İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/347 E. 2024/336 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/347
- Karar No
- 2024/336
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/347 KARAR NO : 2024/336 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/04/2022 KARAR TARİHİ : 26/04/2024 Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; İTİRAZ ; İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında 759.116,74 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı borçluya ödeme emri 19/01/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süre içerisinde vekili aracılığı ile verdiği 20/01/2022 gönderme tarihli dilekçesi ile; takip dayanağı belgelerin ödeme emri ile birlikte borçlu tarafa gönderilmesi gerektiğini, dayanak belgelerin ödeme emrine eklenmediğini, alacaklı tarafa herhangi bir ad ve nam altında borcun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla takibe konu alacağın likit alacak olmadığını ileri sürerek, borca, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilere itiraz etmiştir. İDDİA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin, aralarındaki ticari alışveriş nedeniyle davalı şirketten olan cari hesap alacağını tahsil edemediği için İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, davalının itirazı sonucu takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varamadıklarını, davalı-borçlunun ticari defterler ve kayıtlarının incelenmesi ile ortaya çıkacağı gibi borcunun sabit olduğunu, davalının, ticari defterlerde kayıtlı hiçbir faturaya ve belgeye TTK’nın 21. maddesine göre itiraz etmediğini ve faturaların taraflarca ticari defterlere kaydedildiğini, faturaların tarafı olanların bağlı bulundukları vergi dairesi kayıtlarının da bu hususu doğrulayacağını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak, sadece takibi sürüncemede bırakmak amacıyla takibe itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptaline, müvekkili yararına % 20’den az olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri avukatlık ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde dava konusu alacağın neden kaynaklandığı hakkında herhangi bir açıklamada bulunmadığını, bu hususun 6100 sayılı HMK’nın 119 ve 194. maddelerine aykırılık oluşturduğunu, her ne kadar ödeme emrinde dayanak cari hesap olarak gösterilmiş ve cari hesaba konu faturalar müvekkilinin ticari kayıtlarında yer almış ise de davacı tarafça söz konusu hizmet ve mal satışına konu faturalardaki hizmetin müvekkiline verilmediğini ve mal satışının yapılmadığını, faturaların müvekkilinin kayıtlarında yer almasının fatura konusu hizmetin verildiği veya mal alımının gerçekleştiği anlamına gelmediğini, davacı tarafın “hizmet verdiğini ve mal satışını gerçekleştirdiğini, malı teslim ettiğini” ispat etmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere faturaya dayalı borcun varlığının herşeyden önce hizmet alımına veya mal alımına bağlı olduğunu, faturayı düzenleyen ve alan kimse arasında böyle bir hizmet/mal satımı ilişkisi bulunmadığı hallerde faturanın hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, davaya ve takibe konu alacağın likit olmadığını belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. DELİLLER ; İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyası, taraflara ait BA/BS formları, bilirkişi incelemesi. GEREKÇE ; Dava; satıştan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından ileri sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili; her ne kadar faturalar davacı şirket tarafından düzenlenmiş ise de fiilen böyle bir hizmet almadıklarını, eldeki belgelerin şeklen düzenlendiğini, taraflar arasında bu olaylardan farklı anlaşmazlıkların bulunduğunu, bu hizmetin fiilen verildiğine ilişkin tek taraflı davacı tarafın kayıtlarının yeterli olmadığını, hizmetin fiili olarak verildiğinin ispatının davacı tarafa ait olduğunu, hizmetin verilip verilmediği hususunun belirlenmesi için tanık dinlenmesinin gerektiğini, faturaların müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olduğunu, “ödeme” şeklinde bir savunmalarının bulunmadığını, sadece “hizmetin verilmediği” yönünde savunmalarının bulunduğunu belirtmiştir. Taraflar arasında; “cari hesap şeklinde bir ticari ilişkinin bulunduğu, bu ticari ilişki kapsamında davacının davalı adına cari hesapta gösterilen faturaları düzenlediği, faturaların davalı şirketin ticari defterlerine kaydedildiği” konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davacının davalıya cari hesap kapsamında düzenlenen faturalarda gösterilen hizmeti verip vermediği, mal satış ve teslimi gerçekleştirip gerçekleştirmediği, davalının davacıya borcunun bulunup bulunmadığı, İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyası kapsamında icra takip tarihi itibariyle davalı borcunun ne miktar olduğu, davalının borca itirazında haklı olup olmadığı, itirazın iptali ve tazminat istenebilme koşullaırının bulunup bulunmadığı” konularındadır. Davacı vekili 14/03/2023 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin davalı adına düzenlediği faturaların mal satışına ilişkin faturalar olduğunu belirtmiştir. Mahkememizce taraflara ait ticari defterler ile dayanağı belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mali müşavir bilirkişi ... hazırlayıp sunduğu 11/12/2023 tarihli raporunda özetle; davacı şirketin ve davalı şirketin 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığını, defterlerin delil niteliğinin bulunduğunu; taraflar arasında oluşan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya yıl içerisinde toplam 647.960,77 TL tutarında borç kayıtlarının yapıldığını, buna karşılık davalıya toplam 345.340,00 TL tutarında alacak kayıtlarının yapıldığını, sonuç olarak davacının davalıdan kalan 759.116,74 TL tutarın 21/12/2021 tarihli virman kaydı ile “İzmir .... İcra Dairesi ... İcra” açıklaması yapılarak 128 şüpheli alacaklar hesabında davalı şirkete ait hesaba aktarıldığını, 199,99 TL’lik tutarın kapanış madde kaydı ile 2022 yılına devrettirildiğini; takip tarihi olan 21/12/2021 tarihi itibariyle davacı ticari defter kayıtlarında davalının yine 759.116,74 TL borçlu olarak göründüğünü, davalı tarafa ait muhasebe kayıtlarında davacı hesabına kaydedilen işlem kayıtlarından görüleceği üzere davalının 31/12/2021 tarihi itibariyle davacı şirkete 293.540,81 TL borç bakiyesinin gözüktüğünü, 31/12/2020 tarihi itibariyle davacıda gözüken davalının borç bakiyesinin 456.695,90 TL olmasına karşılık davalıda gözüken davacının alacak bakiyesinin 206.525,93 TL olarak gözüktüğünü, aradaki farkın 250.169,97 TL olduğunu; 31/12/2021 tarihi itibariyle davacıda gözüken davalının borç bakiyesi 759.116,74 TL iken, davalıda gözüken davacının alacak bakiyesinin 293.540,81 TL olduğunu, aradaki farkın 465.575,93 TL olduğunu, davacı tarafından başlatılan icra takibinin tarihinin 21/12/2021 olduğunu, takip tarihinden sonra tarafların defter kayıtlarında kaydedilen herhangi bir tutarın görülmediğini, tarafların muhasebe hesaplarının mutabık olmadığını, karşılıklı kayıt esasına uyulmadığını, icra takip tarihi itibariyle taraflar arasındaki hesap farkının davacı aleyhine 465.575,93 TL olduğunu, incelemede dikkat çeken hususların; tarafların mal alışverişi dışında “bankadan gönderilen havale” açıklaması ile kaydedilen borç rakamlarının ve davalıdan alınan havale tutarlarının dikkat çektiğini, yani tedarikçi konumunda olan davacı şirketin nakit para transferlerinin zaman zaman yapılarak davalıya borç kaydedildiğini, davalıdan da zaman zaman iade havale tutarlarının hesaplarda belirlendiğini ancak düzenli ve karşılıklı kayıtlar yapılmadığından hesap farklarının oluştuğunu; davacı şirketin mali müşaviri tarafından davalı tarafça kayıtlarına alınmayan tutarlara ait muhasebe dayanağı belgelerin tarafına sunulduğunu, rapora eklendiğini; davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 759.116,74 TL alacaklı olduğunun kabul edilebileceği yönünde kanaate ulaşmak mümkün olmakla birlikte takdirin mahkemeye ait olduğunu, şayet mahkemece davanın kabulü yönünde hüküm kurulması durumunda takipte işlemiş faiz isteğinde bulunulmadığından icra takip tarihinden itibaren davalının ödeme yapacağı tarihe kadar olan süre için yıllık % 16,75 oranı ile başlayan ve değişen oranlarda avans faizi istenebileceği yönünde kanaate varıldığını bildirmiştir. Davaya ve takibe konu faturaya davalı tarafından itiraz edilmemesi fatura içeriğinin kabulü bakımından yasal bir karinedir. Faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olması ve özellikle satın alanın defterlerinde kaydedilmiş olması fatura içeriğindeki malların teslim edildiğine karine oluşturur. Bunun aksinin, malın teslim edilmediğini ileri süren davalı tarafça yazılı delillerle kanıtlanması gerekir. Hukuki işlemin tanıkla ispatı mümkün olmadığından, diğer yandan miktar itibariyle de tanık dinlenemeyeceğinden, davalı vekilinin tanık dinletme isteğinin reddine karar verilmiştir. Mahkememizce davalı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmayacakları konusunda yazılı beyanda bulunması ve yemin deliline dayanıyor ise yemin metnini hazırlayıp sunması konusunda 2 haftalık kesin süre verilmiş, davalı taraf yemin deliline dayanmıştır. Mahkememizde hazır olan davacı şirket temsilcisi “davaya ve icra takibine konu ettiği, cari hesap kapsamında davalı adına düzenlediği ve davalı tarafın kendi defterlerine kaydettiğini bildirdiği faturalarda gösterilen satışa konu malların davalıya satış ve teslimini gerçekleştirdiği" konusunda yemin yapmıştır. Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında cari hesap şeklinde yürüyen bir ticari ilişkinin bulunduğu, bu ticari ilişki kapsamında davacının davalı adına cari hesapta gösterilen faturaları düzenlediği, faturaların davalı şirketin ticari defterlerine kaydedildiği, davalı tarafın "bu fatura bedellerinin ödendiği" şeklinde bir savunmasının bulunmadığı, savunmasının “mal teslim edilmediği” yönünde olduğu; teslimin hukuki işlem olması nedeniyle tanıkla ispatının olanaklı olmadığı, her ne kadar davalı taraf kendisine mal teslim edilmediğini savunmuş ise de, davalının usulüne uygun olarak tuttuğu bilirkişi raporu ile belirlenen ticari defterlerinde faturaların kayıtlı olduğu, TTK’nın 84. maddesi uyarınca yasaya uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin içeriğinin sahibi ve halefleri aleyhine delil sayılacağı, bu durumda artık davalının malın teslim edilmediği yolundaki savunmasına itibar edilemeyeceği, emsal Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 01/03/2005 tarihli, 2004/7898 Esas ve 2005/2012 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğu, davalının itirazında haksız olduğu anlaşıldığından, haklı görülen davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davanın KABULÜ ile; İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında davalının 759.116,74 TL borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip talebinde belirtilen koşullarda devamına, 2-759.116,74 TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 51.855,26 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 9.168,24 TL harcın düşülmesi ile kalan 42.687,02 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak, Hazineye gelir kaydına, 4-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına 5-Davacının yatırmış olduğu 80,70 TL başvurma harcı ve 9.168,24 TL peşin harç toplamı olan 9.248,94 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 6-Davacının yapmış olduğu 188,00 TL'si tebligat-posta gideri ve 3.000,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 3.188,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 112.276,34 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/04/2024 Başkan... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Katip... e-imzalı