İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/37 E. 2025/887 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/37
Karar No
2025/887
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/37 Esas KARAR NO : 2025/887 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen), Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/01/2025 KARAR TARİHİ : 09/10/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; ...nun maliki olduğu... plakalı araç ile dava dışı ... plakalı ve...Sigorta A.Ş.'ye... numaralı trafik poliçesi ile sigortalı motosiklet arasında 15.09.2024 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davaya konu kazada ... plakalı motosiklet sürücüsü davacı aracına ve başkaca bir araca çarpmış, davacı aracında ve diğer araçta hasar oluşmasına sebebiyet vermiş ve olay yerini terk ettiğini, davacıya ait araç kaza sonucu hasarlı duruma dönüşmüş olup araçta maddi hasar oluştuğunu, aracın yetkili servis olan... Otomotiv Ticaret Limited Şirketi’nde onarımı yapıldığını, 15.10.2024 tarihli onarım faturasına göre 148.567,39 TL yedek parça ve işçilik ücreti ödendiğini, bilindiği gibi bir parçası boyanan ya da değişen araçlar ikinci el satışlarda hasarsız araçlara göre ciddi değer kaybına uğradığını, KTK 97.madde uyarınca davalı sigorta şirketine 25.12.2024 tarihinde davacıya ait aracın değer kaybının ödenmesi talepli başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi başvurumuza olumlu ya da olumsuz dönüş yapmadığını, zorunlu arabuluculuk görüşmeleri sonucunda talep ettiğimiz araç değer kaybı ile ilgili uzlaşma sağlanamadığını, belirsiz alacak olarak talep ettikleri 10.000,00-TL alacağının bilirkişi raporu ile belirli hale gelince arttırma hakkımız saklı kalmak kaydıyla kaza tarihi olan 15.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, dava değeri arttırım dilekçesi ile; toplam 37.843,00-TL'nin kaza tarihi olan 15.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,... plakalı aracın kaza tarihindeki maliki...'e karşı açtıkları davadaki haklarının saklı tutulmasını talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; kabul anlamına gelmemekle birlikte, değer kaybı hesaplamasının maddi olaya uygun olarak yapılması gerektiğini, araç kilometresi yüksek ise veya daha önce benzer hasarlara maruz kaldı ise değer kaybından söz edilemeyeceğini, Somut olayda dava konusu aracın kazadan önceki halinin değerli/orijinal/kazaya uğramadığı/değişeni olmadığına ilişkin herhangi bir delil dosyada mevcut olmadığını, değer kaybına konu araç modeli ve kilometresi dikkate alındığında bu durumdaki aracın değişmeyen parçası, boyalı olmayan yanı olamayacağı bir karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, aracın daha önce hasarı olup olmadığına ilişkin tramer kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, itirazlarımız baki kalmak kaydıyla; değer kaybı bedelinin genel şartlara göre hesaplanması gerektiğini, her halükarda Anayasa Mahkemesinin iptal kararı esas alınarak; hesaplamanın reel piyasaya göre yapılması gerektiği iddiası usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 16/06/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...Sn. Mahkemenin... E. sayılı dava dosyasında, yukarıda arz edilen hususlarla, Trafik kuralları ihlali yönünden: ... plaka sayılı davalı sigorta poliçeli aracın tespit edilemeyen sürücüsü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/b ve 56/c maddelerini ihlal ettiği, kazanın oluşunda tamamen Etken Olduğu, ... plaka sayılı davacı araç sürücüsü... meydana gelen kazanın oluşmasında etken faktörü ve kural ihlali olmadığı, görüş ve kanaatine varılmıştır. Değer kaybı bedeli yönünden: ...plaka sayılı ... 1.5T EXECUTIVE+ OV 2022 model otomobilin 15.09.2024 riziko tarihi itibarıyla dava konusu olaya bağlı olarak araçta piyasa rayiçlerine göre 80.000,00 TL reel değer kaybı meydana geldiği görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasarın onarılması sonrasında değer kaybı zararı oluştuğu iddiasına dayalı açılmış maddi tazminat davasıdır. 2-Dava konusu uyuşmazlık, davacıya ait... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı araç arasında meydana gelen 15.09.2024 tarihli trafik kazasında, kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımları, davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarımı sonrasında araçta değer kaybı zararı oluşup oluşmayacağı ve belirlenen değer kaybı zararının davalıdan tahsili talebi noktalarında toplanmıştır. 3-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir. 4-Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir. Dosyaya getirtilen sigorta poliçesine göre davacıya ait araca zarar verdiği ileri sürülen ... plaka sayılı aracın davalı... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde kaza tarihini kapsar şekilde 15/04/2024-15/04/2025 tarihleri aralığında vadesi bulunan KZMMS sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, kaza tarihi itibariyle davalı şirketin poliçeden dolayı araç başına 200.000,00-TL'ye kadar sorumluluk limiti bulunduğu görülmüştür. 5-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir. Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." 6-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış, -Fiilin hukuka aykırı olması -Zararın meydana gelmesi, -Kusur, -Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır. Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır. 7-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kazanın meydana gelmesindeki kusur dağılımı noktasındadır. Taraflarca dava dilekçesi ve cevap dilekçesinde, kazaya karışan araç sürücüleri tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağında gösterilen kaza oluş şeklinin aksi yönde bir kaza oluş şekli gerçekleştiği ileri sürülmediğinden keşif ve tanık dinlenilmeksizin dosya üzerinden kaza tespit tutanağı dikkate alınarak rapor düzenlenmek üzere dosya adli trafik bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 16/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşmesinde davalının sigortalısı dava dışı araç sürücüsünün KTK'nın 52/b ve 56/c maddelerine yönelik kural ihlaliyle kazanın gerçekleşmesine sebebiyet verdiği, davacı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kural ihlali bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı kusur yönünden taraflarca bir itiraz sürülmediği gibi kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamına göre kazanın oluşumunda davalının sigortalısı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun kabulü gerektiği gözetilerek davalının zararın tamamından sorumlu olduğu kabul edilmiştir. 8-Davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarımı sonrası değer kaybı zararı oluşup oluşmayacağı hususunda alınan 16/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda, aracın kaza öncesi değerinin 1.900.000,00-TL olduğu, hasarın onarılmasının ekonomik olduğu ve kaza nedeniyle araçta 80.000,00-TL değer kaybı zararı oluşacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı davacı vekili tarafından sair itirazlar ileri sürülmüş ise de, dava öncesinde davalı şirket tarafından düzenlenen ekspertiz incelemesinde davacıya ait aracın 70.500,00-TL değer kaybı zararına uğradığı yönünde tespitte bulunulduğu, sigorta şirketince düzenlenen inceleme raporunda çok sayıda araç fiyat karşılaştırması yapılarak dava konusu kaza nedeniyle oluşan zararın 70.500,00-TL olabileceği yönünde değerleme yapıldığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da yakın bir değer kaybı zararının tespit edilmiş olduğu, aracın hasar gördüğü parça sayısı ve onarım gören parçaların niteliğine göre aracın sol arka kısmında meydana gelen hasarın değerde önemli ölçüde bir azalma da gerçekleştirmeyeceği dikkate alınarak itirazlar yerinde görülmemiş ve davacıya ait aracın 80.000,00-TL değer kaybına uğradığı kabul edilmiştir. 9-Davacı vekilinin 05/05/2025 tarihli değer artırım dilekçesiyle dava değeri 37.843,00-TL'ye yükseltilmiş ve kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talep edilmiştir. Davacıya ait aracın değer kaybı zararı miktarı 80.000,00-TL olarak belirlenmiş olup, davalı sigorta şirketinin kaza tarihindeki poliçe teminatı 200.000,00-TL'dir. Davalı tarafça sunulan ödeme belgelerine göre poliçe kapsamında davalı şirketin dava öncesinde 162.156,41-TL hasar ödemesi yaptığı ve bakiye poliçe limitinin yalnızca 37.843,59-TL olduğu gözetilerek davacı vekilinin talebi doğrultusunda davanın 37.843,00-TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafça kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiş ise de sigorta şirketinin KTK 97.maddesi gereğince ancak yazılı başvuru sonrasında temerrüde düşeceği, dosya kapsamına göre davacı vekilinin 25/12/2024 tarihinde yazılı başvuruda bulunduğu ve davalı şirketin 8 iş günü sonrasında temerrüde düşeceği, bununla birlikte Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı 08/05/2024 tarihli ilamında "Somut olayda; her ne kadar mahkemece sigorta şirketine başvuru dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı bu durumun davanın usulden reddini intaç ettiği gerekçesiyle, 2918 sayılı yasanın 97/1 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de, davadan önce tarafların zorunlu olmamasına rağmen ihtiyari olarak arabuluculuk yoluna başvurdukları, bu şekilde davalı sigorta şirketinin rizikonun gerekleştiği ve kapsamı konusunda bilgi sahibi olduğu dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi ile amaçlanan durumun gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince dava şartı noksanlığının giderilmiş olduğu gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. " şeklinde değerlendirme yapılmakla arabuluculuk anlaşamama son tutanağının da temerrüt gerçekleştirdiği gözetilerek 05/12/2024 tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. 10-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de; "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı) Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 37.843,00-TL değer kaybı zararından kaynaklanan maddi tazminatın davalı şirketin poliçe limiti sorumluluk sınırı 37.843,59-TL aşılmamak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına temerrüt tarihi 05/12/2024 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.585,05-TL harçtan peşin olarak alınan 615,40-TL ile ıslah harcı olarak alınan 476,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.493,65-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 476,00-TL toplamı 1.091,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça sarf edilen 615,40-TL başvuru harcı, 87,50-TL posta ve tebligat ücreti, 9.000,00-TL bilirkişi ücreti toplamı 9.702,90-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin istinaf kanun yolu başvuru sınırı olan 40.000,00-TL'nin altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu açıklanmak suretiyle açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/10/2025 Katip... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/37, K. 2025/887, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-37-e-2025-887-k-a4ff03d8ce0c