması durumunda davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilebileceği, BS formlarının davalı tarafından Gelir İdaresi Başkanlığına beyan edildiği, davacı tarafın ticari ilişkiyi ispat ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK.'nın 67/2. fıkrasına göre; bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK. 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir. Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile; 1-İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının 86.094,89 TL 'lik alacaktan oluşan borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile takibin takip talebindeki şartlarda DEVAMINA, 2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan toplam alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.881,14 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.039,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.841,32 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine’ ye gelir kaydına. 4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 160,00 TL vekalet harcı, 1.039,82 TL peşin 159,00 TL tebligat ve posta gideri ve 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.628,67 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine. 5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine. 6-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 08/10/2024 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza