İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/53 E. 2018/502 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/53
- Karar No
- 2018/502
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/53
KARAR NO : 2018/502
DAVA : Ticari şirketin feshi, şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi, ayrılma payı alacağı
DAVA TARİHİ : 12/01/2018
KARAR TARİHİ : 20/04/2018
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin, davalı şirketin yıllardan ortağı olduğunu, halihazırda şirket ortaklarının ..., ...,..., ... ve ... olduğunu, ortaklardan..., ... ve ...'in bir grup oluşturarak müvekkili üzerinde ciddi baskı oluşturduklarını ve şirketteki hakim durumlarını kötüye kullanmaya başladıklarını, davalı şirket ortaklarının sürekli olarak müvekkiline, kendilerinin % 50'den fazla paya sahip olduklarını söyleyerek kendilerinin her türlü isteklerinin müvekkili tarafından yerine getirilmesini ve uyulmasını istediklerini, davalı şirketin 15/11/2017 tarihinde yapılan genel kurulunda müvekkilinin tüm itirazlarına rağmen yönetim kurulu üyesi seçimi ve denetçi seçimine ilişkin kanuna aykırı kararlar alındığını,
buna ilişkin de iptal davası açıldığını, halen İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, bunun yanı sıra çoğunluğu oluşturanların davalı şirketin yönetim kurulunu birçok defa usulsüz olarak toplantıya çağırdığını, müvekkili tarafından açılan davaların tamamında müvekkilinin haklı bulunduğunu, davalı şirketin ortakları arasında ciddi ölçüde kişisel husumet bulunduğunu, davalı şirkette % 20 paya sahip ve yönetim kurulu üyesi olan ...'in 16/07/2017 tarihinde gece saatlerinde müvekkilinin yönetim kurulu başkanı ve tek başına temsile yetkili olduğu davalı şirketin merkezini basıp çalışanları şirketten kovduğunu, aynı gece...in müvekkilinin oğlu ...’i arayarak “cesaretiniz varsa gelin şirkete ama gelirseniz de ben sizi öldürürüm” diyerek tehdit ettiğini, müvekkilinin buna ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkili ile çoğunluğu oluşturan ortaklar arasında husumetin yüksek seviyelere ulaştığını, bu kimselerle bir araya gelip ortaklık faaliyetlerini yürütmesinin olanaklı olmadığını, müvekkilinin can güvenliğinin dahi tehlikede olduğunu belirterek, davalı şirketin 6102 sayılı TTK’nın 531. maddesi gereğince haklı sebeple feshine, bu uygun görülmediği takdirde müvekkilinin ayrılma payının gerçek değerinin ödenerek davalı şirketten çıkmasına izin verilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dielkçesi ile özetle; dava dilekçesindeki iddiaların şirket kayıtlarına ve maddi vakıalara aykırı olduğunu, TTK’nın 531. maddesi çerçevesinde müvekkili şirketin feshi için haklı sebep oluşmadığını, davanın dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğunu, şirketin tasfiyesinin sadece şirketin ortakları için değil, aynı zamanda üçüncü kişiler için de ekonomik ve sosyal alanda ağır sonuçlarının olacağını, davacının bu davayı yöneltmekteki asıl amacının çoğunluk pay sahiplerini zarara uğratmak, fesih baskısı ile hisselerini kendi belirleyecekleri fahiş fiyatlar karşılığı satın almaya zorlamak olduğunu, şirketin yönetiminin şirketi işlevsiz hale getirmediğini, aksine şirketin cirosunun arttığını, şirket ortakları arasındaki kişisel husumetlerin haklı sebep oluşturmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; davalı şirketin feshi, bu mümkün olmadığı takdirde davacı payının gerçek değeri ödenmek suretiyle şirketten çıkmasına izin verilmesi istemine ilişkindir.
Davacı asil mahkememize verdiği 17/04/2018 havale tarihli dilekçesi ile; davadan feragat ettiğini belirtmiştir.
Davacı vekili 20/04/2018 tarihli duruşmada; davadan feragat ettiklerini, müvekkilini de buna ilişkin dilekçe verdiğini, karşı tarafla karşılıklı olarak birbirlerinden vekalet ücreti ve yargılama gideri isteklerinin bulunmadığını belirtmiştir.
Davalı vekili UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 16/04/2018 havale tarihli diekçesi ile; feragate karşılık herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti isteklerinin bulunmadığını belirtmiştir.
Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde; feragat konusunda yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 309 ve devamı maddeleri gereğince feragat, davayı sonlandıran işlemlerden olup, hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabileceğinden ve feragat beyanı verildiği anda kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağından, davacı tarafın davadan feragati nedeniyle aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Karşılıklı anlaşmaları ve istekleri doğrultusunda taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre davadan feragat ön inceleme duruşmasından sonra gerçekleştiğinden, karar tarihindeki maktu ve karar ilam harcının 2/3'ü oranına isabet eden ve bu orana isabet edip alınması gereken harç 23,92 TL olduğundan, peşin alınan 35,90 TL harçtan alınması gereken harcın düşülerek fazladan alınan 11,98 TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine,
5-Feragat kesin hüküm sonuçlarını doğurduğundan artan gider ve delil avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair oy birliği ile verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/04/2018
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza