İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/431 E. 2025/408 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/431
- Karar No
- 2025/408
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/431 KARAR NO : 2025/408 DAVA : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) DAVA TARİHİ : 08/05/2025 KARAR TARİHİ : 12/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği 08/05/2025 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili şirket adına keşide edildiği görülen ve davalı ...m İmalat San. ve Tic. Ltd. Şti. lehine düzenlenmiş 17.04.2025 keşide tarihli, 450.000 USD tutarındaki çekin,... Buca/İzmir şubesinden temin edilen çek karnesinden, şirket yetkilisi...'in bilgisi ve izni dışında usulsüz şekilde çıkarıldığını, çekin yapılan tüm aramalara rağmen bulunamadığını, kaybolduğu ve müvekkili şirketin bilgisi dışında üçüncü kişilerce kullanılması ihtimali doğduğunu, çekin kaybolduğu ve müvekkili şirketin bilgisi dışında üçüncü kişilerce kullanılması ihtimaline istinaden, müvekkili şirket yetkilisi tarafından çeklerin kaybolduğuna ilişkin bilgi verilmesi amacı ile bankaya başvuru yapılmaya gidildiğinde söz konusu çekin ... vergi nolu... Döküm İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından doldurulduğu ve bankaya ibraz edildiğinin öğrenildiğini, bunun üzerine söz konusu çekin müvekkili şirketin bilgisi ve rızası dışında kötü niyetli olarak doldurulup tedavüle sokulduğunu, şirket zilyetliğinden izinsiz çıkarıldığını ve şirketin iradesi dışında üçüncü kişilerce kullanıldığının öğrenilmesi üzerine ile müvekkili şirket yetkilisi tarafından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na... Sor. Sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, bu şikayet üzerine savcılık nezdinde soruşturmanın halen derdest olduğunu, söz konusu çekin yalnızca müvekkili şirket yetkilisinin imzasını içermekte olup, çekin keşide tarihi, lehtar, meblağ gibi esaslı unsurları, müvekkilinin iradesi dışında üçüncü kişilerce doldurulduğunu, bu haliyle söz konusu çekin müvekkili tarafından düzenlendiği, borç doğurucu bir irade beyanı içerdiği ve kambiyo senedi niteliği taşıdığının söylenemeyeceğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; yalnızca imza içeren boş çeklerin, imzayı atan kişinin iradesi dışında ve yetkisiz kişilerce doldurulması halinde bu çeklerin geçerli bir kambiyo senedi niteliği taşımayacağını ve kambiyo hukukuna dayalı takip yapılamayacağını, müvekkilinin çekin düzenlenmesine ve lehtarına dair herhangi bir iradesi bulunmadığından, gerçekleştirilmesi muhtemel icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu açıkça gösterdiğini, müvekkili şirket ve davalı arasında ticari defter ve kayıtlar incelendiği üzere müvekkili şirket ile davalı yan arasında çekin bedeline karşılık gelen herhangi bir ticari veya borç ilişkisi bulunmadığını, tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırıldığında; geçmişte sınırlı bir ticari ilişki olsa dahi, bu ilişkin çekin bedeliyle örtüşen bir borç doğurmadığının sabit olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki sebebi ile ödenmesi gereken tüm meblağların müvekkili şirket tarafından davalı yana ödendiğini, bir takım ticari kayıtların dilekçe ekinde sunulduğunu ayrıca gerek müvekkili şirketin gerekse de davalı yanın ticari defterlerine ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, söz konusu çekin, müvekkili şirketin bilgisi ve rızası dışında düzenlenmiş olup, aradaki hukuki ve ticari ilişki bulunmaksızın bu çekin davalıya verilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında bu tutarda bir borç-alacak ilişkisinin mevcut olmadığını, müvekkilinin, çekten