İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/469 E. 2025/79 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/469
Karar No
2025/79
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/469 Esas KARAR NO : 2025/79 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 27/05/2024 KARAR TARİHİ : 28/01/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; 20/04/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalılardan ...nşaat Enerji Madencilik A.Ş.'nin maliki ve diğer davalı...'ın sürücüsü olduğunu, diğer davalı ... Anonim Şirketi tarafından sigortalanan... plakalı çekici (... plakalı dorse araç ile müvekkili İdareye ait tesis ve ekipmanlara 149.165,00-TL zarar verildiğini, kaza sonrasında tanzim edilen Kaza Tespit Tutanağında, aracın İzmir istikametinden İstanbul yönüne seyir halinde iken Dericiler Sitesi kavşağına yaklaşık 100 metre mesafede aracın damperinin kalktığı ve dorsenin üst kısımlarının idareye ait tesislere zarar verdiğini, söz konusu kazanın oluşumunda sürücü ...'ın 2918 sayılı Kanunun 47/1-d maddesi ve ilgili yönetmelikte yer alan düzenlemeleri ihlal etmesi sebebiyle kusurlu olduğunun belirtildiğini, kaza neticesinde müvekkili İdareye ait yapı ve tesislere verilen zarardan kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren aracın kaza tarihindeki maliki olan davalı şirket, aracın kaza anındaki davalı sürücüsü ile söz konusu aracı sigortalayan davalı sigorta şirketi (poliçe limitleri dahilinde olmak üzere) birlikte sorumlu olduğunu, olayın akabinde oluşan hasar bedeli müvekkili İdarenin yazılı talebine rağmen bugüne kadar karşılanmadığını, alacağın tahsili amacıyla taraflardan yazılı olarak talepte bulunulduğunu, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine dava açılmadan önce sigorta şirketi yönünden zorunlu ve dava şartı olan arabuluculuk yoluna 05/04/2024 tarihinde başvurulduğunu, süreç içinde anlaşma sağlanamadığını ve anlaşmama tutanağı tanzim edildiğini, her ne kadar kaza tarihinde aracın maliki davalı şirketin unvanı... İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd. Şti. olarak tescilli olsa da, arabuluculuk son tutanağında da görüleceğini, şirket vekilinin de beyanları doğrultusunda şirkette bu süreçte unvan değişikliği olduğunu ve 17/01/2024 tarihinde 11002 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği belirtildiğini, bu durumda şirketin yeni unvanı... İnşaat Enerji Madencilik A.Ş. taraf olarak gösterildiğini, zararının bugüne kadar karşılanmadığından, kazanın oluşumu dikkate alındığında tüm kusurun davalılarda olması ve dava konusu edilen zararın ekli hasar keşif raporunda müvekkil idarece resmi fiyatlar esas alınarak belirlenmiş olması sebebiyle, hasar miktarı yönünden dosya içinde mevcut sunmuş olduğumuz belgelere istinaden karar verilmek üzere, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile, 149.165,00-TL alacağın, araç maliki olan davalı şirket ve davalı sürücü yönünden kaza tarihi olan 20/04/2022 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise (poliçe limitleri dahilinde olmak üzere) ihbar tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiğini, yukarıda izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 149.165,00 -TL alacağın araç maliki olan davalı şirket ve davalı sürücü yönünden kaza tarihi olan 20/04/2022 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise (poliçe limitleri dahilinde olmak üzere) ihbar tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı... İnşaat Enerji Madencilik Anonim Şirketi vekili, cevap dilekçesinde;Davacı taraf, müvekkili şirket adına kayıtlı ve diğer davalılardan ... sevk ve idaresindeki ve diğer avalı sigorta şirketinin sigortalısı olduğu ...lakalı çekici ve buna bağlı... Plakalı dorse, 20.04.2022 tarihinde, Batı çevre yolu istikametinden İstanbul istikametine seyir halinde iken Dericiler sitesi kavşağına yaklaşık 100 metre kala aracın damperinin kalkması sonucu ve dorsenin üst kısımlarının Karayollarına ait il,ilçe gösterir yön gösterir tabelalarına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğinden bahisle maddi tazminat talepli dava açtığını, .dava zamanaşımına uğradığını, maddi hasralı