İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/476 E. 2021/222 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/476
Karar No
2021/222
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/476 Esas KARAR NO : 2021/222 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 16/01/2002 KARAR TARİHİ : 25/02/2021 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... TAŞ Tarişbank vekili, İzmir ... İş Mahkemesi'ne verdiği 16/01/2002 tarihli dilekçesinde; davalıların müvekkili bankanın çeşitli kademelerinde çalıştıklarını, davalılardan ...' ın genel müdür, ...' ün kredilerden sorumlu genel müdür muavini, ...' in ise krediler müdürlüğü yaptığını, davalıların görevde bulunduğu esnada bankanın Çiğli Şubesi kredi müşterisi ... San. Tic. AŞ. firmasına kullandırılan kredilerde birçok usulsüz ve mevzuata aykırı işlemin banka teftiş kurulunun yapmış olduğu 26/07/1999 tarih ve 1 sayılı soruşturma raporunda tespit edildiğini, tespit edilen mevzuat dışı işlemlerin firma hakkında yapılan istihbarat raporlarındaki olumsuzluklara, firmanın bilançosunun çok kötü durumda olmasına rağmen kredi kullandırılması üstelik açılan kredinin çok kısa bir sürede limit arttırılarak riskin çok yüksek miktarlara ulaşması, bütün bu olumsuzluklara rağmen gerçek anlamda değeri olmayan teminatların alınması, 04/08/1997 tarihinde İzmir... İcra Müdürlüğü' nden şubeye gönderilen ... Bankası' nın alacaklı olduğu takibe ilişkin dava konusu firma hakkındaki haciz ihbarnamesine rağmen firmanın yaşadığı ödeme güçlüğü kesin olarak ortaya çıktığı halde bu tarihten sonra şubeye gelen ihracat bedellerinin müvekkili banka alacağına mahsuben depo edilmeyip firmaya ödenmesi, davalıların bu ödemeye olur vermesi gibi işlemler olduğunu, davalıların mevzuata aykırı işlemler nedeniyle müvekkili bankanın büyük bir zarara uğradığını, borçlu firma hakkında açılan icra takiplerinde aciz vesikaları alındığını, bu arada firmanın iflasının istenmiş olduğunu, kredinin tahsili için hiç bir imkan kalmadığını belirtmiş, davalıların neden oldukları usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeni ile oluşan toplam 2.945.000.000.000-TL ana para, 2.925.000.000.000-TL faiz olmak üzere toplam 5.870.000.000.000-TL banka zararının dava tarihinden itibaren en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Dörbudak vekili, İzmir ... İş Mahkemesi' ne verdiği 26/03/2002 tarihli cevap dilekçesinde; müvekkilinin 01/07/1993 - 07/07/1997 tarihleri arasında davacı bankada yönetim kurulu üyesi/genel müdür olarak görev yaptığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın dava şartları yerine getirilmeden ikame edildiğini, anonim şirket yönetim kurulu üyesi hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için TTK.' nun 341. maddesi uyarınca anonim şirket genel kurulunda bu kimseler hakkında dava açılması yönünde karar alınmasının zorunlu olduğunu, müvekkili hakkında sorumluluk davası açılması doğrultusunda hiçbir genel kurul kararı bulunmadığını, aksine müvekkilinin dava konusu kredilendirme işlemleri de dahil olmak üzere görev süresince tüm eylem ve işlemlerinden genel kurul kararları ile ibra edildiğini, ibraların iptaline dair açılmış bir dava bulunmadığını, bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının davada aktif husumet ehliyetinin olmadığını, TTK' nun 341. ve 342. Maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyeleri ve genel müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasının ön şartının genel kurulca bu konuda bir karar verilmiş olması ve davanın denetçiler tarafından açılması olduğunu, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu ile reddinin gerektiğini, müvekkilinin ibra edilmiş olması, müvekkilinin görev yaptığı döneme ilişkin işlemler ile zarar iddiası ve zarar tutarı arasında illiyet bağı bulunmaması nedeniyle müvekkilinin sorumlu olmadığını, dava zaman aşımı sürelerinin dolduğunu belirtmiş, davanın görev, dava şartı yokluğu, aktif husumet ehliyeti yokluğu, zaman aşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, İzmir... İş Mahkemesi' ne verdiği 01/04/2002 tarihli cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde; ... San. Ve Tic. A.Ş' ye usulsüz kredi kullandırıldığı ve bankanın zarara uğratıldığının iddia edildiğini, bu kredilerin 1994 - 1995 ve 1996 yıllarında kullandırıldığının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin davacı bankada göreve başladığı 01/10/1997 tarihinden başlamak üzere her yıl genel kurulların yapıldığını, dava konusu işlemlerin de dahil olduğu çalışmaların genel kurul tarafından ayrı bir gündem maddesi gereği ibra edildiğini, genel kurulda alınan ibra kararlarının bağlayıcı olduğunu, ibra işleminden tek taraflı olarak vazgeçilemiyeceğini, ibra kararının ancak TTK.' nun 381. maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılacak iptal davası ile iptal edilebileceğini, davacı bankaya BDDK kararı neticesi el konulduğunu, banka hisselerinin TMSF' ye devredildiğini, davacının iddia ettiği zararların TMSF tarafından karşılandığını, zararın karşılanmış olması sebebiyle bir kez daha tahsilinin istenmesinin mükerrer tahsilat niteliğinde olduğunu, davacının hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu kredi işlemlerinde müvekkiline yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını, dava konusu işlemlerin tamamının müvekkilinin çalışmaya başlamasından önce gerçekleştiğini, davaya dayanak olan disiplin kurulu ve soruşturma raporlarında diğer davalılardan farklı olarak müvekkili aleyhine somut iddialarının bulunmadığını, yalnızca kayıtsız kalındığı yolunda görüş belirtildiğinin görüldüğünü, davacının talep ettiği fahiş faiz oranının sebebini ve kaynağını anlamanın mümkün olmadığını, taraflar arasında yasal faiz oranından daha yüksek oranda faiz ödenmesini gerektiren bir sözleşmenin bulunmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, diğer davalı ... iş mahkemesine her hangi bir cevap dilekçesi ibraz etmemiştir. İzmir 3. İş Mahkemesi' nce; davalılardan ...' ın genel müdür olarak görev yaptığı, davacı banka ile davalı ... arasında hizmet ilişkisinin yanı sıra vekalet akdi ilişkisinin bulunduğu, bu davalı yönünden davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği, ... ile diğer çalışanlar hakkında davalarında aralarındaki bağlantı nedeni ile ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, verilen karar davacı tarafça temyiz edilmiş, İzmir... İş Mahkemesi' nin kararı Y....H.D.Bşk'.... K. Sayılı ilamı ile 17/02/2004 tarihinde onanarak kesinleşmiş, dosya mahkememize devrolunmuş, yargılamaya mahkememizce devam olunmuştur. Mahkememizce davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtay ... Hukuk Dairesi Başkanlığı ' nın ... Karar sayılı ilamıyla " Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu kredilerin açıldığı dönemde yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 86.II maddesinde “Türk Ticaret Kanununun sorumluluğu gerektiren hükümleri saklıdır.” düzenlemesi ile TTK hükümlerine atıf yapıldığı; kural olarak, yönetim kurulu üyelerinin şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamayacakları ancak TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticilerin oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olacakları, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulünün gerektiği, somut uyuşmazlıkta davalılardan ...'