dolayı davalıya hiçbir borç üstlenmediğini, bu dava konusu çekin, müvekkili şirket adına keşide edildiğini ancak zilyetliğinin müvekkilinin rızası dışında kaybedildiğini ve üçüncü kişilerce kötü niyetle kullanılmış olup, zayi hali gerçekleştiğini, dolayısıyla müvekkilinin çeki kullanma ve hükmünden yararlanma hakkının fiilen sona erdiğini , çek üzerindeki tasarruf yetkisinin ortadan kalktığını, müvekkilinin, çekin zayi olduğu andan itibaren senedin eline geçmemesi ve kötü niyetli kişilerce haksız olarak kullanılması ihtimaline karşı korunmaya muhtaç hale geldiğini, bu nedenle, mahkemeden TTK m.812 ve devamı hükümleri gereğince çekin iptalini ve ödeme yasağı kararı verilmesini talep etmek zorunluluğu doğduğunu, TTK göre, zayi edilen çek nedeniyle ödeme yasağı kararı verilmesi, çekin hamiline ya da ibraz edenine karşı müvekkilinin zarara uğramasını engelleyecek yegâne hukuki tedbir olduğunu, aksi halde müvekkili şirketin, hem ödeme yükümlülüğü altına gireceğini hem de daha sonra çekin asıl hamili olduğunu iddia eden kötü niyetli kişilerce ikinci bir takiple karşı karşıya kalacağını, bu durumun, müvekkilinin telafisi güç zararlar yaşamasına neden olacağını, bu hükümler doğrultusunda, zayi edilen çekin hükümsüz kılınması ve üçüncü kişilerin eline geçmesi hâlinde müvekkilinin hukuken ve ekonomik olarak korunması amacıyla iptal davasının açılmasının zaruri hale geldiğini, müvekkilinin rızası ve bilgisi dışında usulsüz şekilde elinden çıkan bu çek ile ileride bir kambiyo takibine veya ödeme yükümlülüğüne maruz kalmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkilinin söz konusu çeke ilişkin olarak zilyetliğini fiilen kaybettiği, çekin içeriği üzerinde hiçbir irade beyanı bulunmadığı ve üçüncü kişilerce kötü niyetle kullanıldığının sabit olduğunu, bu nedenle, çekin iptali ve karar verilinceye kadar ödeme yasağı tedbiri uygulanması, hem yargılamanın sağlıklı yürütülmesi hem de müvekkilinin haklarının korunması bakımından zorunlu olduğunu, bu dava konusu çek henüz icra takibine konu edilmemiş olsa da, çekin vadesi geçmiş olup ileride icra takibine konu edilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili şirketin çekle herhangi bir ilgisi bulunmaması nedeniyle çekin iptali zaruret arz ettiğini belirtmiş , müvekkili şirket adına düzenlendiği görünen ancak zayi olan ve müvekkilinin bilgisi dışında üçüncü kişilerce kötü niyetli şekilde kullanılan... seri numaralı, 17.04.2025 keşide tarihli ve 450.000 USD bedelli çekin iptaline, çekin iptali kararı verilinceye kadar çekle ilgili her türlü ödemenin yasaklanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde çek iptal davasına konu çekin keşidecisinin müvekkili ... olduğunu bildirmiştir. Her ne kadar davacı tarafça ...uca/İzmir şubesinin 17.04.2025 keşide tarihli, 450.000 USD tutarlı ...ekin zayi olduğundan bahisle çekin iptaline karar verilmesine yönelik olarak Mahkememize dava açılmış ise de, davacının dava konusu edilen çekin keşidecisi konumunda olduğu, 6102 sayılı TTK' nun 818/s bendi yollaması ile TTK' nun 757. ve devamı maddeleri gereğince zayi nedeniyle çek iptal davası açma hakkının hamile tanınmış bir hak olduğu, keşidecinin bu hükme dayanarak çek iptali davası açma hakkı bulunmadığı, davacının çek keşidecisi olması dolayısıyla zayi sebebiyle çek iptali davası açamayacağı incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davanın REDDİNE, 2- Peşin alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3- Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Dair, tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi.12/05/2025 Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır