İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/58 E. 2024/896 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/58
Karar No
2024/896
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/58 KARAR NO : 2024/896 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 20/12/2023 KARAR TARİHİ : 05/11/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ve davalı ... Otelcilik arasında çağrı merkezi sözleşmesi imzalanmış olduğunu ve toplam 225 bin TL tutarında ödeme gerçekleştirildiğini, ... Otelcilik Turizm A.Ş.'nin, İzmir Bayraklı ilinde faaliyet gösteren ve çeşitli otellerin acentalığını yapan bir şirket olduğunu, bu kapsamda ilgili otellerin satış, reklam, pazarlama, Müşteri hizmetleri gibi işlemlerini yapmakta olduğunu, davalı ... Otelciliğin ise belirtilen adresinde ... isimli bir otel işletmekte olduğunu, müvekkil şirket ile davalılardan ... Otelcilik arasında 19/02/2020 tarihinde çağrı merkezi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalı ... otelcilik şirketinin işlettiği otelin odalarının müvekkil şirkete ait çağrı merkezi tarafından satılacak olduğunu, buna karşılık satılan konaklama başına sözleşmede belirlenen %20 oranın komisyon olarak müvekkil şirketin kazancını oluşturacağını, davalı şirketçe otele gönderilen müşterilere ilişkin olarak kesilerek müvekkil tarafından da muhasebe kayıtlarına da işlenen gerçek fatura tutar 121.256,72 kr olduğunu, yine davalı şirketçe düzenlenen tahsilat makbuzları; otele girişte müşterilerce yapılan ödemelerin küçük bir kısmını göstermekteyse de bu ödemeler davalı tarafından muhasebeleştirilmemiş müvekkile alacak olarak kaydedilmediğini, bu tahsil makbuzlarına göre müvekkil şirkete ait 38.912,50 kr daha davalı şirketçe tahsil edildiğini, sonuç olarak müvekkil şirket yapılan 225 bin TL lik ödemenin karşılığını alamamıştır. Eldeki tahsilat makbuzları ve kabul gören faturalar toplamı yalnız 121.256,72 TL olduğu, dolayısıyla müvekkilin halen davalı şirketten 142.868,28 TL alacağı bulunduğunu, sözleşmeye aykırı olarak internet ortamındaki numaralarının kaldırılması ile müvekkil ayrıca zarara uğratılmışsa da bu davanın konusu olmaması sebebiyle hesaplamaya katılmayacağını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf, dava dosyasına cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. SMMM...'nun 09/10/2023 Tarihli Bilirkişi Kök Raporunda; Davacının ticari defterlerinin yasal açılış ve kapanışlarının yapıldığı, davacının defterlerinde davalı tarafından tahsil edilen davacı alacaklarının kaydının bulunmadığı, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre 105.926,98 TL., takdiri mahkemeye ait olmak üzere hesaplara alınmayan, ancak davalı tarafından davacı adına tahsil edilen 14.461,38 TL.'lık davacı alacağının dikkate alınması durumunda toplam 120.388,36 TL.'lık alacağının bulunduğu, 10.03.2020 ile 26.07.2020 tarihleri arasında otelde; toplam 280 kişinin konaklandığı, toplam konaklama süresinin 210 gün olduğu, konaklamanın sürelerinin 1 gün ile 6 gün arasında değiştiği, davacı tarafından davalıya (otele) 225.212,50 TL. ödeme yapıldığı halde, otelin 119.285,52 TL fatura düzenlediği, müşteriler tarafından davacıya yaklaşık 144.000,00 TL. tutarında ücret ödendiği, ancak müşterilere düzenlenen faturaların müşteri bazında düzenlenmesi nedeniyle kesin rakamın bilinemediği, söz konusu tarihler arasında davacı defterlerinde; davacının davalıya ödediği satışı yapılacak konaklamaların hesabından mahsup edilmek üzere yapılan ön ödeme tutarının, davalının düzenlediği faturaların bedelleri ile faturaların tarihi, tarih ve numaralarının, davacı tarafından müşterilere düzenlenen faturaların kayıtlarının bulunduğu, yukarıda da belirtildiği üzere müşterilere düzenlenen faturaların hepsinde hangi otel konaklandığının belirtilmediği, diğer taraftan otelde kaç kişinin konakladığı, bu konaklamaların süreleri ve tarihlerine ilişkin bilgilerinin fatura ve Otel Rezervasyon Formlarında bulunduğu, davacıya ödenecek komisyon bedelinin davalı tarafından davacıya ödenmediği, komisyon bedellerinin davacı tarafından müşterilere düzenlenen fatura bedellerinin içinde tahsil edildiği, kayıtlarda komisyon bedellerinin gösterilmediği tespit edilmiştir. SMMM ...'nun 09/10/2023 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda; Davacı 23.01.2023 tarihli dilekçesinde, “Her iki taraf da tacir olması sebebiyle sözleşme bitim tarihi olan 31/12/2020 tarihinden itibaren avans faizi (3095 S.K.) uygulanmıştır.” dediği için işlemiş faiz miktarının hesabının başlangıç tarihi olarak, 31/12/2020, takip talep tarihinin ise 04.01.2022 olması nedeniyle de faiz bitiş tarihi olarak da 04.01.2020 esas alındığı, her iki tarafında da tacir olması sebebiyle avans faizi talebinin uygun olduğu, 103.594,78 TL.’lık ana para için; işlemiş Faiz miktarı formülüne göre 365 gün için 17.412,60 TL, 4 gün için ise 179,43 TL olmak üzere toplamda 17.592,03 TL hesaplandığını, diğer taraftan mahkemenizin 05.07.2024 tarih, 5 no.lu celsesinde, icra dosyasındaki faiz miktarının hesabı istenildiğinden, ayrıca tarafımızca takdiri mahkemenizde olmak üzere faiz miktarı 05.07.2024 tarihine göre de yapıldığını, aynı formüle göre bu kez, 3 yıl, 6 ay, 4 gün için 79.727,75 TL tutarında işlemiş faiz hesaplandığı tespit edilmiştir. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacının dava konusu ettiği alacağının varlığı ve davalının savunmaların doğrultusunda davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının üzerinde serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar inceleme için mahkemece görevlendirilen bilirkişinin incelemesine hazır edilmemiştir ve bu husus 21.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda sabittir. Bu doğrultuda davalı tarafın defter ibrazından kaçınmış sayılması gerekmiştir. Davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede ise davacının ticari defter ve kayıtlarının yasal şartları haiz olduğu, davacının ticari kayıtlarının yukarıda anılan yasa maddesi gereğince lehine delil kabul edilme kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Davacının yasal defter kayıtlarına göre davalıdan 105.926, 98 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalının defterlerinin incelenememesi ve davacı defterlerinde kayıtlı olmaması ayrıca alacağın varlığını ispata yarar başkaca bir delilin de olmaması sebebiyle davalı tarafından davacı adına tahsil edilen ancak davacının defterlerine kaydetmediği 14.461,38 TL tutarında bedel davacının alacağı olarak değerlendirilmemiştir. Bu sebeple davacının icra takibinde talep ettiği asıl alacak miktarı ve buna yürütülecek faiz de hesaplanmak suretiyle davacının davalıdan 103.955,78 TL asıl alacak, 17.592,03 TL faiz alacağı olmak üzere toplamda 121.547,81 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacının fazlaya ilişkin alacağını ispata yarar bir delil sunmadığı, davalının davacının alacak hakkı bulunmadığını ispata yarar başkaca bir delil ileri sürülmediği anlaşılmakla, davacının ticari defter kayıtları, takipte talep edilen tutar ve buna ilişkin yapılan faiz hesabı doğrultusunda ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1)Davanın KISMEN KABULÜNE, 2)İzmir.... İcra müdürlüğü... Esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE TAKİBİN 103.955,78 TL Ana para, 17.592,03 TL faiz olmak üzere toplamda 121.547,81 TL üzerinden DEVAMINA, 3)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 121.547,81 TL 'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLEMSİNE, 4)Alınması gerekli 8.302,93 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 1.468,04 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 6.834,85 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 5)Davacı tarafça yatırılan 1.468,04 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 3.000,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 156,25 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplamda 4804,19 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7)3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 8)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/11/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/58, K. 2024/896, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-58-e-2024-896-k-7ae83fc7f038