İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/358 E. 2024/704 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/358
- Karar No
- 2024/704
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/358 Esas KARAR NO : 2024/704 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 22/04/2024 KARAR TARİHİ : 17/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Davacıların sair oranlarda ortağı olduğu ...Hayvancılık Gıda Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait mal ve varlıklardan Fon Kurulu Kararı ile oluşturulan ve satışına karar verilen "Yeşildağ Hayvancılık ve İktisadi Bütünlüğü"nün 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19 ve 20. maddeleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesi ve TMSF Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik kapsamında satışına yönelik 15.12.2021 tarihinde gerçekleştirilen İhalenin ve bu doğrultuda yapılan satış işleminin; ceza yargılamasında verilen hükmün Yargıtay incelenmesinde olduğu, taşınmazların değerlerin çok altında satışa çıkarıldığı, geçici yönetici konumundaki TMSF'nin satış ve tasfiyeye ilişkin yetkisinin sıkı koşullara bağlandığı, "son çare" niteliğindeki bir düzenleme getirildiği, bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin uzman raporları ve Şirket bilançoları ile açıkça ortaya konulması gerektiği, Şirketin gerçek rayiç değerlerinin çok altında bedellerle ihaleye çıkarıldığı, İhale İlanı'nda mal varlığı değerlerinden bahsedilmeyerek rekabet koşullarının ihlal edildiği, ilanın yüzeysel ve soyut nitelikte olduğu, bir kısım malvarlığı değerlerinin şirket borçlarını karşılamaya yeterli olduğu halde iktisadi bütünlüğün tümüyle satılmasının yerinde olmadığı ve sair iddialar doğrultusunda davalı ...'nun satış kararının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Satış işlemleri için ceza yargılamasının kesinleşmesi gerektiği yönünde mevzuatta bir hükmün yer almadığı, satış için müsadere kararının da aranmayacağı, her ne kadar dava dilekçesinde... Hayvancılık Gıda ve Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait 48 gayrimenkulün ihaleye konu edildiği ileri sürülmekte ise de, dava konusu İhalenin...Hayvancılık Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'ne dahil varlıkların satışına ilişkin olup... Hayvancılık Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'ne ait 9 adet gayrimenkul ve menkullerin dahil edildiği, Şirkete ait 48 adet taşınmazın satışı hakkında Şirkete yetki verilmesi ile 15/12/2021 tarihli... Hayvancılık Ticari ve İktisadi Bütünlüğü Satış İhalesi tamamen birbirinden bağımsız idari işlemler olduğu her iki İhaleye konu edilen Şirket mal varlığının birbirinden tamamen bağımsız nitelikte bulunduğu, dava konusu... Hayvancılık Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün değerleme konusu uzmanlık gerektirdiğinden değerlemenin SPK lisanslı değerleme firmalarına yaptırıldığı ve bu değerleme raporları esas alınarak muhammen bedelin belirlendiği, konusunda uzman değerlemecilerin raporlarının dikkate alınmasının ilgili mevzuattan kaynaklanan bir zorunluluk olduğu, bu çerçevede... Hayvancılık Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün değerinin tespit edilmesi amacıyla hem Şirketin işletme değerini tespit etmek hem de bütünlük kapsamındaki varlıkların değerlerini ayrı ayrı tespit etmek üzere iki ayrı değerleme sürecinin başlatıldığı, Şirketin işletme değerinin tespiti için Türkiye ... Bankası A.Ş. (...), bütünlük kapsamında yer alan menkul ve gayrimenkul varlıkların tespiti için ise... Gayrimenkul Değerleme A.Ş.’nin (...) görevlendirildiği, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu savunmasıyla davanın reddinin talep edildiği görülmüştür. DEĞERLENDİRME : Dava; davacıların ortağı olduğu, 674 sayılı KHK'nın 19. maddesi uyarınca davalı idarece belirlenen kayyım heyeti tarafından yönetilen şirkete ait varlıkların satışına ilişkin alınan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulu'nun 03/01/2020 tarihli ... sayılı kararı uyarınca davacıların hissedarları oldukları iktisadi bütünlüğün satış suretiyle tasfiyesine yönelik kararın iptali istemine ilişkindir. Görev hususu kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlıkla ilgili mahkememizde görülen davadan önce İstanbul ....İdare Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası ile idari işlemin iptali talebiyle dava açılmış ve anılan mahkemenin 27/04/2022 tarihli ...Karar sayılı ilamıyla davanın reddine karar verildiği, ret kararının temyiz incelemesi sonucu Danıştay...Dairesi'nin 14/02/2023 tarihli ... sayılı kararıyla yargı yolu yönünden bozma kararıverildiği, bozma kararı sonrası İstanbul ...İdare Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 17/05/2023 tarih...Karar sayılı karar ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği, kararın temyiz incelemesi sonucu Danıştay ...Dairesi'nin ... Karar sayılı 12/01/202 tarihli kararı ile onama kararı verilerek kesinleştiği görülmüştür. Danıştay, idari yargı mahkemelerinin en üst inceleme merci olup, adli yargı yolu sırasında yapılacak incelemede farklı yönde değerlendirme yapılması mümkündür. Kaldı ki Uyuşmazlık Mahkemesi de farklı yargı kolları arasında olumlu veya olumsuz görev uyuşmazlığı ortaya çıkması halinde bu uyuşmazlıkların giderilmesi için kurulmuştur. Mahkememizce yapılan incelemede dava konusu iktisadi bütünlüğün satışına dair fon kararının İzmir ... Grubu Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanlığı'nın 24/12/2019 tarihli talebi doğrultusunda 03/01/2020 tarih ... sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kararıyla Yeşildağ Hayvancılık ve İktisadi Bütünlüğü adı altında ticari ve iktisadi bütünlük oluşturulmasına ve iktisadi bütünlüğün satışına karar verildiği görülmüştür. İptali talep edilen Fon Kurulu Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri incelendiğinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini" başlıklı 133. maddesinde; "(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. ... (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler." hükmünü, 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin "Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye" başlıklı 19. maddesinde; "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir." hükmünü, 6758 sayılı Kanunun 20.maddesinin ; "5411 sayılı kanun ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF' ne verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin veya bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır." hükmünü, 6758 sayılı Kanunun 19.maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 7. (1)maddesinin; "...Mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle şirketin mevcut halinin sürdürülebilir olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Bakan tarafından karar verilebilir." hükmünü, 19.maddeye dayalı yapılan Yetki Devri Yönergesinin “Devredilen Yetkiler” başlıklı 5.maddesi uyarınca; "c) mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları ile diğer sorunlar nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tesbit edilmesi durumunda şirketin yahut varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verme yetkisi Fon Kuruluna devredilmiştir. ç) Gerektiğinde 6102 sayılı TTK hükümlerine tabi olmaksızın genel kurul yetkilerini kullanma yetkisi Fon Kuruluna devredilmiştir." hükmünü haiz oldukları görülmüştür. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134/10. Maddesinde "Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 15 inci maddesinin (7) numaralı fıkrası ile bu madde kapsamında olan şirketler ile sermayesinin % 50'sinden fazlasını temsil eden hisselere Fonun, Fon Bankasının veya Fon iştiraklerinin sahip olduğu şirketler, yönetim kurulları tarafından alacaklılarına ve borçlularına Fonun belirlediği esaslar çerçevesinde yapılacak ilânı müteakiben düzenlenen bilançoları esas alınarak Fon Kurulu kararı ile İcra ve İflas Kanunu, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın tasfiye olunur." Anılan düzenlemeler uyarınca davalı şirkete ait varlıkların ve şirketin satışına ilişkin yetkiler Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kuruluna verilmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca kurulun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluştur. 2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre, idari işlemin iptali ile idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları idari davalardır. İdari davalar ise ilgisine göre Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi'nde görülür. TMSF Fon Kurulu'nun davalı şirket varlıklarıyla ilgili satışına izin kararının kamusal bir gücün kullanımından kaynaklanan bir karar mı yoksa Türk Ticaret Kanunu kapsamında verilmiş şirket idaresine yönelik bir karar mı olduğu hususunun irdelenerek görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. Yukarıda alıntılanan yasal düzenlemelerin birlikte irdelenmesinde, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda Fon Kurulu'na verilen satış ve tasfiyeye ilişkin yetkilerin "Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın" kaydıyla kullanılacağı açıkça düzenlenmiştir. 6758 sayılı Kanunla getirilen kayyımlık ve fon görevlerine ilişkin ayrıca bir düzenleme yapılmamış olup doğrudan 5411 sayılı kanunda Fon'a verilen yetkilerin kıyasal uygulanacağı düzenlenmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde Fon Kurulu'nun satış kararını Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre alınmış bir karar olarak değil 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6758 sayılı Kanun ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında kendisine tanınan kamusal bir görevle ilgili ve kamu gücü kullanılarak alınmış idari bir karar mahiyetinde olup, yasal düzenlemeler uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu'nu hükümleri uygulanmayacağı, kaldı ki Fonun işlemlerinde Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağının sıklıkla şerh olarak kanun metninde belirtildiği, buna göre davanın görülmesinde adli yargı mercilerinin görevli olmadığı, uyuşmazlığın idari yargı mercileri nezdinde görülmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Nitekim Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2022/254 Esas 2023/4083 Karar sayılı 03/07/2023 tarihli ilamı ile aynı dairenin 2022/5279 Esas 2024/1987 Karar sayılı 12/03/2024 tarihli ilamlarında da Fon Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların idari yargı yolunda görülmesi gerektiği yönünde verilen derece mahkemesi kararlarının onanmasına karar verildiği görülmüştür. Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere, Fon Kurulu'nun iktisadi bütünlüğün satışına ilişkin kararının Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre değil, Fon'un kamu gücüne dayanan ve tek taraflı idari işlemi niteliğinde olduğu değerlendirildiğinden davanın yargı yoluna yönelik dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Yargılama giderleri yönünden yapılan değerlendirmede, 6100 sayılı HMK'nın 331/2. Maddesi hükmü dikkate alınarak bu aşamada esasa ilişkin bir yargılama yapılmadığından tarafların lehine veya aleyhine yargılama giderine hükmedilemeyeceği, yargı yolu yönünden verilen usulden ret kararlarında Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesi için bir süre öngörülmediğinden aynı kanunun 20/1. Maddesinde görevli mahkemeye gönderme talebine ilişkin gösterilen 2 haftalık istem süresinin kıyasen uygulanması gerektiği kanaatiyle bu aşamada yargılama giderlerine hükmedilmemiş, yargılama giderlerine Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulması halinde uyuşmazlığın esasını incelemekle görevli mahkemece hüküm altına alınacağı, 2 haftalık sürede Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesi talebinde bulunulmadığı takdirde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere; Davanın görev yönünden yargı yolu dava şartı yokluğundan reddine, Mahkememizce verilen iş bu kararın kesinleşmesi ve talep halinde, mahkememiz ile İstanbul... İdare Mahkemesi ve İstanbul... İdare Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğundan, uyuşmazlığın giderilmesi için İstanbul... İdare Mahkemesi'nin ... Esas ve İstanbul ... İdare Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyalarının celbi ile Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine, Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderme talep edilmemesi halinde yargılama giderlerine dair ek karar verileceğine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.17/07/2024 Başkan ... E imza Üye ... eimza Üye ... eimza Katip ... eimza