İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/165 E. 2024/12 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/165
Karar No
2024/12
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/165 Esas

KARAR NO : 2024/12

DAVA : İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 24/02/2023

KARAR TARİHİ : 10/01/2024

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

İDDİA VE TALEP:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Konutların yapımının uzun yıllar önce tamamlanmasına ve ortaklara teslim edilmesine rağmen, vergi ve SGK prim borçları nedeniyle yapı kullanma izinlerinin alınamadığı, bunun sonucu olarak kooperatifin tasfiyesinin de gerçekleştirilemediği, genel yönetim giderlerinin yanı sıra vergi ve SGK prim borçlarının ödenebilmesi için her yıl yapılmakta olan genel kurul toplantılarında yeni parasal yükümlülükler ihdas edilmesinin zorunlu hale geldiği, davalıların murisi ...'ın, kooperatif ortağı olarak genel kurul toplantılarına katıldığı ve birçok defa divan başkanı ya da yazman olarak görev yaptığı adı geçenin katip olarak görev yaptığı 2011 yılına ait genel kurul toplantısında, “aidatların her ayın 20'sinde ödenmesi, gecikme halinde aylık %5 faiz uygulanması” şeklinde karar alındığını ve aidat borçlarını ödemeyen ortaklara bu faiz oranının uygulandığı, ...'ın uzun süredir hiç ödeme yapmadığı, bunun sonucu olarak 2010 ile 2018 yıllarını kapsayan süreçte 32.381,00 TL aidat borcu oluştuğu, davalı tarafın 2019 ile 2023 yıllarını kapsayan süreçte de hiç ödeme yapmadığı, konutların yapımının tamamlanmasından sonra çekilen kurada, ...'a 3 nolu dairenin isabet ettiği, çektiği daireyi beğenmediği için 16 nolu daire ile değiştirmek istediği ve isteğinin kabul edildiğini ancak taahhüt etmesine rağmen 15.000,00 TL değiştirme bedelinde ödemediği, kooperatifin alacağını tahsil etmek üzere Torbalı İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itiraz ettiği, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptali takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP VE SAVUNMA:

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkillerin murisi aleyhine icra takibi Torbalı İcra Müdürlüğü'nde açıldığı, müvekkillerin murisine ödeme emrinin 14.03.2019 da tebliğ edildiği, davacının açmış olduğu itirazın iptali davasınında borçlular olarak murisin eşi ve çocuklarının gösterildiği, ancak davacının davalılara ne bir ödeme emri ne de bir ihtarname gönderdiği, müvekkillerin bu takipten haberdar olmadığı, yanlış olan bu icra takibinin tamamen iptali gerektiği, müvekkillerinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi davacıdan alacağı bulunduğu, davacının 31.12.2012 tarihli uyarı yazısında şerefiye borcu olarak 1.250,00-TL olarak göstermekte iken dava konusu takipte bu borcu 15.000,00-TL rakamına kendiliğinden yükselttiği, müvekkilinin şerefiye bedellerini 27.03.2009 tarihi ödemesi ile yatırdığı, 19.01.2010 tarihli yazı ile müvekkilin ... Kimyasalları İnşaat Taahhüt San ve Tic.A.Ş'ye borcunun kalmadığı ve senetlerin iade edileceğine dair müvekkillerinin murisine taahhüt verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVA:

Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

DELİLLER:

-Torbalı İcra Dairesinin...esas sayılı dosyası,

-Bilirkişi...n 25/10/2023 tarihli raporu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

İtirazın iptali davasının koşullarını; ilamsız bir icra takibine girişilmesi, bu takip nedeniyle çıkarılan ödeme emrine 7 günlük itiraz süresi içinde itiraz edilmiş olması, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde mahkemeden itirazın iptalinin talep edilmesi şeklinde sıralamak mümkündür.

İtirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2004 tarih 2004/19-410 Esas, 2004/471 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, itirazın iptali davasının görülebilmesi için, öncelikle ortada takip hukuku kuralları çerçevesinde yasaya ve yöntemine uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. Bu husus dava şartıdır ve mahkemece re’sen gözetilmesi gerekmektedir.

2004 Sayılı İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötüniyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatına, işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. İİK 67/2. madde hükmünün amacı, borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bilebilecek durumda olan borçlunun icra takibine konu alacağın varlığına haksız olarak itiraz etmesini önlemektir. (Prof.Dr.B.Kuru İ.İ.Huk.2008.İst.sh.230-231).

Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının kooperatif üyeliğinden kaynaklanan aidat ve şerefiye alacağına istinaden davalılar murisi aleyhinde Torbalı İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında genel haciz yoluyla ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin davalı muris borçluya 11/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı muris borçlunun 14/03/2019 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, davacının, davalılar murisinin kooperatif üyesi olduğu, aidat borcunu ödemediği, bu nedenle davalı aleyhinde takibe girişildiği, davalının takibe haksız ve kötü niyetli itirazda bulunduğunu iddia ettiği, davalıların ise murislerin borcu bulunmadığını, talep edilen alacağın haksız olduğunu savunduğu, taraflar arasında davalılar murisinin kooperatif üyesi olup olmadığı, takibe konu kooperatif üyelik aidat ve şerefiye alacağının talep edilebilir olup olmadığı ile miktarı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.

