İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/149 E. 2024/536 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/149
- Karar No
- 2024/536
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/149 Esas KARAR NO : 2024/536 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 02/03/2021 KARAR TARİHİ : 11/07/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/02/2022 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki, ... Anonim Şirketi tarafından sigortalı ... no'lu ZMMS poliçe numaralı, ... plakalı aracın asli kusurlu olduğu, davacı taraf olan ...'in kusursuz olduğu, maddi hasarlı ve yaralanmalı Trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda davalı tarafça sigortalı asli kusurlu ... plakalı aracın çarpması sonucu davacı ...'in daimi sakat kaldığını, mağdur tarafın sol asetabulum anterior, sol inferior pubik rabus ve sol femurşaft parçalı fraktürleri geliştiğinden opere edilmiş femura plak ve vida ile osteosentez uygulanmış sol uyluk lateralde dikey seyirli 21-1 cm uzunluğunda, sol inguinal bölgede oblik seyirli 20-1 cm uzunluğundan, sol uyluk iç kısmında 7-7 cm uzunluğunda, hiperpigmente, hipertrofikskar dokuları mevcut olduğu çekilen alt ekstremite ortaradyografisinde; femur şaftta plak ve vidaların olduğu angulasyon olmadığı yapılan eklem hareket açıklığına göre, sol kalça fleksiyon 120 derece, ekstansiyon tam, abdüksiyon 40 derece, addüksiyon 25 derece, iç rotasyon 35 derece, dış rotasyon 30 derece, yapılan kısalık uzunluk ölçümüne göre sağ alt ekstremite 68 cm, sol alt ekstremite 69.5 cm olduğu, sol alt ekstremite 1.5 cm uzunluk olduğu, alt ekstremite Opere Sol Femur Şaft Fraktürüne Bağlı Antaljik Yürüyüş ile birlikte başkaca şikayetlerin söz konusu olduğunu, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 20/01/2020 tarihli, ... numaralı raporuna göre şimdilik %8 maluliyetinin söz konusu olduğunu, tüm epikrizler ile bu hususlar sabit olup, ayrıca davacı tarafın kaza nedeniyle psikolojisinin bozulmasının da söz konusu olduğunu, mevcut olaydan sonra küçük ...'in Anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu başladığını, Kocaeli Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları bölümünde yapılan teşhiste küçük çocuğun ruh sağlığının bozulmasından dolayı ... 50 MG ilaç kullanımını başlattığını, 11 yaşındaki küçüğün bir antideprasan türü olan bu ilacı kullanmasına sebebiyet veren olay sebebiyle maluliyet durumunun tespitinin gerektiğini, her ne kadar Sakarya Üniversitesi ve Araştırma Hastanesi'nin 20/01/2020 tarihli ... numaralı raporunda şimdilik %8 maluliyet oranı çıkmış olsa da yapılacak maluliyet tespitinde bu oranın artacağını, davacı tarafın sürekli iş göremezlik tazminatı kendisine ödenmesinin gerektiğini, davacı tarafın tedavi süresince geçici süre (En az 120 gün) bakıma muhtaç kalmış ve bakım giderlerinin mevcut olduğunu, küçük çocuk özel gereksinimlerini yerine getirirken başka birine ihtiyaç duymakta olduğunu, muayene okula gidemeyen ve derslere katılamayan küçük çocuğun geçici bir süre hiçbir iş göremediği gibi okul hayatının da 1 yıl ertelenmiş olduğunu, dolayısı ile hayatını en 1 yıl ertelemek zorunda kaldığını, tüm epikrizler ile bu hususların sabit olup, maluliyet oranının tespitini talep ettiklerini, küçük çocuğa iyileşme süresi boyunca ve halen davacı annesi ile babası bakmakta olduğunu, davalı sigorta şirketinin tek ve tam sorumlu olduğundan davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya olumsuz cevap verilmiş olduğunu, davanın açılabilmesi için gerekli şartların yerine getirilmiş olduğunu, 2918 sayılı KTK.'nın 97. maddesine ve KTK.'nın 110. maddesine göre yetkili İzmir Ticaret Mahkemeleri'nde dava açmış olduklarını, davacı tarafın oğlu ...'in Kocaceli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde tedavi görmüş olduğunu, gördüğü tedaviler ve yatış ile taburcu süreleri tedavi evrakları ile filmleri ve tüm muayene evrakları celp edildiğine görüleceğini, davacı tarafların, küçük ... adına SGK'dan veya başkaca sosyal kuruluşlardan ve araç maliki ile sürücüden ödeme almamış olduğunu, ne kurumlara ne de araç maliki ile sürücüye açılan herhangi bir davanın bulunmamakta olduğunu, davacıların maddi zararının karşılanabilmesi için belirsiz alacak davasının açılmasının zorunluluğunun hasıl olmuş olduğunu, açıklanan tüm nedenlerle ve re'sen gözetilecek hususlarla fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla, küçük çocuğun maluliyet oranının tespiti ile sürekli iş göremezlik oranlarının, geçici iş göremezlik süresinin, bakıcıya ihtiyacı olup olmadığının ve ne kadar süre ihtiyacının olduğunun ve tedavi, iyileştirme giderlerinin ayrı ayrı tespitini, her bir alacak kalemi için fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik; davalıdan 100,00 TL kalıcı sakatlığından dolayı yaşadığı ve gelecekte yaşayacağı güç ve efor kaybı ile meydana gelen sürekli iş göremezlik maddi tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL tedavi ve iyileştirme gideri ile bakıcı giderinin haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 26/06/2020 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan kusur ve sorumluluk oranlarına ve poliçe limitlerine göre ayrı ayrı hesaplama yapılarak tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraflarca açılan davanın tamamen kötü niyetli olarak açılmış olup, kabulünün mümkün olmadığını, usule yönelik itirazlarda, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, Mahkeme aksi kanaatte ise davacı taraflara kesin süre verilip bu eksikliğin giderilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın delillerinin taraflarınca tebliğ edilmesinin gerektiğini, esasa yönelik itirazlarda sigorta poliçesi bir zenginleşme aracı olmayıp, sadece gerçek zarar tutarını teminat altına alacağını, davaya konu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında hiçbir sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, maluliyet oranının belirlenebilmesi için Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi'nden rapor alınmasının gerekmekte olduğunu, geçici iş göremezliğin, bakıcı, tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmadığını, trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderlerin, poliçe kapsamında olmadığından, bakıcı, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmemesini ve haksız olarak ikame edilen davanın Mahkemece reddini talep ettiklerini, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürütülemeyeceğini, somut olayda davacı tarafın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespitini, akabinde belirlenecek tazminat tutarından indirim yapılmasının gerekmekte olduğunu, davalı sigorta şirketinden avans faizi talep edilemeyeceğini, davacı tarafların kaza tarihinden itibaren işleyecek şekilde faiz talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, açılan soruşturma ve kovuşturma dosyasının celp edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitini talep etmekte olduklarını, söz konusu trafik kazası trafik-iş kazası olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, trafik-iş kazası ise SGK tarafından davacılara peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması ve bu tutarların yapılan hesaplamadan düşülmesinin gerekmekte olduğunu, davacılara SGK tarafından rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasının gerektiğini, davacı taraflar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'ndan gelir sağlanıp sağlanmadığının tespitinin gerektiğini, yargılama giderleri ve ve vekalet ücreti bakımından somut olayda davanın açılmasına davalı sigorta şirketinin neden olmadığını, çünkü açıklandığı üzere somut olayda muaccel hale gelmiş bir alacak olmadığı için davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmemiş olduğunu, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmediği dikkate alındığında, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağının açık olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle öncelikle usulden reddini, davanın esastan reddini, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan davalı sigorta şirketi aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine karar verilmemesini, masraf ve vekalet ücretlerinin davacı taraflardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR: Kocaeli Karamürsel Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan ... Soruşturma sayılı dosyası Uyap sistemi üzerinden celp edilmiştir. Kocaeli Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası Uyap sistemi üzerinden celp edilmiştir. Kocaeli Trafik Tescil Müdürlüğü'nden ilgili aracın trafik kayıtları celp edilmiştir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden araçlara ait tramer bilgileri celp edilmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi'nden ilgili kazaya ilişkin başvuru belgeleri celp edilmiştir. Kocaeli SGK İl Müdürlüğü'nden davacı ...'e ait medula çıktıları celp edilmiştir. İzmir Konak SGK İlçe Müdürlüğü'nden davacı ...'e rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığına ilişkin bilgiler celp edilmiştir. Davacı ...'in Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesin'nden tedavi evrakları celp edilmiştir. Davacı ...'in Aile Nüfus kayıt örnekleri UYAP sistemi üzerinden sorgulanmıştır. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Anabilim Dalı Başkanlığı Adli Tıp Kurumu'ndan davacı ... için 08/06/2022 tarihli Adli Sağlık Kurulu raporu alınmıştır. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Anabilim Dalı Başkanlığı Adli Tıp Kurumu'ndan davacı ... için 27/10/2022 tarihli Adli Sağlık Kurulu raporu alınmıştır. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Anabilim Dalı Başkanlığı Adli Tıp Kurumu'ndan davacı ... için 13/12/2023 tarihli Adli Sağlık Kurulu raporu alınmıştır. Aktüerya-Nitelikli Hesaplamalar konusunda Uzman Bilirkişi ...'tan ve Dr. ...'den 08/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır. -08/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Hukuki durum ve delillerin değerlendirilmesi Mahkemeye ait olmak üzere; 26/02/2020 tarihli trafik kazasında yaralanarak %3 oranında engelli kalan davacı ... için; 385.366,25 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesapladığına, Hesaplanan tazminatın sigorta poliçesi teminat limiti içerisinde kaldığına, Davacının tedavi ve tedavi ile ilişkili olası giderleri ve bakım gideri toplamı 44.368,74 TL olarak saptanmış olup kanaatine varılmıştır. Davacı vekili 04/06/2024 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiş ve aynı tarihte harcını yatırmıştır. GEREKÇE : Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın karşı araç ZMMS sigortacısından tahsili davasıdır. Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. Maddesinde, "işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur", aynı yasanın 85/1. maddesinde, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı", aynı yasanın 85/son maddesinde ise, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın amacı A.1 maddesinde "Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir." şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde "sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.'nın 90. maddesinde "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki "Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler." şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihinde ... E.-... K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…" ibaresi ile ikinci cümlesindeki "…ve genel şartlarda…" ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası'nın 153/6. maddesinde, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen "usuli kazanılmış hak" olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK.'ya veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK.'nın 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K.), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı, ... Esas,... Karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK.'nın 90. maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacıların uğradığı sürekli iş göremezlik zararının tespitinde 6098 sy Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak, Yargıtay tarafından uzun yıllardır benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto) yöntemi ve Yargıtay .... HD'nin ...esas,...Karar sayılı 21/01/2021 tarihli , ... esas, ... karar sayılı 14/01/2021 tarihli emsal kararlarında "Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı" yönündeki gerekçesi dikkate alınarak TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" esas alınarak yapılan hesaplama esas alınmıştır. Davacının tazminat hesabı için, uğradığı maluliyetin varlığı ve oranının mevzuata uygun bir şekilde belirlenmesi gerekir. Yargıtay ....HD.'nin ... E. ... K. Sayılı içtihadında ".. veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmiştir. Kaza tarihine uygun yönetmelik uyarınca maluliyet raporu aldırılmıştır. Maluliyet oranı ve Yönetmeliğe ilişkin değerlendirme; Maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, 26/02/2020 tarihli kaza tarihinde davacı tarafın 2010 doğumlu olması nedeniyle dosyada aldırlan rapor yeterli görülmeyerek davacının yeniden Hastaneye sevki sağlanarak raporun Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Yönetmelik Hükümleri uyarınca belirlenen iş gücü kaybı oranı hükme esas alınmıştır. Aldırılan maluliyet raporunda davacının maluliyet durumunda ruhsal hastalığın etkisi olup olmadığının da tespit edilen maluliyet oranında artış olabileceği belirtildiğinden davacının Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne sevkine karar verilmiş olup Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi'nden aldırılan rapora göre ruhsal anlamda bir bozukluk olmadığı, tedavi ile tam düzelen bir durum olması nedeniyle Davacının maluliyet oranında bir değişiklik olmadığı anlaşılmakla Davacı vekilinin yeniden rapor aldırılması talebi kabul edilmemiştir. Zamanaşımına ilişkin değerlendirme; Davalı vekili davacının istemlerinin zamanaşımına uğradığına yönelik def'ide bulunmuştur. 2918 Sayılı KTK.'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi, BK.'nın 60. ve 2918 Sayılı KTK.'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK. 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.) 2918 Sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK.'nın 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) Bu dosyamızda kazanın 26/02/2020 tarihinde meydana gelmesi ve davanın 02/03/2021 tarihinde açılmış olması nedeniyle davalı vekilinin zamanaşımı def'inin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 26/02/2022 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki, ... Anonim Şirketi tarafından sigortalı ... no'lu ZMMS poliçe numaralı, ... plakalı aracın davacı taraf olan ...'e çarpması nedeniyle davacı tarafın yaralandığını, Kramürsel Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında aldırılan 17.03.2021 tarihli ATK. Trafik İhtisas Dairesinin raporuna göre davacının kusursuz olduğu, Mahkememizce aldırılan 18.11.2022 tarihli raporundaki Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Yönetmelik hükümleri kapsamında yapılan değerlendirme davacının % 3 olarak bulunduğuna, tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 18 ay olarak olduğu, 6 ay boyunca başkasının bakımına muhtaç olduğunun bildirildiği, davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının Yargıtay'ın yerleşen uygulamaları ile benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto, TRH 2010 tablosu esasına dayalı) yöntemi ile yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre 385.366,25 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, Davacının tedavi ve tedavi ile ilişkili olası giderleri ve bakım gideri toplamı 44.368,74 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan tazminatın sigorta poliçesi teminat limiti içerisinde kaldığı, dosya içerisinde bulunan SGK yazılarından, davacı tarafa dava konusu kaza nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediği, sürekli iş göremezlik geliri bağlanmadığı, maddi tazminatın poliçe limiti kapsamında kaldığı, davalı sigorta şirketinin, araç sürücüsü ve araç işletenin KTK.'nın 85 ve 91. maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, davacının küçük olması nedeniyle geçici iş göremezlik zararı oluşmayacağı, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sağlık giderleri teminatı kapsamında sorumluğunun devam ettiği, bilirkişi hesap raporunun Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın niteliğine ve davacı vekili tarafından faizin başlangıç tarihine ilişkin yapılan değerlendirme; Dava çeşitleri HMK.'nın 105 vd. maddelerde düzenlenmiştir. Bir davanın hangi dava çeşidini oluşturduğu davacının talep sonucunun hangi dava türü tanımına uyduğuna göre belirlenebilir. Davacı dava dilekçesinde dava türünü inşai dava olarak yazsa bile bir miktar alacağın tahsili talebinde bulunmuş ise bu eda davası olup hâkim bu kapsamda karar vermek zorundadır. Bu nedenle eda davası açılması gerekirken inşai dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilemez. Hukuki yararı belirleyen davacının gösterdiği dava türü değil, karar verilmesi istenen talep sonucudur. Nasıl ki dava dilekçesinde hiç gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa bile HMK.'nın 33. maddesi kapsamında doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamak hâkimin görevi ise HMK.'nın 32. maddesi çerçevesinde yargılamayı sevk ve idare ile dava türü tanımlarına ve talep sonucuna göre dava türünü doğru belirleyip buna göre yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandırmak da hâkimin görevidir. Bu konuda hâkim, davacının dilekçesinde yaptığı isimlendirmeyle bağlı olmaksızın açılan davanın, eda davası, tespit davası, belirsiz alacak ve tespit davası, inşai dava, kısmi dava, terditli dava, seçimlik dava ve topluluk davası çeşitlerinden hangisi olduğunu belirleyerek yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandıracaktır. 6100 Sayılı HMK.'nın Belirsiz alacak davası başlıklı 107. Maddesinde" Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. Kısmi dava MADDE 109- (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez." Dava cismani zarar nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla açılan tazminat davasıdır. Bu tür davaların sadece belirsiz alacak davası ya da sadece kısmi dava şeklinde açılacağına ilişkin kanunda emredici bir hüküm bulunmamaktadır. Cismani zarar dosyalarında kısmi dava olarak açılan davalarda davacının ıslah hakkı, belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda ise bedel arttırım dilekçesi sunmak suretiyle talep miktarını artırabilmektedir. Kısmi dava ile açılan davalarda verilen ıslah dilekçesi ile artırılan miktar bakımından ıslah tarihi dikkate alınırken belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda ise verilen bedel arttırım dilekçesi ile birlikte iddianın ve savunmasının genişletilmesi yasağına takılmadan davacı taraf talep miktarını arttırabilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı ilamında" Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu hâlde mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir." şeklindedir. Davacı vekilinin Mahkememize verdiği dava dilekçesinde konu kısmında" Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik" şeklinde açıldığı, Talep miktarı kısmında" şimdilik artırılmak üzere (fazlaya dair dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla)" belirtme olduğu, sonuç ve istem kısmında da "fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla" dava açtığı, 30/05/2024 tarihli celsede de "ıslah için tarafımıza süre verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunduğu, davacının davasını kısmi dava olarak açtığı anlaşıldığından ıslah dilekçesi ile artırılan miktar açısından ıslah tarihinin dikkate alınmasında hukuka aykırı bir husus bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin faizin başlangıç tarihine ilişkin itirazları kabul edilmemiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 385.366,82 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 100,00 TL'lik kısmına temerrüt tarihi olan 29/01/2021 tarihinden, 385.266,82 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 05/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine, 24.633,18 TL tedavi giderlerinin 100,00 TL'lik kısmına temerrüt tarihi olan 29/01/2021 tarihinden, 24.533,18 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 05/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine, Davacının geçici iş göremezlik talebine ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 28.007,10 TL nispi harçtan, peşin alınan 59,30 TL peşin harç ve 1.400,55 TL ıslah harcı ile tamamlanan toplam 1.459,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 26.547,25 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç ve 1.400,55 TL Islah harcı olmak üzere toplam 1.519,15 TL harcın davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan 434,80 TL tebligat ve posta gideri ve 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.434,80 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 5.432,15 TL'sinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre, 1.319,36 TL'lik kısmının, davalı taraftan, 0,64 TL'lik kısmının davacılardan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 6-Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 63.372,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 11/07/2024 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza