İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/953 E. 2025/179 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/953
- Karar No
- 2025/179
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/953 Esas KARAR NO : 2025/179 DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 04/11/2024 KARAR TARİHİ : 20/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketinin 2014 yılında limited formunda 2 ortaklı olarak kurulduğunu, ortaklardan biri %40 hisseyle müvekkili diğeri %60 hisseyle ... olduğunu, davalı şirketin kurulduğu adreste kuruluş öncesi ortaklardan ...un oğlu ...dına tescilli ... Kapı isimli işletmenin bulunduğunu,...Kapı isimli ... adına kayıtlı işletme kapatıldığını, ... Kapının makinelerini davalı şirketin satın aldığını, davalı şirket aynı adreste önce Limited olarak, daha sonra tür değiştirmek suretiyle Anonim Şirket olarak yangın kapıları imalat, ihracat ve satış faaliyetine devam ettiğini, şirketin kurulduğu andan kısa bir süre sonra başlayan günümüze kadar devam eden davalı şirket ortağı ...un şirketi yönetme şekli ve davranışları sebebiyle müvekkilimiz açısından ortaklığın devamı imkansız hale geldiğini ve haklı sebeple ortaklıktan çıkma davası açma zarureti hasıl olduğunu, müvekkilinin YK başkanı olmadığı dönemde ...'nun şirket yönetiminde müvekkilinin hakkını hiç gözetmediğini keyfi harcamalar yaptığını ve hatta müvekkilinin hisse devri yapmadan hemen önce şirket ismini ve portföyünü, belgelerini satmaya karar verdiğini ... GRUP olarak yeniden faaliyete başlamayı planladığını ancak cezaevinden çıktıktan sonra otomatik kepenkten, hayvan çiftliğine, bağ bahçe kurmaya, villa yapıp satmaktan, çelik kapıya ihracatına kadar fizibilite ve pazar araştırması yapmadan bir çok denemeler yapması, başlangıç sermayesi, malzemeler vs. olarak birçok iş denediğini, şirketten harcamalar yaptığını hepsinden de vazgeçtiği düşünüldüğünde şirketi yönetmeye istekli ve konsantre olmadığını şu anda tek motivasyonunun müvekkilini pes ettirmek olduğunu iftira atarak şikayetçi olmasından, haksız takibinden, evinden attırmaya çalışmasından anlaşıldığı müvekkilinin tam hesap yapılmasını alacağını tamamiyle almayı değil, makul bir teklifle karşılaşmayı beklerken bir araya gelelim konuşalım tekliflerine bu sebeple dahil olurken tamamen bedelsiz tüm haklarından vazgeçmesi gerektiği önerisiyle karşılaştığını," aksi halde ..." hapse girebileceği, şikayet edileceği imalarıyla susturulmaya çalıştığını, küçük bir hayatı, kızlarını yetiştirmekten onları mutlu görmekten başka bir amacı olmayan bir kadının daha sevildiğine inanarak ve sevdiği adama güvenerek hiç bilmediği bir yola girip söylenenleri yaptığı ve şu anda sadece kendisi de değil tüm ailesini etkileyen komplike bir haksızlıkla karşı karşıya kaldığını, hiçbir ticari eğitimi, geçmişinde aktif yöneticiliği olmayan müvekkili davalı şirkette hatır için değil elindekini avucundakini vererek ortak olduğunu, evde televizyon izleyerek değil gece gündüz şirkette çalışarak hem nakdi birikimini kullanıp, hem emek vererek ortaklık haklarını alın teriyle hak ettiğini, her ne kadar mevzuat gereği şirket yöneticileri ve ortaklar hakkında, hatta işletme sahipleri hakkında basiretli işadamı gibi davranma ilkesi geçerli olsa da özellikle ülkemizde çoğınlukla kadınların zaman zaman çocukların hiç bilmedikleri yolda yükümlük altına girdiği, hukuki, cezai ve psikolojik bedeller ödediğinin yadsınamaz gerçek olduğunu, belirterek davamızın kabulü ile müvekkilimizin şirket ortaklığından çıkmasına, şirketin kurulduğu günden bugüne hiç kar payı dağıtılmadığından kar payının tespiti ile her yılın kar payı için kar payı dağıtılma kararı alınmayan genel kurul toplantı tarihinden başlamak üzere ayrı ayrı ticari avans faizi ile birlikte aldığı avans ve kazanımlarının mahsubu ile tespiti ve davalı şirketten tahsiline, müvekkilin ayrılma akçesinin tespiti ile dava tarihinden başlamak üzere ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkilinin haklarının zarar görmesi ihtimali kuvvetle muhtemel olduğundan şirketin bütün malvarlığına, hak ve alacakları üzerine teminatsız olarak, sayın mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati tedbir konmasına, davalı şirket ortağı ...'nun geçmiş yıllarda şirket gelirlerini ve imkanlarını şahsi menfaatleri için kullanması ve müvekkile haklarını vermediği gibi haksız yere icra takibi başlatması ayrıca iftira atarak şikayetlerde bulunması göz önüne alındığında şirketi iyi yönetmediği ve kasten zarara uğratması oldukça yüksek bir ihtimal olduğundan şirketin dava süresince, kuruluş amacına uygun olarak yönetilmesi ve yargılama süresince müvekkilden mal kaçırabilmek amacıyla kasten zarara uğratılmasını engellemek için kayyum atanmasına ve kayyum atanması davasını açık için tarafımıza yetki verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, müvekkili şirketin kuruluşundan itibaren, şirket sermayesine veya faaliyetlerine maddi bir katkı sağlamamış; aksine şirketten haksız kazanç elde ettiğini şirketin kuruluşunda katkıda bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı yan, müvekkili şirketten kar payı alacağının olduğunu iddia etmişse de, davacı şirkete ortak olurken herhangi bir hisse bedeli dahi ortaya koymadığını, aksine davacı, müvekkili şirkete karşı borçlu durumda bulunduğunu, ayrıca mali kayıtlar ve muhasebe işlemleri incelendiğinde, şirketin tüm mali kaynaklarının davacı tarafından yönetildiğini ve bu yönetim sırasında kendisinin usulsüz işlemler yaptığının görüleceğini, davacı ..., muhasebe süreçlerini yönetirken, şirket gelirlerini şahsi menfaatine uygun şekilde kullandığını ,usulsüzlükleri gizlemek adına şirket hesaplarını ve mali süreçleri kontrolsüz bıraktığını, ayrıca davacının şirket adına yaptığı harcamaların şahsi amaçlara hizmet ettiğini ve şirketi mali olarak zarara uğrattığını, bununla birlikte, davacının müvekkili şirketin diğer ortağı ve çalışanlarına yönelik ithamlarını tamamen asılsız olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, gerçeği yansıtmayan, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli beyanlardan ibaret olduğunu, bu kötü niyetli iddialar tamamen şirketin diğer ortağı ...'nu kusurlu göstererek kendisinin şirketten pay almasını sağlamaya yönelik olduğunu, ancak somut deliller ve mali kayıtlar açıkça göstermektedir ki, asıl kusurlu olan taraf ... olduğunu, davacı şirketin muhasebe süreçlerinin kontrol ettiği dönemde, gelirleri şahsi harcamalarına yöneldirildiğini, mali kayıtlar eksik ve yanıltıcı şekilde tutarak müvekkil şirketi zarara uğrattığını, şirketin kuruluşuna veya faaliyetlerine hiçbir katkı sağlamayan davacı, tam tersine müvekkili şirkete borçlu durumda ve şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, ayrıca davacının kar payı almadığına dair iddiaları gerçek dışı olup, tam aksine davacı, müvekkili şirketten düzenli olarak gelir sağladığını ve bu gelirleri şahsi menfaatine kullandığını, belirterek davacının ileri sürdüğü hukuki dayanaktan yoksun taleplerin reddedilmesi yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, anomin şirketten haklı nedenle ayrılma ve ayrılma akçesi ile birlikte kar payının dağıtılması istemine ilişkindir. Davalı şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden celp edilen kayıtlarına göre, şirketin iki ortağının bulunduğu, öncelikle limited şirket olarak tescil edildiği, akabinde tür değişikliğine gidilerek anonim şirket halini aldığı, davacının şirkette ki payının adedinin 1.145 olduğu, 17/05/2024 tarihinde ilan edilen Ticaret Sicil Gazetisi' ne göre 682 adet payının diğer ortağa devredildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK'da limited şirketler yönünden hem haklı nedenle şirketin feshi hem de haklı nedenle şirket ortaklığından çıkma hali açıkca düzenlenmiş iken anonim şirketlerde haklı nedenlerle şirketin feshi başlığında tek bir maddeye yer verilmiştir. Anonim şirketler yönünden geçerli olan "Haklı Nedenlerle Fesih" başlıklı TTK'nın 531. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." hükmünü içermektedir. Haklı sebep kavramından neyin anlaşılması gerektiği kanunda tanımlanmamıştır. Bununla beraber, anonim şirketlerde pay sahiplerinin kişisel ilişkileriyle ilgili haklı sebeplerin limited şirketlere nazaran daha dar bir kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir. Şirketin feshini haklı kılan sebepler bulunması halinde şirketin yaşatılması ekonomik ve rasyonel açıdan uygun ise şirketin feshi en son çare olarak düşünülmelidir. Sonuç itibari ile, davacının hissenin bulunduğu davalı şirket türü olan anonim şirketler için haklı nedenle ortaktan çıkma hali açıkça TTK' da düzenlenmediğinden ve davacının talebi dışında karar verilmesi HMK' nun 26. Maddesi gereği talep ile bağlı kalınma ilkesine aykırı olacağından ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesinin ödenmesi talebinin reddine, kar payının dağıtılmasına yönelik talep yönünden ise davalı şirketin son genel kurulunun 10/10/2023 tarihinde yapıldığı, iş bu yapılan genel kurul toplantısı ile önceki genel kurul toplantılarında kar payının dağıtılmamasına ilişkin davacının da katılımı ile oy birliği ile kararların alındığı ve davacının yapılan genel kurul kararlarına karşı herhangi bir itirazının bulunmadığı görüldüğünden kar payının dağıtılması isteminin de ayrıca reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının tüm taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 2-Alınması gereken karar ve ilam harcının (615,40) TL başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubu ile 187,80-TL harcın davacından alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan,AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 152.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yargılama sonucu ve re'sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re'sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK 'nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırına iadesine, Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/02/2025 Katip ... E imza Hakim ... eimza