ın 01/07/1993-07/07/1997 tarihleri arasında genel müdür/yönetim kurulu üyesi olduğu, diğer davalıların da bankada muhtelif görevlerde bulundukları, davalı yönetim kurulu üyesi ve genel müdür ile diğer davalıların özen borcunu ihlal ederek kredi tahsis edilmemesi gereken kişilere kredi tahsis ettikleri olumsuz istihbarat raporlarına rağmen yeterli teminat almadan kredi açtıkları açılan kredinin ödenmediği alacak için yapılan icra takiplerinin kısmen sonuçsuz kaldığı ve bankanın alacağı tutarının bir kısmı hakkında aciz vesikası düzenlendiği zarar ile yönetim kurulu üyelerinin özen borcunun ihlali arasında uygun nedensellik bağının mevcut olduğu,davalıların bu kararların alınmasında kusursuz olduklarını ispatlayamadıkları kredilerin 1994-1997 yılları arasında açılıp kullanıldığı, davalıların bu dönemde görevde oldukları ve sorumluluğun maddi şartlarının gerçekleştiği; 5411 sayılı Yasa'nın 133-141 ve geçici 16. maddesi gereğince davanın zamanaşımına uğramadığı ve genel kurul ibrasının geçerli olabilmesi için davaya konu kredi ile bilgilerin genel kurula sunulan şirket bilançolarında yer alması gerektiği bu hususta açıklık olmadığından ibraların geçerli olmadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının 541.709,22 TL tutarında bulunduğu, davalıların tümünün bu zararın tamamından sorumlu oldukları, daha önce temerrüde düşürüldükleri iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle, zararın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili, davalı ... ve ... vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...’ın temyiz istemiyle ilgili olarak, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına dair Mahkeme'nin 03/07/2015 tarihli ek kararına ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, 03/07/2015 tarihli ek kararın onanması gerekmiştir. 2-Davalı ... tarafından temyiz kanun yolu aşamasında adli yardım talebinde bulunulmuş olmakla, HMK’nın 336/3. maddesi uyarınca adli yardım talebini incelemeye asıl kararı inceleyecek olan Yargıtay Dairesi görevli olup, Mahkemenin davalı ...'ün 04.03.2016 tarihli yeniden adli yardım talebine dair verdiği 18.03.2016 tarihli adil yardım talebinin reddi ve kararın temyiz edilmemiş sayılmasına dair kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan bozularak ortadan kaldırılmasına ve 04.03.2016 tarihli yeniden adli yardım talebinin incelenmesine karar verilmiştir. HMK 336/2 ve 337/1. maddeleri çerçevesinde incelemenin evrak üzerinde yapılması gerekli görülmekle dosya kapsamı, talep dilekçesi içeriği ve davacının sosyal ve ekonomik durumunu gösterir dosya içerisinde bulunan belgeler ve harcın tutarı gözetilerek, davacının kanun yolu harç ve giderleri bakımından adli yardımdan yararlandırılmasına ve temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir. 3-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...’ün asıl karara ilişkin tüm, davacı TMSF vekilinin aşağıdaki (4) nolu bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4- Davacı TMSF vekili dava dilekçesinde işlemiş faiz talebinde de bulunmuş olup, mahkemece davalıların temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiş ise de; haksız eylemleri ile bankayı zarara uğrattıkları iddiası ile davalıların sorumluluklarına dayalı istem hakkında haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir. Bu nedenle mahkemece davalıların her biri yönünden haksız fillin hangi eylemlerden ibaret olduğu ve haksız fiil tarihleri belirlenerek, bu tarihten dava tarihine kadar sorumlu oldukları temerrüt faizi belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle işlemiş faiz talebinin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. " gerekçesiyle bozularak gelmiş usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 09/07/2001 tarih ve 381 nolu kararının incelemesinde; ... Bankası TAŞ'ın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı yasanın 14/3 maddesine istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verildiği belirlenmiştir. ... vekili tarafından sunulan 23/03/2004 tarihli 86 nolu kararın incelemesinde "Kullandırılan kredilerden dolayı bankaya zarar verdiği tespit edilen 1997-1998-1999 yıllarında görev yapan eski yönetim kurulu üyesi ve genel müdür ... hakkında daha önce ... Bankası TAŞ. tarafından açılan ve halen devam etmekte olan ... İzmir ... İş Mahkemesinin...Esas ... Sayılı dosyalarına ... yönünden 4839 sayılı Bankalar Kanunu' nun değişik 14/7-3.maddesi gereğince Fon tarafından kanuni halef sıfatıyla devam olunmasına" karar verildiği yine TMSF vekili tarafından dosyaya sunulan 506 sayılı Tasarruf Mevduatı Fon Kurul kararının incelemesinde; ...San. Ve Tic. AŞ.' ye kullandırılan kredilere ilişkin olarak düzenlenen 26/07/1999 tarih ve 1 sayılı teftiş raporuna istinaden ... hakkında 5.870.000,00-YTL üzerinden açılan mali sorumluluk davasının 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu' nun 133. maddesinde yer alan yetkiye dayanılarak sürdürülmesine karar verildiği belirlenmiştir. İzmir ... Atm' nin... K. sayılı dosyasının incelemesinde; davacı ve bu dosya ile birleşen İzmir...Atm'nin ... Esas, İzmir...ASLHM'nin ... E, İzmir... Atm' nin... Esas sayılı dosyalarının davacılarının ..., ... ..., ..., ..., davalının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, dava ve birleşen davaların genel kurul iptali davaları olduğu, dava ile birleşen davaların ibranın iptali talebinin açılabilecek eda davasında tartışılması gerektiği gerekçesiyle ayrı ayrı reddine karar verildiği belirlenmiştir. Bozma ilamı öncesinde davacı ticari defterleri ile dosya üzerinde Hukukçu, Mali Müşavir ve Yeminli Banka Murakıbından oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile talimat mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi kurulu raporunda; Banka genel kurulunun geriye yönelik bir kararla 1995-1996-1997 ve 1998 yıllarına ait mevcut ibra kararlarını ortadan kaldırmasının mümkün olmayacağı, olayda zaman aşımına ilişkin olarak TTK' nun 309. Maddesinde öngörülen 2 ve 5 yıllık sürelerin uygulama alanı bulacağı, bu bağlamda zarara uğrayan tüzel kişi olduğundan zaman aşımının başlangıcının yasa ve tüzük hükümleri uyarınca dava açma kararı vermeye yetkili organ olan genel kurulca öğrenilmesi gerektiği görüşünde olunduğu ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Taraflarca rapora itiraz edildiğinden itirazlar doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor istenilmiş, alınan ek bilirkişi raporunda; kök raporda belirtilen görüşlerde bir değişiklik olmadığı, zarar hesaplaması konusunda ise, icra takipleri devam ettiğinden bir zarar belirlenemeyeceği, bu durumda zararın olmadığı yerde sorumluluktan bahis edilemeyeceğinden bu aşamada sorumluluk davasının koşullarının oluşmadığının düşünüldüğü ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Bozma ilamı öncesinde raporun hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşıldığından ve davacı vekilince ek rapora da itiraz edildiğinden dosya üzerinde Hukukçu, Mali Müşavir ve Bankacı bilirkişiden oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile ikinci kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi kurulu raporunda; davalının 5144 Sayılı Bankacılık Kanunu' nun 133 - 141 ve gecici 16. madde, TTK 336 - 342 - 309. maddeleri gereği sorumluluğun maddi ve şekli şartlarının gerçekleştiği, davacı TMSF tarafından sorunlu kredileri devir alınan ...tarafından ... San. Tic. A.Ş' ye kullandırılan kredi nedeni ile birimlerinin sorumlu olduğu, Çiğli Şubesi'nin kusur oranının %40, krediler biriminin kusur oranının % 30, davalı ...' ın da yeterli denetim yapmadan kredileri onaylamak suretiyle banka zararına neden olduğu, kusur oranının %20 ve yönetim kurulunun ise sorumluluğunun %10 olması gerektiği, şube elemanlarının sorumluluğunun ana para 226.179,85-TL, faiz 655.792,28-TL olmak üzere 881.972,13-TL, genel müdürlük krediler müdürlüğünün sorumluluğunun anapara 172.008,92-TL, faiz 498.727,57-TL olmak üzere toplam 670.736,49-TL, davalı genel müdürün sorumluluğunun anapara 89.349,52-TL, faiz 259.062,53-TL olmak üzere toplam 348.412,05-TL, yönetim kurulunun sorumluluğunun ana para 54.170,93-TL, faiz 157.064,71-TL olmak üzere toplam 211.235,64-TL tüm sorumluluk toplamının ana para 541.709,22-TL, faiz 1.570.647,09-TL olmak üzere toplam 2.112.356,31-TL olduğu, davalıların zaman aşımı def'ilerinin Bankalar Kanunu' nun 133. ve geçici 16. Madde karşısında haklı olmadığı, davalıların ibra edildikleri ve ibra kararının iptal edilemeyeceği yönündeki savunmalarının da Bankalar Kanunu' nun 133 ve geçici 16. Madde karşısında haklı olmadığı, davalılardan en yüksek işletme kredisi faizi oranında temerrüt faizi talep edilemeyeceği, yalnızca 3095 sayılı kanunun 2.II maddesi uyarınca ticari temerrüt faizi istenebileceği, davalıların faiz dışındaki sair def-i ve itirazlarının da haklı olmadığı görüş ve kanısına varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Bozma ilamı doğrultusunda son bilirkişi kurulundan ek rapor istenilmiş , alınan 13/01/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ; kat tarihi esas alınarak yapılan hesaplama sonucu 17/03/1998 tarihi itibariyle toplam asıl alacağın 541.709,22 TL, 16/01/2002 dava tarihi itibariyle faiz toplamının 1.570.647,09 TL olmak üzere 16/01/2002 dava tarihi itibariyle davacı banka zararının toplam 2.112.356,31 TL olarak hesap edildiği, kredilerin kullandırıldığı tarihler esas alınarak yapılan hesaplama sonucu 17/03/1998 tarihindeki toplam ana paranın 420.053,00 TL, 16/01/2002 dava tarihi itibariyle faiz toplamının 1.327.065,05 TL olmak üzere 16/01/2002 dava tarihi itibariyle davacı banka zararının 1.747.118,05 TL olarak hesap edildiği ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça davalıların müvekkili bankanın çeşitli kademelerinde görev yaptıkları dönemde yapmış oldukları usulsüz ve mevzuata aykırı işlemleri nedeniyle banka zararına yol açtıkları gerekçesiyle banka zararının müştereken ve müteselsilen tahsili için davalılar hakkında Mahkememize dava açıldığı; Uyuşmazlığın bankacılık mevzuatı ve bu mevzuattaki yollamalar doğrultusunda TTK nun anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyeleri ve müdürlerin sorumluluğuna ilişkin 336 vd.340 ve 342 maddenin yollaması ile 309.maddeye tabi olduğu; Kredilerin açıldığı dönemde yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanununun 86.II maddesinde “ Türk Ticaret Kanununun sorumluluğu gerektiren hükümleri saklıdır.”düzenlemesi ile TTK hükümlerine atıf yapıldığı; Kural olarak, yönetim kurulu üyelerinin şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamayacakları ancak TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticilerin oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olacakları, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulünün gerektiği, Türk Ticaret Kanununun yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul ettiği,TTK’nun 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu olduklarının düzenlendiği; Davalılardan ...'ın 01/07/1993 - 07/07/1997 tarihleri arasında genel müdür/yönetim kurulu üyesi olduğu, diğer davalıların da bankada muhtelif görevlerde bulundukları, davalı yönetim kurulu üyesi ve genel müdür ile diğer davalıların özen borcunu ihlal ederek kredi tahsis edilmemesi gereken kişilere kredi tahsis ettikleri olumsuz istihbarat raporlarına rağmen yeterli teminat almadan kredi açtıkları açılan kredinin ödenmediği alacak için yapılan icra takiplerinin kısmen sonuçsuz kaldığı ve bankanın alacağı tutarın bir kısmı hakkında aciz vesikası düzenlendiği zarar ile yönetim kurulu üyelerinin özen borcunun ihlali arasında uygun nedensellik bağının mevcut olduğu,davalıların bu kararların alınmasında kusursuz olduklarını ispatlayamadıkları kredilerin 1994 - 1997 yılları arasında açılıp kullanıldığı, davalıların bu dönemde görevde oldukları ve sorumluluğun maddi şartlarının gerçekleştiği; Sorumluluk davasının açılabilmesi için TTK' nun 341 gereğince genel kurulca yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi ayrıca TTK 380 gereğince yönetim kurulu üyeleri ve müdürler hakkında banka genel kurulu tarafından açık veya bilançonun tasdiki suretiyle zımni ibra kararı alınmamış olması gerektiği; Yargılamanın devamı esnasında 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 133.maddesinde “Faaliyet izni kaldırılan bankaların tasfiyelerinin tamamlanması ancak iflas veya tasfiye masa alacaklarının tahsil edilememiş olması hâlinde, bankanın sorumlulukları tespit edilen ortakları, yönetim kurulu eski üyeleri ve denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın tazmini için tasfiyenin tamamlanmasını müteakip beş yıl içinde Fon tarafından dava açılabilir. Fon bankalarının hisselerinin üçüncü kişilere devir veya intikali hâlinde banka tarafından, bankanın eski ortakları, yöneticileri ve denetçileri hakkında açılmış olan dava ve takiplere Fon tarafından kanunî halef sıfatıyla kaldığı yerden devam olunur. Bu dava ve takipler sonucunda hükmolunacak tutarlar Fona ait olur. Bu bankaların başka bir bankaya devredilmesi ya da başka bir banka ile birleşmesi, hisselerinin üçüncü kişilere devredilmesi ya da tasfiyelerine karar verilmesi hâlinde, bu işlemlerin tamamlanmasını takip eden beş yıl içinde bankanın sorumlulukları tespit edilen yönetim kurulu eski üyeleri ve eski denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın Fon adına tazmini istemi ile Fon tarafından dava açılabilir. Dava açılmasına dair Fon Kurulu kararı dava şartı olarak aranan genel kurul kararı yerine geçer... ” düzenlemesinin bulunduğu, yine aynı yasanın geçici 16.maddesinde “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir.”düzenlemesinin bulunduğu 5411 Sayılı Yasa hükümlerinin geçmişe etkili olduğunun öngörülmesi sebebiyle davacı TMSF tarafından ibraz edilen 23/03/2004 tarih ve 86 sayılı karar ile yine davacı TMSF tarafından ibraz edilen 19/10/2006 tarih ve 506 sayılı davaya halef sıfatıyla devam kararının 5411 sayılı yasanın 133. maddesi hükümleri gözönüne alınarak sorumluluk davasının açılması açısından yeterli sayılmasının gerektiği, TTK. 380. maddesine göre ibranın geçerli olabilmesi için davaya konu kredi ile bilgilerin genel kurula sunulan şirket bilançolarında yer alması gerektiği, ibranın sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içereceği, açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konulardaki ibranın yok sayılmasının gerektiği, bütün bu hususların genel kurulda ortaya konulup görüşüldükten sonra, yöneticilerin sorumluluk halleri ve ortaklığa verdikleri zarar açıkça saptanıldığı halde genel kurulca sorumluluk davası açılmasına yer olmadığına ve ibraya karar verildiği takdirde böyle bir ibraya geçerlilik tanınabileceği, olayda bu anlamda bir ibranın olmadığı, davalıların ibralarının gerçekleşmediği ve sorumluluk davasının diğer koşulu olan ibra edilmemiş olmak koşulunun gerçekleşmiş olduğu; Bozma ilamı öncesi gerekçeli kararda da belirtildiği üzere ; TTK.' nun 309. maddesinde “Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.”düzenlemesinin bulunduğu ancak zarar gördüğü iddia edilen şirketin banka olması sebebiyle zamanaşımı süresi yönünden öncelikle bankacılık mevzuatının göz önünde bulundurulmasının gerektiği, zarar gördüğü iddia edilen ...Bankası T.A.