İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/547 E. 2025/944 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/547
Karar No
2025/944
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/547 Esas KARAR NO : 2025/944 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/06/2025 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı idare arasında doğrudan alım usulünce yapılan ticari mal alım-satım ilişkisi hasıl olduğunu, davalı idare,,, nolu sipariş formu uyarınca müvekkilinden toplamda 1.400 metre uzunluğunda izole halı alımı gerçekleştirdiğini, müvekkili tarafından hazır edilen ürünler 11.12.2024 tarihinde davalı idareye aynı tarihli sevk irsaliyesi ile teslim edildiğini ve 25.12.2024 tarihli ve 315.840,00 TL bedelli fatura düzenlenerek davalı tarafa tebliğ edildiğini ve ticari ilişki çerçevesinde herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediğini, davalı idarenin sair zamanlarda ve iki parça halinde alacağın yalnızca 100.000-TL'sini ödediğini, ancak teslimatın üzerinden geçen zaman ve ödeme çağrılarımıza rağmen bakiye 215.840 TL'ye ilişkin ödeme yapılmaması üzerine İzmir... İcra Dairesi'nin...Esas sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına, Davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle, İİK m. 67 gereğince asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, Müvekkili İdare ile davacı şirket arasında doğrudan temin yoluyla malzeme alımına ilişkin ihale yapıldığını, bu ihale kapsamda davacı yanın İdarelerine Birim Fiyat Teklif Mektubu Sunduğunu ve bu belgenin devamında “Dikkat Edilecek Hususlar ve Alım Şartları” başlığının altında, fatura alacağının ödenmesi konusunda usul ve şartlar belirlendiğini, söz konusu fatura kapsamında İdare tarafından ödeme yapılabilmesi için mal/hizmet ya da yapım işinin kabul işlemlerinin tamamlanmasına müteakip 7 (yedi) gün içerisinde faturanın düzenleneceği ve faturanın Muhasebe Müdürlüğüne ulaşmasından itibaren 60 (altmış) gün içerisinde ödemesinin yapılacağının belirtildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme/sipariş bildirim formu kapsamında, borcun ifa süresi taraflar arasında açık ve net şekilde kararlaştırıldığını, taraflar arasında mutabık kalınarak imzalanan belge uyarınca, borcun ödeme tarihi, faturanın İdareye sunularak muhasebeleşmesinden sonra 60 gün olarak belirlendiğini, yani, faturanın İdareye sunularak muhasebeleşmesinden itibaren 60 gün geçmediği müddetçe muaccel bir alacağın varlığından söz edilemeyeceğini, bunun yanı sıra davacı tarafça tanzim edilen e-Arşiv faturalarının, E-arşiv portalında düzenlenmesi ve fatura düzenlenen firmanın e-arşiv sistemine elektronik ortamda düşmesinin yeterli olmayıp e-arşiv faturalarının idarelerine tebliğinin de gerektiğini, Ödeme anında 6183 sayılı Kanun gereği firmanın SGK ve vergi borcu sorgulanmakta olup, ödeme yapılabilmesi için firma vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgeleri geçerlik tarihlerine uygun şekilde İdareye sunmakla yükümlü olduğunu, mevcut şartlarda ödeme yapılamamasının davalının kusurundan kaynaklanmadığını, icra takibi açılmasına müvekkili İdare sebebiyet vermediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir, DELİLLER: İzmir... İcra Müdürlüğü'nü...sas sayılı takip dosyası, ihale dosyası ve doğrudan temin kayıtları delil olarak değerlendirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. 2-Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı idareye 1.400 metre halı satış ve teslimi gerçekleştirildiği, buna istinaden 25/12/2024 tarih ve 315.840,00-TL bedelli fatura düzenlenerek davalıya tebliğ edildiği, davalının 100.000,00-TL kısmi ödeme gerçekleştirmesine rağmen bakiye 215.840,00-TL ödemeyi gerçekleştirmediğini, bu miktar üzerinden takip başlatıldığını ve davalının icra takibine haksız olarak itirazda bulunduğunu ileri sürerek 215.000,00-TL'lik kısım yönünden itirazın iptali ile alacağın %20'si oranında inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. 3-Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının düzenlediği faturanın teslimi sonrasında 60 gün içerisinde ödeme yapılacağının sözleşmeyle belirlendiğini, takip tarihinde alacağın muaccel olmadığını, 5018 sayılı kanunun 34.maddesi gereğince kamu idaresinin nakit mevcudunu karşılamaması halinde giderlerin muhasebe kayıtlarına alınma sırasına ödeneceğinin belirtildiğini, davacı tarafın sırasını beklemeden takip ve dava açtığını ve sair hususları ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 4-Mahkememizce davalı şirketin dava konusu fatura içeriğini oluşturan ihale ve satın alma kayıtlarına ilişkin bilgi ve belgeler getirtilmiş, taraflar arasınd...Talep nolu İzole Halı Alımı işine dair 05/12/2024 tarihli, KDV hariç 263.200,00-TL bedelli sözleşme ve sipariş tutanağının bulunduğu, dosyaya sözleşme konusu malların teslimine ilişkin bir tutanak sunulmamış ise de taraflar arasında bu hususta bir uyuşmazlığın bulunmadığı, nitekim davalının dava öncesi 100.000,00-TL tutarlı kısmi ödeme gerçekleştirildiğinin ileri sürüldüğü ve davalı tarafça bu hususta bir inkarın bulunmadığı görülmüştür. Davacının iddiası, davalı savunması ve dosya kapsamına göre fatura içeriğini oluşturan malzemelerin davalı idareye teslim edilmesi ve malzeme fiyatları konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakta olup, uyuşmazlık davalı idarenin ödemesi için davacı alacaklının gerekli hazırlı işlemlerini sağlayıp sağlamadığı ve idarenin ödeme sıralamasına göre davacının alacağını talep etmesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. 5-Dosyaya getirtilen ihale kayıtlarına göre fatura konusu ürünlerle ilgili piyasadan fiyat teklifleri alındığı, davalı idareye verilen teklifler arasında en düşük teklifin davacı şirket tarafından verildiği ve davacı şirket ile davalı idare arasında ... Talep nolu İzole Halı Alımı işine dair 05/12/2024 tarihli, KDV hariç 263.200,00-TL bedelli sözleşme ve sipariş tutanağının imzalandığı, davacı vekilinin 27/07/2025 tarihli dilekçesi ekinde sunulan 11/04/2025 tarihli Gelir İdaresi Başkanlığı borç durumu gösterir belgeye göre davacının 11/04/2025 tarihi itibariyle 14.817,02-TL vergi borcunun bulunduğu ve "Hayır" açıklaması altında 14.817,02-TL kamu borcunden kesinti yapılarak ödeme yapılabileceğinin belirtildiği, evrakın davalı idarenin muhasebe birimine e-posta ile 11/04/2025 tarihinde gönderildiği görülmüştür. 6-Buna göre, davacının KDV hariç 263.200,00-TL ve %20 KDV dahil 315.840,00-TL fatura alacağıyla ilgili olarak 25/12/2024 tarihli e-fatura'yı düzenlediği, e-arşiv faturaların sistem üzerinden doğrudan karşı taraf mükellefe iletildiği ve ayrıca tebliğ belgesi aranmayacağı, bunun dışında ayrıca davacının vadesi geçmiş kamu borcu bulunup bulunmadığına dair belgeyi de yine e-posta üzerinden davalı idareye göndermiş olduğu, davalı idare tarafından 14.817,02-TL kamu borcunun mahsup edilerek bakiye alacağı ödemesi gerektiği halde ödeme yapılmamış olduğu, bu haliyle davacının takip tarihi 16/05/2025 itibariyle bakiye 201.022,98-TL alacağının bulunduğu ve bu miktarda alacağın muaccel hale geldiği, bakiye 14.817,02-TL'lik kısmın ise davacının kamu borcuna istinaden Gelir İdaresi Başkanlığı hesabına gönderilmesi gerektiğinden bu kısımla ilgili davacının kamu borcunu ödemeksizin talep hakkının bulunmadığı ve alacağın muaccel olmayacağı kabul edilmiştir. 7-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık, 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi Ve Kontrol Kanunu'nun 34. Maddesi uyarınca, kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde, giderler muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir hükmüne göre davalı idarenin nakit yetersizliği durumunda alacakları ödeme sırasına koyup buna göre ödeme yapmasının yerinde olup olmadığı, böyle bir sırala yapılmasının cebri icra yoluna başvurulmasına engel oluşturup oluşturmayacağı noktasındadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 90. Maddesinde, " İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur." hükmü düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 90. Maddesindeki iş bu düzenlemeye göre, her borcun doğduğu anda muaccel olacağı, sürelerin sözleşme şartlarından veya hukuki ilişkinin özelliğinden tespit edileceği, davalı idarenin ihale ve fiyat teminine ilişkin formlarında "Faturanın muhasebe müdürlüğüne ulaşmasından itibaren 60 gün içerisinde ödemesi yapılacaktır." şeklinde kayıt bulunduğu, bu hüküm uyarınca, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında, edimini yerine getiren davacı yüklenicinin, sözleşme şartlarına uygun olarak düzenlediği faturanın, davalıya ulaşmasından itibaren 60 gün süre içerisinde fatura bedelinin ödenmesi gerektiği, davalı idare tarafından ihale evrakları dosyaya sunulmadığından talep ve ödeme emri kayıtlarının incelenemediği ancak 25/12/2024 tarihli e-arşiv faturanın doğrudan davalıya iletildiği, takip tarihi ile fatura tarihi arasında 60 günlük sürenin geçmiş olduğu, nitekim 30/04/2024 tarihli e-posta kaydında da fatura talep edilmeyip yalnızca kamu borcu bulunmadığına dair evrak talep edildiği, bu haliyle davalı tarafça, 5018 sayılı yasanın 34. Maddesi gerekçe gösterilerek alacağın takip tarihi itibarı ile muaccel hale gelmediği itirazında bulunmuş ise de, davalı idarenin iç işleyişine ilişkin yasa hükmünün özel hukuk sözleşmesine uygulanamayacağı, 5018 sayılı yasanın 34. Maddesinin muacceliyete ve borcun ilama bağlanmasına engel teşkil etmeyeceğine dair Yargıtay.... Hukuk Dairesi'nin 30/03/2023 tarih ... Karar sayılı emsal nitelikteki içtihadındaki tespitler de dikkate alındığında, yasal düzenlemenin idarenin para borçlarını ödeme şekline yönelik iç işleyişine dair düzenleme içerdiği, bu düzenlemenin kamu idarelerinin borçlarını ödemede alacaklılara karşı eşit davranma yükümlülüğüne yönelik olduğunun kabulü gerektiği, zira kamu idaresinin borçlarını ödemede bir sıra öngörülmemesi halinde takdire bağlı olarak bir kısım alacaklıların alacağını tahsil ederken, bir kısmının tahsil edememesi sorunu ortaya çıkabileceği, idarenin eşit davranma borcu kapsamında alacakların sıraya konulması gerekli ise de bu durumun idareye karşı takip ve dava yoluna başvurulmasına engel teşkil etmeyeceği değerlendirildiğinden davalının itiraz ve savunmalarının bu yönden de yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. 8-Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere davacının ihale sonucu düzenlenen sözleşme ile edimlerini ifa ettiği, fatura düzenleme ve kamu borcu bulunup bulunmadığına dair belgeyi süresi içerisinde davalı idareye sunduğu fakat davalı tarafça 100.000,00-TL dışında ödeme gerçekleştirilmediği, her ne kadar davacının talep tarihinde 14.817,02-TL kamu borcu bulunmakta ise de bu borcun miktar itibariyle ve yine Gelir İdaresi Başkanlığı'nın yazısında yer alan şerhe göre ödeme yapılmasına engel olmayıp yalnızca 14.817,02-TL tutarın Gelir İdaresi Başkanlığı'na gönderilip bakiye kısım olan 201.022,98-TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği anlaşıldığından davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne, fazlasına dair kısım yönünden ise davacının kamu borcu bulunması nedeniyle davalıdan talepte bulunamayacağı ve alacağın muaccel hale gelmediği gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmiş ve bu yönden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2.maddesi hükmü dikkate alınarak vekalet ücreti takdir edilmiştir. 9-Taraflar arasında malın teslim edilip edilmediği veya fatura bedeline yönelik bir ihtilaf bulunmayıp davalı tarafın borçlu olduğu miktarı ve borcun muaccel olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, idarenin kendi iç işleyişinden kaynaklanan ödeme sırası uygulamasının alacağın varlığına etki etmeyeceği, bu nedenle itirazla takibin durmasına neden olunduğu gözetilerek likit kabul edilen 201.022,98-TL alacağın %20'si oranında inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, İzmir ...İcra Dairesi'nin...Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapılan davalı itirazlarının 201.022,98-TL'lik kısmına yönelik davalı itirazlarının iptali ile takibin bu miktar üzerinden itiraz öncesi koşullarda devamına, -Talebin fazlasına yönelik kısım yönünden alacak takip tarihinde muaccel olmadığından davanın USULDEN REDDİNE, 2-Alacak likit nitelikte görülmekle kabul edilen dava değerinin %20'si oranında belirlenen 40.204,60-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.731,87-TL harçtan peşin olarak alınan 2.592,47-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.139,40-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 32.163,68-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2.maddesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 2.236,32-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.592,47-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça sarf edilen 615,40-TL başvuru harcı ile 62,50-TL posta ve tebligat ücreti toplamı 677,90-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre takdiren 633,83-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranında hesaplanan 4.300,95-TL'sinin davalıdan, 299,05-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, davalı vekilinin duruşmada yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/10/2025 Katip... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/547, K. 2025/944, T. 21.10.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-547-e-2025-944-k-301a8fa94dee