trafik kazalarında KTK Madde 109-Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğradığını, iki yıllık zaman aşımı süresi dolduktan sonra açılan davanın reddi gerektiğini, meydana gelen kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağında her ne kadar müvekkil adına kayıtlı araç sürücüsünün KTK 47/1-D Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklerine aykırı hareketi nedeni ile tam ve asli kusurlu olduğu iddia edilmiş ise de bu kusurun kabulü mümkün olmadığını, müvekkili şirket adına kayıtlı araç sürücüsünün hangi eylemi ile atılı maddede belirtilen kusuru işlediği açıkça belirtilmediğini, müvekkili adına kayıtlı aracın model yılına bakıldığı takdirde 2022 yılı model olduğu müvekkil şirket adına kayıtlı araç sürücüsünün kusuru olmaksızın mucbir sebep nedeni ile damperin kalktığı meydana gelen hasardan sorumlu tutulamayacağını, müvekkili adına kayıtlı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğinin kabulü halinde dahi kaza sebebi ile talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu, müvekkili araç sürücüsü yasada öngörülen hız limiti dahiline seyir halinde iken damperin beklenmedik şekilde açılması ve dorsenin sadece üst kısmının hafif şekilde çarpması sonucu hasarın meydana geldiğini, bu şekilde bir çapma ile tabelanın tamamının kullanılmaz hale gelme ihtimal ve olasılığı bulunmadığını, dosyaya sunulan fotoğraflarda da belli olduğu üzere tabela hiç hasar almamış basit müdahale ile yamukluğu giderilebilecek hasar oluştuğunu, basit bir müdahale ve iş gücü ile eğikliği düzeltilebilecek levhanın tamamen yok olduğu ve hatta temelinden yok olduğu iddiası gerçekçi olmadığını, kaldıki davacı taraf dava dilekçesi ekinde tek ayaklı başüstü konstrüksüyonu onarımı genel toplam maliyetinin 2.454.33-TL olduğu yönünde hesaplama yaptığını, davacı tarafın meydana gelen hasarın toplam tutarının 2.454.33- TL olduğu yönündeki hesaplaması doğru ve yerinde iken hangi tarihte yapıldığı belli olmayan ve sadece kendi personeli olduğu belli Trf.Yön.sis.Tek.elm ...tarafından imzalanıp imzası açılan diğer personel tarafından imzalanmayan meydana gelen kaza ile uygun illiyet bağı kurulamadan hayali bir takım hasar kalemleri yazılarak ona karşılık gelecek şekilde olağan dışı giderler yazılarak bir hasar ortaya çıkarılmış ve bu hasar üzerinden müvekkil şirkete rücu edildiğini, davacı taraf eldeki davayı açmadan önce kaza ile bağdaşmayan olağan üstü bir şekilde konstrüksüyon onarımı için tespit edilen 2.454.33-TL nin 30 katı bir maliyet çıkaran hasar keşfi değerlendirilip karşılaştırılmadan iş bu dava ikame edildiğini, yukarıda arz ve izah edildiği üzere kabul anlamı taşımamak kaydı ile müvekkili adına kayıtlı araç sürücüsünün tam ve asli kusuru ile hasara sebep olduğu kabul edilse dahi davacı tarafın kaza tespit tutanağı , fotoğraflar ve davacı tarafın 2.45.433-TL tutarlı onarım bedeli nazara alındığı takdirde davacının talep ettiği hasar tutarının fahiş olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesi talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... Anonim Şirketi vekili, cevap dilekçesinde; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte zararın hesabı yapılırken zarar gören cisimin kullanım durumu ve eskime payı hesaba katılarak verilmiş olan zarar bu şekilde hesaplanması gerektiğini, davacı yanın maliki olduğu yapıların onarımı esnasında harcamış olduğu bedellerin hayatın olağan akışına ve iyiniyet kurallarına uygun faturalar olup olmadığını, faturaların fahiş olup olmadığı incelenerek bilirkişi kontrolünden geçirilmesi şart olduğunu, söz konusu yapıların faturalarının tarafımıza gönderilmemesi sebebi ile tamir ücreti ödenemediğini, işbu ödeme yapılamamasında kusur davacının olduğunu, davacı ZMMS genel şartlarına aykırı hareket ettiğini, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalı ve/veya sigorta ettirenin yükümlülükler faturaların katma değer vergisinden şirketin sorumluluğu bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün mezkur kazada atfa kabil bir kusuru olmadığını, kısmi dava şeklinde yapılan işbu başvuruda yargılamanın ilerleyen aşamasında başvuran tarafça davanın ıslah edilmesi durumunda, ıslah tarihi itibariyle ıslah edilen kısım bakımından 2 yıllık zamanaşımının dolması söz konusu ise işbu kısma ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddinin gerekeceğini, yukarıda açıklanan sebeplerle öncelikle davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ...'a dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak davaya cevap vermedikleri görülmüştür. DELİLLER: Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Hasar Keşif Raporu, Hasar Tespit Tutanağı, arabuluculuk tutanağı, araç özet bilgileri, talep yazısı, alkol raporu, gerekli görülürse keşif ve bilirkişi incelemesi vs. tüm deliller delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 21/11/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "... İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi Sayın Hakimliği” nce 17/09/2024 tarih ve 1 Celsede alınan karar uyarınca Bilirkişi İncelemesinde bulunmak üzere tarafıma tevdi edilen ... E. Sayılı dosya içeriğinde bulunan tüm bilgi, belge ve raporların irdelenmesi ayrıca yapılan piyasa, internet araştırmaları ile mesleki deneyim ve tecrübelerin birleştirilmesi neticesinde; 1)Dosya içeriğinde, dava konusu olay sonrası, damper kaldırma düğmesi, damper pompa ve pistonunda Teknik Arıza Olduğuna Dair Herhangi Bir İş Emri Ve Onarım Fatura, Tespit Ve Bilgisi Bulunmamakta olup, sürücü hatası nedeniyle araç damperinin kalktığı ve sürücünün dikiz aynalarından bu durumu fark etmeyerek seyrine devam etmesi sonucunda olay yerinde Karayolları Bölge Müdürlüğü” ne ait baş üstü yön ve trafik levhalarına çarparak hasara sebep olduğuna kanaat edinildiği, 2)Araç sürücüsünün dikkat ve özenli seyrederek, dikiz aynalarından damperin kalktığını görmesi halinde müdahale ederek önleme imkânının mevcut olduğu, 3) Davacı idareye ait trafik levhalarının onarılması mümkün olup, yukarıda detaylı olarak hesaplandığı üzere onarım bedelinin 149.165,00 TL olarak hesaplandığı, 4) Bu miktardan riziko tarihi olan 20/04/2022 tarihi itibariyle 1.935,64 kg. Hurda Bedeli olarak 17.478,83 TL tenzil edilmesi neticesinde TOPLAM ZARAR MİKTARININ 131.686,17 TL olarak hesaplanmış olduğu, yönündeki görüşlerimi konunun hukuki ve nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygıyla Arz Ederim..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, davacıya trafik işaret levhasının davalıların sigortalısı, sürücüsü ve işleteni oldukları...plaka sayılı aracın çarpması nedeniyle zarar gördüğü iddiasına dayalı maddi tazminat davasıdır. 2-Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılara ait çekiciye bağlı dorse aracın 20/04/2022 tarihinde 149.165,00-TL tutarlı zarar verdiğini, davalıların kusurlu olarak verdikleri zarar nedeniyle tesislerin onarım bedelinden sorumlu oldukları ileri sürülerek zararın tazminini talep etmiştir. Davalı... İnşaat Enerji Madencilik A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde, davalı araç sürücüsünün kusuru bulunmaksızın kazanın gerçekleştiğini, araca ait damperin kendiliğinden kalkmış olması nedeniyle mücbir sebep oluştuğunu ve davalıların zarardan sorumlu tutulamayacağını, zarar gören tabelanın basit bir onarım ile yeniden kullanılabileceğini, zarar talebinin fahiş nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde, davalı sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olarak sorumtu tutulabileceğini, davacının onarımı kendi nezdinde gerçekleştirmiş olması nedeniyle KDV faturasının sigortalı adına düzenlenmesi gerektiğini, davalı araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığını ve sair hususları savunarak davanın reddini talep etmiştir. 3-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir. 4-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. 5-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Somut uyuşmazlıkta zarar veren... plaka sayılı aracın davalı ... A.Ş. Nezdinde... tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, kaza tarihi 20/04/2022 itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluk limitinin araç başına 50.000,00-TL ve kaza başına 100.000,00-TL olduğu görülmüştür. 6-Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." 