İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/255 E. 2024/842 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/255
Karar No
2024/842
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/255 Esas KARAR NO : 2024/842 DAVA : İtirazın İptali (Elektrik Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/02/2016 KARAR TARİHİ : 16/10/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Elektrik Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar aleyhinde takip yapıldığı, davalıların takibe itiraz ettiği, takibin ... tesisat numaralı aboneliğe ilişkin 2011/2-2012/5 dönemdeki fatura bedellerine ilişkin olduğu, davalıların ...mirasçısı olduğu, terekenin borca batık olduğu ileri sürülmüş ise de bu hususta herhangi bir belge sunulmadığı, söz konusu borçtan sorumlu olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde olmadığı, mirasın hükmen reddine ilişkin dava açıldığı, bu davanın sonucunun beklenilmesi gerektiği, talebe konu borcun miras bırakanın ölümünden sonraki döneme ait olduğu, abonelik ilişkisinin ölümle son bulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın istemine ilişkindir. DELİLLER: - Davalılar tarafından sunulan veraset ilamı, - ...Elektrik Dağıtım A.Ş nin cevabı yazısı ve eki, - Bilirkişi...nın 02/01/2019 tarihli raporu, -İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosya sureti, -İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya sureti. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalılar aleyhinde İzmir ... İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosyasında elektrik abonelik bedeline ilişkin 7.129,34 TL asıl alacak, 4.720,13 TL gecikme cezası, 849,62 TL kdv olmak üzere toplam 12.699,09 TL üzerinden 15/01/2015 tarihinde takip başlattığı, davalı borçluların 21/01/2015 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçluların takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını ikame ettiği, davacının, davalılar murisi ile aralarında elektrik abonelik sözleşmesi bulunduğu, davalılar murisinin elektrik aboneliğinden kaynaklanan fatura borcu bulunduğu, bu kapsamda davalıların mirasçı olarak sorumlu olduğu ve davalılar aleyhinde takip yapıldığı, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalıların ise hak düşürücü süre itirazında bulunduğu ve mirasın hükmen reddine ilişkin dava açıldığı, mirasçı olarak sorumluluklarının bulunmadığı, takibe konu borcun murisin ölümünden sonraki döneme ait olduğu, abonelik ilişkisinin ölümle son bulduğunu savunduğu, taraflar arasında davalılar murisi ile davacı arasında elektrik abonelik sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup, hakdüşürücü süre itirazının yerinde olup olmadığı, davacının faturadan kaynaklı alacağının olup olmadığı varsa miktarının ne olduğu ve davalıların mirasçı olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır. Davaya konu uyuşmazlığın davalılar murisi olduğu ileri sürülen... ait ...Mahallesi ...Caddesi No... adresinde bulunan ticarethane vasfındaki taşınmazın elektrik abonelik borcundan kaynaklandığı, söz konusu yerin ticari işletme vasfı olması nedeniyle nispi ticari niteliğindeki davada mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir. Davalılar tarafından hak düşürücü süre itirazında bulunulmuş ise de davalıların borca itirazının davacıya tebliğ edilmediği, davacı yönünden 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı, davalının itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalılar tarafından dosyaya sunulan Bornova ...Noterliğinin 11/12/2015 tarih...yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre...n mirasçılarının ..., ... ve ... olduğu anlaşılmıştır. İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacıların ... ve ..., davalının...lektrik Perakende Satış A.Ş, dava konusunun muris ...'ın terekesinin borca batık olduğunun hükmen tespiti istemine ilişkin olduğu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 19/10/2023 tarih ve ... sayılı karar ile terekenin borca batık olduğunun tespit ve tesciline karar verildiği, bu karara karşı tarafların kanun yolun müracaat etmediği, 05/04/2024 tarihinde kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacının... mirasçıları olarak davalıların takibe konu elektrik faturalarından sorumlu olduğu iddiası ile eldeki davayı ikame ettiği, söz konusu faturaların 2011 yılı Ocak ve 2012 yılı Mayıs ayı dönemlerine ait olduğu, davalılar murisinin 10/06/2007 tarihinde vefat ettiği, davalıların söz konusu elektrik borcundan sorumlu tutulabilmesi için ya abonelik sözleşmesinin tarafı ya da o abonelikte tüketilen elektrik enerjisinin fiili kullanıcısı olması gerektiği, davacı tarafından davalıların fiili kullanıcı olduğuna dair herhangi bir iddiada bulunulmadığı, davalılarca davacı şirket aleyhinde açılan davada İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/10/2023 tarih ve... karar sayılı ilamı ile terekenin borca batık olduğunun hükmen tespit edildiği ve bu kararın 05/04/2024 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında davalıların mirasçı olarak dava konusu takibe konu borçtan sorumlu olduğundan bahsedilemeyeceği, iddianın ileri sürülüş biçimi, savunmanın kapsamı ve mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davalılar tarafından kötüniyet tazminat talebi talep edilmiş ise de davacının kötüniyetli olduğu hususunun davalılar tarafından ispat edilmediği ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği dikkate alındığında yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalıların yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 153,37 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 274,23 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalılar kendileri dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 12.699,09 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ÖDENMESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/10/2024 Katip ... Hakim ... E-İMZA E-İMZA

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/255, K. 2024/842, T. 16.10.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-255-e-2024-842-k-c16fd3d53dca