Mahkememizce dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak, kooperatifin defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, davacı lehine delil vasfına sahip olup olmadığı, davalılar murisi ...'ın davacı kooperatif üyesi olup olmadığı, davacı kooperatife aidat ve daire değişim bedeli nedeniyle borcu olup olmadığı, borcu var ise miktarının ne olduğu, takip tarihi itibariyle davacı kooperatifin talep edebileceği asıl alacak ve işlemiş faiz miktarının ne olduğu hususlarında davacı kooperatifin kayıtlarının bilirkişi aracılığı ile incelenmesine karar verildiği, bilirkişinin 25/10/2023 tarihli raporuna göre, davacı vekilinin 19.06.2023 tarihli dilekçe ekinde 2 adet yönetim kurulu karar defteri ile 1 adet genel kurul karar defteri ve 1 adet ortaklar / üye kayıt defterinin yanı sıra muhtelif genel kurul tutanaklarını ibraz ettiği, davacı tarafından ibraz edilen 3 adet karar defterinin açılış tasdiki yaptırıldıktan sonra yıllara sari olarak kullanıldığı, oysa mevzuata göre, yönetim kurulu karar defterlerinin her yıl için notere onaylatılması ve kapanış tasdiklerinin yaptırılması gerektiği, yeterli sayfa kalması halinde, kapanış ve ara tasdikleri yaptırılarak, aynı defterin sonraki yılda/yıllarda kullanılması mümkün ise de, davacı kooperatifin, açılış tasdiki yaptırılan yönetim kurulu karar defterlerini ara tasdiklerini yaptırmadan uzun yıllar kullanması usulsüz olduğu, üye Kayıt (Ortaklar) Defterinin 80 sayfadan ibaret olup, ilk 73 sayfasında ortakların kayıtlı olduğu, sonraki sayfaların ise boş olduğu, davalıların murisi ..., Orhanın ortaklar defterinin 63. Sayfasında kayıtlı olduğu, davacı tarafından yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin sunulmadığı, davalılar murisi ...'ın davacı ...Yapı Kooperatifine ortak olduğu ve bu ortaklık nedeniyle bir adet konut edindiği, adı geçenin ortaklıktan istifa ettiğini 19.03.2018 tarihinde İzmir ... Noterliği kanalı ile keşide ettiği ... yevmiye nolu ihtarname ile kooperatife bildirdiği, bu durumda kooperatif ortaklığının Yönetim Kurulunun kabulüne bağlı olmaksızın, bildirimin kooperatife ulaştığı tarihte sona erdiği, ancak davalılar murisinin tasfiye giderlerine katılma yükümlülüğünün devam edeceği, davacı tarafından ticari defterlerin eksiksiz şekilde sunulmaması nedeniyle borç ve alacak ilişkisine ilişkin sağlıklı tespit ve değerlendirme yapılamadığı, takip talebine konu alacağın oluşumu ve dayanaklarının mevcut belgelerdin tespit edilemediği, aksi kanaat halinde talep edilebilecek aidat alacağına ilişkin hesaplama yapıldığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.

Davacı kooperatifin davalılar murisinden aidat ve şerefiye alacağı bulunduğu iddiası ile eldeki davada talepte bulunduğu, mahkememizce davacı kooperatife dava konusu uyuşmazlık dönemine ilişkin 2010-2023 yılları arasındaki döneme ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 28/04/2023 tarihli celsede 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin 11/05/2023 tarihli beyan dilekçesi ile söz konusu kayıt ve belgelerin kendisine ait ofiste bulunduğunu bildirdiği, mahkememizce 28/04/2023 tarihli celse ara kararı doğrultusunda inceleme yapılabilmesi için 05/07/2023 tarihli celsede dosyanın bilirkişiye tevdine karar verildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 25/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının uyuşmazlık dönemine ilişkin tüm ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, bulunduğu yeri bildirmediği, sadece 2 adet yönetim kurulu karar defteri ile 1 adet genel kurul karar defteri ve 1 adet ortaklar / üye kayıt defterinin yanı sıra muhtelif genel kurul tutanaklarını ibraz ettiği, sunulan belgelerin usulüne uygun tutulmadığı, davacı lehine delil vasfına sahip olmadığı ve bu belgelerden davacının alacağının usulüne uygun olarak saptanmasının mümkün olmadığı, buna göre mevcut davacı defter ve kayıtlarının davacı lehine delil olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı, mahkememizce davacı vekiline 28/04/2023 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın 220 vd. maddeleri uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davacı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davalılar yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı, kendisine tanınan kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını eksiksiz olarak sunmayan veya bulunduğu yeri bildirmeyen davacının yeniden ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasını talep edemeyeceği, mevcut dosya kapsamına göre değerlendirme yapılması gerektiği, davacının ispata yarar başkaca herhangi bir yazılı delil sunmadığı, davacının alacağının ispatı yönünden yemin veya bir başka kesin delile de dayanmadığı, dosya kapsamı itibariyle davacının alacağının varlığı ve miktarını ispat edemediği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

Davalılar tarafından kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği ve davacının kötüniyetli hareket ettiğinin davalılar tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla davalıların kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davanın REDDİNE,

2-Davalıların kötüniyet tazminat taleplerinin REDDİNE,

3-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 610,42 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 182,82 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE,

4-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

5-Davalılar kendilerini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ÖDENMESİNE,

6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,

7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

7-Kararın kesinleşmesinden sonra Torbalı İcra Dairesinin 2019/1509 esas sayılı dosyasının mercine İADESİNE,

Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.10/01/2024

Katip ... Hakim ...

E-İMZA E-İMZA

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/165, K. 2024/12, T. 10.01.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-165-e-2024-12-k-35d8eae4799b