Ş. Nin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu nun 09/07/2001 tarih 381 nolu kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı yasanın 14/3 maddesine istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verildiği TMSF ye devredilen banka yöneticileri bakımından TTK 309 maddesinden önce özel hüküm niteliğinde olan 5411 sayılı yasanın 133 - 141 ve geçici 16.maddesinin uygulanması gerektiği, 5411 sayılı yasanın 141. maddesinde “Bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır.” düzenlemesi bulunduğu bu düzenleme ve yine 5411 sayılı yasanın geçici 16.maddedeki geçmişe etkili olma düzenlemesi birlikte gözönüne alındığında açılan davanın zamanaşımına uğramadığı; bunun yanında dava konusu edilen olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun disiplin kuruluna 25/09/2001 tarihinde iletildiği , banka yönetiminin TMSF' ye devredilince 11/07/2002 tarihinde yapılan genel kurulda sorumluluk davası açılmasına karar verildiği bu husus göz önüne alındığında davanın açıldığı 16/01/2002 tarihi itibariyle 6762 sayılı TTK' nin 309. Maddesinde belirtilen öğrenme tarihi ile ilgili 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından zamanaşımı başlangıcının kredi açılması ve kredi limitlerinin sürekli olarak yükseltilmesi nedeniyle zararlandırıcı eylemin devam ettiği göz önüne alınarak son olarak kredi limitinin yükseltilmesinin onaylanmasına yönelik 30/01/1997 tarihli 3 sayılı yönetim kurulu kararı tarihi olarak kabulünün gerektiği söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK nun 309. maddedeki 5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın 6762 sayılı TTK' nin 309.maddesi hükümleri yönünden de zaman aşımına uğramadığı, Sorumluluk davasına konu banka zararının ana para olarak 541.709,22-TL tutarında bulunduğu, davalıların tümünün bu zararın tamamından sorumlu oldukları, davalıların haksız eylemleri ile bankayı zarara uğrattıkları, davalıların sorumluluklarının haksız fiile dayalı olması sebebiyle haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği , davalıların davacı bankanın yönetim kurulu üyeleri olup taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faiz oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların avans faizi ile sorumlu tutulması gerektiği , haksız eylem tarihinin hesap kat ihtar tarihi olan 17/03/1998 tarihi olup söz konusu tarihten itibaren hesaplanan 1.570.647,09 TL avans faizinin de hüküm altına alınmasının gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 541.709,22-TL asıl alacak, 1.570.647,09 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.112.356,31 TL nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-144.295,06-TLharcın davalı tarafça tamamlanmasına, 3-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 4.080,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ... ' a verilmesine, 5-Davacı tarafından bozmadan önce yapılan yargılama gideri 8.544,50-TL , bozmadan sonra 16 davetiye bedeli 179,70-TL , bilirkişi inceleme ücreti 1.200,00 TL olmak üzere toplam 9.924,20-TL yargılama giderinin red ve kabule göre 3.571,00-TL ' lik bölümünün davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan bölümünün davacı üzerinde bırakılmasına, Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... ve Davalı ... vekili Av. ...'in yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2021 Başkan ... E imza Üye ... E imza Üye ... E imza Katip ... E imza

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/476, K. 2021/222, T. 25.02.2021, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-476-e-2021-222-k-d0fc3df89673