İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/337 E. 2020/374 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/337
Karar No
2020/374
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/337 Esas KARAR NO : 2020/374 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/11/2018 KARAR TARİHİ : 01/09/2020 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aralarındaki sözleşmeye dayalı olarak davalı şirkete vinç kiralama hizmeti vermiş olup bu hizmet neticesinde davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin davalıya 2017 yılı Kasım ayından itibaren hizmet vermiş olup davalı tarafça yapılan kısmi ödemelerin 30 Nisan 2018 tarihinden önceki borçlara/faturalara mahsup edildiğini, 30 Nisan 2018 tarihinden itibaren verilen hizmetlere ilişkin kesilen 30.04.2018 düzenleme tarihli,...nolu, 65.097,63TL tutarındaki fatura, 31.05.2018 düzenleme tarihli,... nolu, 67.136,84TL tutarındaki fatura ve 30/06/2018 düzenleme tarihli ... nolu, 62.666,43TL tutarındaki fatura bedellerini müvekkiline ödemediğinden hakkında İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının borca itiraz ettiğini, yetki itirazının da yerinde olmadığını belirterek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava dilekçesinin ekleri taraflarına tebliğ edilmediği için delillere ilişkin cevap verme haklarını saklı tuttuklarını, HMK’nın 121. Maddesi uyarınca davacının iddia ettiği vakıaların hangi deliller ile ispat edileceğini belirtmediği gibi delillerini dava dilekçesine ekleyerek taraflarına tebliğ ettirmediğini, bu cihetle müvekkil şirketin savunma hakkının kısıtlanmış olup öncelikle usule aykırı bu duruma itiraz etme gereğinin hasıl olduğunu, müvekkili şirketin 30 yılı aşkın süredir endüstriyel müteahhitlik, üretim, otomasyon ve kontrol sistemleri alanlarında faaliyet gösteren bir ticaret şirketi olduğunu, müvekkil şirket ile davacı arasında akdedilen sözleşme’ye göre davacının asli edimi Müvekkil Şirket’in belirtmiş olduğu sahaya/şantiyeye ağır yük kaldırmak için gerekli makineyi getirmek, montajını yapmak, makineyi kullanacak operatörü temin etmek ve işin sona ermesini takiben makineyi söküp, geri götürmek olduğunu, davacı tarafından temin edilen makinenin müvekkili şirket tarafından kullanılmamakta/sürülmemekte olup makinenin yönetimi ve idaresinin yine davacıya ait olduğunu, ayrıca bu süreçte şirketin ortaya çıkabilecek zararların tazmini bakımından da müvekkil şirket’e taahhüt verdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin bir kira sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğinin ortada olduğunu, kira sözleşmelerinde kural olarak kiralanan şeyin kiracının tasarrufunda olması beklenmekteyken, somut olayda kiralanan şeyin davacı tarafından kullanıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin TBK md. 502 vd. maddeleri uyarınca davacının müvekkil şirketin bir işini görmeyi üstlendiği bir vekalet sözleşmesi olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesinde “kira ilişkisinden doğan alacak davaları”nın Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceğini belirtmişse de taraflar arasında bir hizmet akdi olması nedeniyle Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi ile birlikte 5. maddesinde geçen“ dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” ifadesi dikkate alındığında eldeki uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemeleri tarafından görülmesi gerektiğinin ortada olduğunu, Mahkeme’nin görevsiz olduğuna ilişkin savunmalarının saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibi ve bilahare ikame edilen huzurdaki itirazın iptali davasının yetkisiz İcra Müdürlüğü ve Mahkeme nezdinde ikame edildiğini, Somut olayda, HMK’nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesi uyarınca yetkili icra müdürlüklerinin Müvekkili Şirket’in ikamet ettiği adres bakımından Bakırköy İcra Müdürlükleri olduğunu, bu sebeple, haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle görevsiz ve yetkisiz mahkemede açılmış olması sebebiyle usulden reddini talep ettiklerini, davaya konu hizmete ilişkin bedelin tamamen ödenmiş olup, müvekkil şirket’in başkaca bir borcu bulunmadığını, fazlaya ilişkin bedeli ispata yükümlü tarafın davacı şirket olduğunu, davacının kendisinin düzenlemiş olduğu faturaları ispat aracı olmadığını, davaya konu hizmet alımı kapsamında, Müvekkil Şirket’e sağlanan hizmet karşılığında davacıya ödeme yapıldığını, davacı tarafın bunu kendi dilekçesinde kabul ederek Kasım 2017 ile 30 Nisan 2018 tarihi arasındaki hizmet karşılığı ödemelerin yapıldığını, buna karşılık davacı şirketin vermediği hizmetlere ilişkin de ücret talep ettiğini, bu sebeple talep edilen fazla ödemeye ilişkin kısma müvekkili Şirketçe itiraz edildiğini, davacı tarafın vermediği hizmetin bedelini de talep ettiğini, sonuç olarak, müvekkili Şirketin sözleşme uyarınca yapılan iş ve verilen hizmetlere karşılık gelen kısım için borcunu ödemiş olup, yapılan ödemeler dışında müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının vermediği hizmet ve yapmadığı işler için ücret talep etmesinin haksız olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava, itirazın iptali davasıdır. Dosyanın İzmir... Sulh Mahkemesinin 17/10/2019 tarih... karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderildiği görülmüştür. Davacı vekilinin 23/07/2020 havale tarihli dilekçesinde; davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekilinin 24/07/2020 tarihli dilekçesinde; taraflarca sulh protokolü imzalandığını, feragati kabul ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadıklarını beyan etmiştir. Davacı vekilinin vekaetnamesinin tetkikinde, davadan feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür. HMK. 307-311.maddeleri uyarınca feragat beyanı, davayı sona erdiren ve kesin hüküm gibi sonuç doğuran bir taraf işlemi olup, vaki feragat nedeniyle uyuşmazlık sona erdiğinden, davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacının davasının feragat nedeniyle reddine 2-Peşin alınan 2.448,58-TL harcın ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 18,13-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 2.430,45-TL harcın isteği halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Tarafların vekalet ücreti talepleri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye miktarın HMK'nın 333/(1). maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, HMK 341vd maddeleri gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluklarında verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/09/2020 Katip ... E imza¸ Hakim... ¸ e imza

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/337, K. 2020/374, T. 01.09.2020, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-337-e-2020-374-k-4d7d1f0ca0ae