7-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış, -Fiilin hukuka aykırı olması -Zararın meydana gelmesi, -Kusur, -Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır. Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır. 8-Davalının sigortalısı olan...plaka sayılı aracın tek taraflı kaza sonucu davacıya ait tabela tesisine zarar vermiş olduğu kolluk personelince düzenlenen kaza tespit tutanağı ile tespit edilmiştir. Davalı savunmalarında kusur kabul edilmemiş ise de kazanın başka bir etken nedeniyle meydana geldiğine dair somut bir savunma sunulmadığı görülmüştür. 2918 sayılı KTK'nun 86. maddesinin 1 inci fıkrasında "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." hükmü bulunmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. 2918 sayılı Kanun’un 86. maddesinde ise bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin takdirine bırakmıştır. Davalı tarafça araçta damperin kalkmasının mücbir sebep niteliğinde olduğu savunulmuş ise de damperin teknik bir arıza nedeniyle kalktığının savunulduğu, KTK'nın 86.maddesinde teknik arızaların açık bir şekilde sorumluluktan kurtulmaya sebebiyet vermeyeceğinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta davalılar tarafından başkaca bir mücbir sebep nedeniyle hasarın meydana geldiğine yönelik savunma bulunmadığı, damperin sürücü hatası sonucu veya teknik bir arıza neticesinde damperin kalkmış olabileceği, birinci ihtimalde araç sürücüsünün kusurundan dolayı davalıların da aynı ölçüde kusur sorumlulukları yoluna gidilebileceği, ikinci ihtimalde, yani teknik bir arıza nedeniyle damperin kendiliğinden kalmış olduğunun kabulü halinde ise KTK 86.maddesinde yer alan düzenlemede teknik bozuklukların sorumluluğu sona erdirmeyeceğine dair açık düzenleme karşısında zarardan da yine tam olarak kusurlu olacağı, araç sürücüsü yönünden ise şehirlerarası yolda seyrederken dikiz aynalarından gerekli kontrollerin yapılması halinde damperin yerinde olup olmadığının basit bir şekilde farkedilebileceği halde bu kontrollerin gerçekleşmemesi nedeniyle zararın oluşmasında kusurlu olacağı, her iki halde de davalıların kusurlu oldukları sonucuna ulaşılacağı, damperin açılmasının mücbir sebep olarak kabul edilmesini gerektirecek somut bir zorunluluk hali bulunmadığı gibi gerek sürücünün gerekse işletenin bakım ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmiş olmaları halinde zararın meydana gelmeyeceği dikkate alındığında bu yöndeki sorumsuzluk şartlarının da oluşmadığı gözetilerek davalıların %100 oranında kusurlarıyla zarara sebebiyet verdikleri kabul edilmiştir. 9-Davacı idareye ait tabela tesisatında meydana gelen hasarın onarım bedelinin hesaplanması hususunda mahkememizce makine mühendisi bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 21/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda zararın onarım bedelinin 149.165,00-TL olarak belirlendiği, kaza sonucu oluşan metallerin hurda değerinin 17.478,83-TL olduğu ve bunun tenzili sonrasında davacının bakiye zararının 131.686,17-TL olarak belirlendiği görülmüştür. Rapora karşı taraf vekillerince sair itirazlar ileri sürülmüş ise de, yapılan hesaplamanın maliyet ve işçilik bedelleri yönünden davacı idarenin hesaplamasını doğrular nitelikte olduğu, tarafların itiraz dilekçelerinde raporun düzenlenmesine esas alınan verilere yönelik somut bir hata veya eksikliğin işaret edilmediği, bu haliyle itirazların yeniden rapor alınmasını gerektirecek mahiyette olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde, maliyet belirlenmesi aşamasında davacı idare birimlerinin levhanın fiyatlandırılması aşamasında hurda bedelinin dikkate alınarak belirlenen fiyatların kullanıldığını ileri sürmüş ise de, dava dilekçesi ekinde yer alan maliyet cetvellerinde hiçbir surette hurda bedeli tenziline dair kayıt yer almadığı, davacı tarafça sunulan "Karayolları İstimlak Sınırı İçerisinde Karayolları Tesislerinde Vaki Zarara Ait Hasar Tablosu" başlıklı hasar tablosunda yer alan birim fiyat ve maliyetlerin mahkememizce görevlendirilen bilirkişi tarafından piyasa rayiçlerine uygun bulunduğu, davacının maliyet hesaplamasında hurda metallerden elde edilen değerin mahsup edildiğine dair bir kayıt ve iddiasının bilirkişi raporuna itiraz aşamasına kadar ileri sürülmediği gibi bu aşamada da ancak soyut olarak itirazda bulunulduğu anlaşıldığından, hurda değerinin hesaplanan hasar bedelinden tenzil edilmemiş olduğu gözetilerek davacının gerçek zararının 131.686,17-TL olduğu kabul edilmiştir. 10-Dosyaya sunulan Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi'nin incelenmesinde kazanın poliçe vadesi içerisinde meydana geldiği ve poliçe teminatının araç başına 50.000,00-TL ile sınırlı olduğu görülmüştür. Davacı zararı araç zararı olmayıp, tabela tesisatında meydana gelen zarardan kaynaklanmaktadır. Poliçede yer alan "araç başına" ifadesinin kazada yalnızca trafikte zarar görecek araçların düşünülerek konulmuş bir ifade olduğu, tek taraflı kaza neticesinde uğranılan zararda "araç" ifadesinin zarar gören şey olarak değerlendirilebileceği, bu itibarla davacının uğradığı zararın yalnızca 50.000,00-TL'sinin poliçe teminatı kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. 11-Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının bilirkişi raporuyla ispat edilen 131.686,17-TL zararının davalıların sorumluluğunda olduğu anlaşıldığından davanın bu miktar üzerinden, sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı sorumluluk yoluna gidilmek suretiyle kısmen kabulüne karar verilmiş, hurda bedeli yönünden ise hurdanın davacı yedinde kaldığı gözetilerek zarardan mahsup yoluna gidilmesi nedeniyle kısmen ret kararı verilmiştir. Davalı araç işleteni ve sürücüsünün kaza tarihinden itibaren temerrüt halinde olması nedeniyle zarara kaza tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş. Yönünden ise yazılı başvuru sonrasında temerrüt oluşacağı, 19/09/2022 tarihinde sigorta şirketine zararın karşılanması talebiyle yazılı başvuruda bulunulduğu ve 30/09/2022 tarihinde temerrüt koşulları oluştuğu gözetilerek belirlenen temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Faiz türü yönünden yapılan değerlendirmede zarar veren aracın ticari mahiyette olduğu gözetilerek ticari faize hükmedilmiştir. 12-Davalı ... Anonim Şirketi yönünden 50.000,00-TL ile sınırlı olarak hüküm kurulduğu ve yine davanın da poliçe limitleri dahilinde sınırlı talepli olarak ikame edildiği gözetilerek poliçe limiti dahilinde bir kısmen ret kararı bulunmadığı gözetilerek sigorta şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. 13-Arabuluculuk dava şartı kapsamında Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin hangi tarafın sorumluluğunda olduğu yönünden yapılan inceleme ve değerlendirmede, her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı) Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 131.686,17-TL maddi tazminatın davalı ... Anonim Şirketi'nin sorumluluğu poliçe limiti 50.000,00-TL'yi aşmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminata davalılar Davalı... İnşaat Enerji Madencilik A.Ş. Ve ... yönünden kaza tarihi 20.04.2022, davalı ... A.Ş. Yönünden temerrüt tarihi 30.09.2022 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.995,48-TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, davalı ... Anonim Şirketi'nin harcın yalnızca 3.415,5‬0-TL'sı ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden davalı ... İnşaat Enerji Madencilik A.Ş. lehine takdir edilen 17.478,83-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı... İnşaat Enerji Madencilik A.Ş.'ye verilmesine, 5-Davacı tarafça sarf edilen 602,00-TL posta ve tebligat ücreti, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti toplamı 4.102‬,00-TL yargılama giderinin, davanın ret yada kabul oranına göre takdiren 3.621,33-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... A.Ş.'nin aleyhinde hükmedilen miktar dikkate alınarak yalnızca 1.374,98-TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davalı ... vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, davalı ...'ın duruşmada yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/01/2025 Katip ... eimza Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/469, K. 2025/79, T. 28.01.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-469-e-2025-79-k-cab5fb783313