İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/895 E. 2024/624 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/895
- Karar No
- 2024/624
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/895 KARAR NO : 2024/624 DAVA : Menfi Tespit (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/02/2022 KARAR TARİHİ : 11/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından İzmir... ASHM'nin ... esas sayılı dosyasına vermiş olduğu dava dilekçesinde;-davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takibine konu edilen ve İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasının dayanağı olan senedin davalıya teminat senedi olarak tanzim ve vade tarihi olmadan müvekkili tarafından verildiğini, davalının müvekkilinin yeğeni olduğunu, senedin davalıya verilmesinin nedenin müvekkilinin muris babası ...'dan mirasçılara 5 adet tarım arazisi niteliğindeki taşınmaz ve bir adet kerpiç evin intikal etmesi olduğunu, tarım arazisi olan taşınmazların mirasçılara intikali esnasında 2020 yılının Temmuz Ağustos aylarında yürürlükteki 6537 Sayılı Kanun nedeniyle terekedeki taşınmazların öncelikle hissedarlar arası devir ile müvekkili üzerine geçirildiğini ve tescilinin yapıldığını, bu işlem esnasında müvekkilinin kardeşleri olan diğer mirasçılar ...,...,... ve davalının babası olan ... 'ın paylarına isabet eden miras payları için müvekkilinin hem babası hem de diğer mirasçılar adına vekil sıfatı ile hareket eden davalıya dava konusu 150.000,00TL bedelli senet ile birlikte 30.000,00TL , 405.000,00TL ve 375.000,00TL bedelli teminat senetlerini verdiğini ve senet asıllarının arkasına da "Ciro edilemez Devir Edilemez" şeklinde ciro yasağının şerh edildiğini, bu taşınmazların 3 tanesinin daha sonra 3. Kişilere satıldığını ve satış bedelinin hisseleri oranında tüm mirasçılara müvekkili tarafından ödendiğini, teminat senetlerinin ödeme üzerine davalı tarafından müvekkiline iade edildiğini, iade edilen senet asıllarının iptal edilmiş halde müvekkilinde olduğunu, henüz satışı yapılmayan Gaziantep İli, ... parsel, Bağ, Gaziantep İli, ... parselde kayıtlı Tarla, Gaziantep İli, ... parselde kayıtlı tarla vasfında olan taşınmazların halen müvekkilinin üzerine kayıtlı olduğunu, davaya konu senedin işbu taşınmazların satışından elde edilecek satış bedeli karşılığı teminat olarak davalıya verilen teminat senedi olduğunu, diğer mirasçıların vekili olarak hareket eden davalıya emaneten verildiğini ve icraya konmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu taşınmazlar henüz satılmadığı için müvekkilin senede konu borcu ifa etme yükümlülüğü bulunmadığı gibi muaccel hale gelmiş bir borç olmadığını, davalının hukuka aykırı bir şekilde teminat senedini kendi nam ve hesabına icra takibi yaparak müvekkilden tahsilini talep etmesinin mümkün olmadığını, teminat olarak verilen senedi, senedin verilme nedeni ve kaynağı bu şekilde olmasına rağmen davalının, sanki müvekkilinden müstakil bir alacağı varmış gibi senet bedelini tahsili amacıyla, senedin boş bölümlerini doldurarak ve kötü niyetli olarak, önce Gaziantep İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasıyla icra takibi yaptığını, yapılan bu icra takibine Gaziantep ....İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasıyla itiraz üzerine, icra dosyasının İzmir ....İcra Dairesinin ... esas numarasını aldığını, gönderilen ödeme emrinin 02/02/2022 tarihinde müvekkiline tebliği üzerine müvekkilinin İzmir ....icra Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasıyla icra takibine ve borca itiraz ettiğini, davalının İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasıyla icra dosyası üzerinden ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, müvekkilinin ihtiyati haciz karına istinaden banka hesaplarına, taşınmazlarına ve maaşına haciz konulduğunu, İcra dosyasından uygulanan bu hacizler nedeniyle mağdur olduğunu, icra dosyasından cebri icrayla yapılacak tahsilatların mahkeme yargılaması sonuçlanıncaya kadar icra dosyasında depo edilmesini ve davalıya ödenmemesini, cebri icrayla tahsil edilecek paraların davalıya ödenmesi halinde davalıdan tahsilinin mümkün olmayacağını, davalının kötü niyetli olduğunu, dava değeri üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere hesaplanacak tazminata hükmedilmesini, müvekkilinin, davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitini, müvekkili ile davalı arasında yapılan ve murisinden intikal eden taşınmazların tapu devri ve tescilinin iptali için, müvekkilin diğer kardeşleri ..., ... ve ..., Gaziantep ....Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyasıyla dava açtıklarını taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlık konusunun dosyanın celbi ile anlaşılacağını, ve müvekkilinin kardeşleri..., ... ve ...'ın tanık olarak dinlenmelerini, davalının asgari ücretle çalışan ve başkaca herhangi bir geliri ve mal varlığı olmadığını, takip konusu senette yazılı 150.000,00-TL 'yi müvekkiline borç olarak verebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davalı yana borçlu olmadığının tespiti ile; İzmir .... İcra Müdürlüğünün ...E sayılı İcra takibinin yargılama sonuna kadar tedbiren durdurulmasına ve iptaline, asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalı aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacı tarafın müvekkilinin birikimi olan parayı elden nakit olarak borç aldığını ve bu para karşılığında da müvekkiline dava konusu senedi verdiğini, bu senedin ödeme günü geldiğinde davacı borcunu ödemeyince, müvekkilinin senedin tahsili amacıyla Gaziantep İcra Dairesinin... Esas sayılı icra dosyasıyla borçlu hakkında icra takibi başlattığını, davacının takipteki yetkiye itiraz ettiğini, bu itirazın kabul edilmiş olması sebebiyle icra dosyası İzmir ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile takibe devam edildiğini, ancak takibin tahsilini uzatmak için davayı istinaf ettiğini, takip nedeniyle kendisine gönderilen ödeme emrini tebliğ almaması üzerine senet nedeniyle İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ...D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını, davacının ihtiyati haciz kararına da itiraz ettiğini, Gaziantep ... İcra Hukuk Mahkemesinin...E. sayılı dosyası ile borca da itiraz ettiğini, müvekkil ile husumet halinde olan kardeşlerini de yönlendirerek bu seferde müvekkiline sadece taşınmazların devri için düzenledikleri vekaletnameye rağmen müvekkilinin vekalet görevini kötüye kullandığı gerekçesi ile Gaziantep .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açtırdığını, sözde kendisinin de davalı olduğu dosyadaki davacıları iş bu davada tanık olarak dinletmek için delil olarak bildirdiğini, bu tanıkların tanıklıklarını husumet nedeniyle kabul edilemeyeceğini, davacının ısrarla senedin teminat senedi olduğunu iddia ederek senedi geçersiz yapmaya çalıştığını, müvekkilinin ekonomik durumunun kötü olduğunu ve bu seviyede borç verecek bir insan olmadığını belirterek de senedi geçersiz kılmaya çalışarak müvekkili küçük düşürmeye çalıştığını, senedin arkasına ciro edilemez şerhin yazılı olduğunu ancak senet söz edildiği gibi teminat senedi ise bunun teminat senedi olduğu şerhinin de senede düşülmesinin de gerektiğini, bunu sözleşmeye de dayandırmadığını, müvekkilinin bu senedin düzenlendiği tarihte maddi durumunun çok iyi olup, çevresinde güvendiği ve borç verdiği ancak ödenmeyen bu borçlar yüzünden şu an zor duruma düştüğünü, davacı ile müvekkil aralarında alacak- borç ilişkisi olduğunu, senedin bunun için verilmiş olup, davacının iş bu borcunu ödememek için açmış olduğu davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde... karar sayılı ilam ile görevsizlik sebebi ile dosya tevzi edilmekle Mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir. DELİLLER: İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının uyap sureti, Gaziantep .... ASHM'nin ... E. Sayılı dosyasının uyap sureti dosyamız arasına alınmıştır. İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde özetle; Mahkememiz davalısı tarafından davacı aleyhine 150.000,00 TL bedelli, 15/01/2019 tanzim tarihli ve 15/05/2019 vade tarihli senetten kaynaklı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe başlanıldığı, takip dayanağı bononun şekli olarak ... tarafından ibraz edilmekle lehtar olarak...'ın göründüğü, senedin arkasında "ciro edilemez" şeklinde lehtar tarafından konulan kaydın bulunduğu, iş bu icra dosyasına yönelik açılan borca itiraz davasının reddine dair İzmir ...İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas ve ...karar sayılı ilamın 28/06/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Yapılan inceleme neticesinde davalı tarafından davacı aleyhine yukarıda belirtilen takip başlatıldığı, davalı yanca icra dosyasına yapılan itirazın reddine karar verildiği, senet üzerindeki kayıtların taraflarca inkar edilmediği konularında dosya kapsamında bir uyuşmazlık olmadığı anlaşılmakla birlikte taraflar arası uyuşmazlığın takibe dayanak senedin davalıya verilme sebebi yönünden davacı iddiasının mı davalı savunmasının mı yerinde olduğu bu kapsamda ispatın kimde olacağı ile davacının iş bu konu senetten kaynaklı davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti ile değerlendirilmesine yönelik açılan menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlık kambiyo senedinden kaynaklandığından, davacı tarafça davalıya verilen senedin mirasbırakan ... intikal eden taşınmazların mirasçılar adına davalı tarafından yapılacak satışa yönelik elde edilecek satış bedelinin mirasçıların vekili sıfatıyla hareket etmesi sebebiyle teminat olarak verildiği ve aşrıca taşınmazların satılmaması nedeniyle de alacağın muaccel olmadığının belirtilmesi karşısında davalı yanca senedin borç karşılığı verildiği belirtildiğinden uyuşmazlığın değerlendirilmesine geçmeden evvel kambiyonun mücerretlik ilkesi ve kambiyonun temel ilişkisi yönünde bir takım açıklamaların yapılmasının gerekli olduğu kanaatine varılmıştır. Kambiyo senetleri illetten mücerret niteliğe sahip olduğundan bu senetlerde yer alan hak esasen temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde genellikle çeşitli sebeplerden kaynaklı bir borçlandırıcı işlem vardır eğer böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılmalıdır. Söz konusu temel ilişki çerçevesinde borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Buradan hareketle bir alacağın varlığı başka bir şey alacağın kambiyoya bağlanması başka bir şeydir. Dolayısı ile söz konusu senetten kaynaklı borçlu olunmadığı yönündeki iddianın ileri sürülmesi bakımından borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Yukarıdaki yapılan açıklamalar göz önüne alındığında dava esasen takibe dayanak senetten ve bu senedin ferilerinden kaynaklı borçlu olunmadığı iddiasına dayalı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Bedelsizlik iddiası, ise kişisel def'îdir ve bu nedenle düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir. Ayrıca somut olaydaki gibi bir durumun varlığı halinde alacağı temlik alana da söz konusu definin yöneltilme imkanı vardır. Adı geçen yasal mevzuatın 72. maddesine göre, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının ispatı için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, Medeni Kanunun 6. maddesine göre; bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını, ya iradesi olmakla borçlanma durumunun gerçekleşmediği ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir neden ileri sürebilir. Kural olarak menfi tespit davasında, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2003/19/781 esas ve 2003/768 karar sayılı ilamı) Kural bu olmakla birlikte borçlunun borcun varlığını inkar etmesi halinde ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıda, borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü borçlu tarafta olacaktır. İspat yükü ve takibe dayanak bonoya yönelik mücerretlik ilkesi anlamında az önce açıklanan hususlar göz önüne alındığında somut olayın değerlendirilmesi neticesinde; az yukarıda da belirtildiği gibi Mahkememiz davalısı tarafından davacı aleyhine 15/01/2019 tanzim ve 15/05/2019 vade tarihli ve 150.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklı takip başlatılmakla ve Mahkememiz davacısının senedi keşide eden, davalının ise şekli anlamda lehtar konumunda olduğu göz önüne alındığında ve davacı tarafça senetteki ad, soyad ve imzasının kabul edilmekle birlikte verilme nedeni yönünden inkar edildiği belirtilerek senetten kaynaklı borçlu olunmadığı iddiasına dayalı işbu davanın açıldığı anlaşılmakla her ne kadar aksi iddia edilmiş ise de bir alacağın varlığı ile alacağın senetten kaynaklı olma durumlarının birbirlerinden farklı olduğu, senedin illetten mücerretlik ilkesi ve yukarıdaki ispat yükü açısından yapılan açıklamalar göz önüne alındığında senetten kaynaklı belirtilen sebeplerle borçlu olunmadığına dayalı iddianın ispatının Mahkememiz davacısında olduğu ve ancak davacının bu hususu ispatladığını düşündürecek dosya kapsamında ispata elverişli bir delil bulunmadığı gibi davacı yanca tanık dinletilmek istenilmiş ise de bunun 6100 sayılı HMK'nın 201 maddesi karşısında mümkün görülmediği gibi dinletilmek istenen tanıkların 203 madde kapsamına girmediğinden davacının davalıya borçlu olmadığı yönündeki iddiasının ispatlanamadığı, dosya arasına kazandırılan resmi tapu kayıtlarına göre taşınmazların davacı adına dava tarihinden evvel kayıtlı olduklarından başkaca toplanacak bir delil olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş, Mahkememizce ihtiyati tedbir yönünde ara karar kurulmakla yasal süre içinde teminat yatmadığından ve dolayısı ile tedbir de kendiliğinden kalktığından davanın bu anlamda yasal şartları oluşmadığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1- Davanın REDDİNE, - Davalı yanın lehine tazminat takdirine yer olmadığına, 2- Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 427,60 TL harçtan evvelce alınan 3.484,25 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye irad kaydına, fazladan alınan 3.056,65 TL harcın talep halinde ve kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 3- Davacı tarafından yatırılan başvuru harcı ile yukarıda mahsubuna karar verilen harç ile gider avansından kullanılan kısmın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, - Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın 6100 sayılı HMK'nın gider avans tarifesinin 5. maddesine göre İADESİNE, 4- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan 32.603,85 TL vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE, 5- Dava açmadan evvel dava şartı kapsamında başvurunun yapıldığı sabit olduğundan arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin hazine tarafından ilgili arabulucu ...'a ödenmesi halinde, bu ücretin 6831 sayılı Kanun kapsamında DAVACIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE İRAT KAYDINA, bu hususta Hazineye müzekkere yazılmasına, 6- Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 11/09/2024 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı