İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/508 E. 2024/781 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/508
- Karar No
- 2024/781
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/508 Esas KARAR NO: 2024/781 DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım) DAVA TARİHİ: 06/04/2022 KARAR TARİHİ: 09/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle, müvekkillerin ----------Şti. dava dışı ----------Ş. İle ---------- İli ---------- İlçesi ----------- Mah. ---------- Ada,---------Parsel, Kat --------- Bağımsız Bölüm numaralı taşınmazın müvekkiline satılması ve devri hususunda davalı ile anlaştıklarını, müvekkillerinden Kanpolat İnşaat devir hakkını elinde bulundurduğunu, taşınmazın satımı hususunda davalı ile anlaştıklarını, yapılan görüşmelerden sonuç alınmaması üzerine davalı taraf taşınmazı devir almaktan vazgeçtiklerini, davalının satışı devralacağına inanan müvekkili davalıdan taşınmaza karşılık aldığı aracı kendi adına devralmadan 3. bir kişiye devrettiğini, satışın gerçekleşmemesi üzerine müvekkile yapmış olduğu ödemeleri ve devrettiği aracı iade istediğini, noter kaydında aracın doğrudan davalı tarafından üçüncü kişiye satıldığı gözükmekte ise de aracı devir alan şahıs araç bedelini müvekkiline ödediğini, ancak izah edildiği üzere müvekkil aracı devrettiğinden aynen iade mümkün olmadığını, yine davalı döviz ve altın bozdurarak müvekkile TL cinsinden ödeme yaptığını dolayısı ile kendisine yapılacak ödemelerin tamamının döviz ve altın cinsinden yapılması gerektiğini beyan ettiğini, davalı kur farkı yüzünden yaşadığı zarar sebebiyle psikolojik sorunlar yaşadığını, sağlığının bozulduğunu, ekonomik yönden sıkıntılar yaşadığını, bu nedenle davalıya kur farkı üzerinden ödeme yapılıdığını, bunun üzerine taraflar arasında 30/11/2021 tarihli protokol düzenlediklerini, davalı taraf protokol ile belirlenen miktardan çok daha fazlasını aldığını, müvekkilinden alınan bu bedel senedin iade edilmemesi sebebiyle müvekkilini zorlayarak ve senedin icraya konulacağına dair tehditte bulunularak alınmış olduğundan bu fazladan alınan bedel haksız bir bedel olduğunu, söz konusu senetten müvekkilinin borcu bulunmadığını, davalının tüm ödemelere rağmen alacak iddiası olduğundan müvekkilinin senetten dolayı borcu bulunmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bu dava taraflardan bir tarafının tacir olduğu ve tacir bu tarafın müvekkile vermiş olduğu ticari senetten ve aralarındaki sözleşmeden kaynaklı bir borcun bulunmadığını tespit ettirmek üzere açılmış bir menfi tespit davası olması hasebiyle asiye ticaret mahkemesinde açılması icabederken asliye hukuk mahkemesinde açılmıştır. görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olup bu nedenle görevsizlik sebebiyle davanın reddini istemiştir.Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesini özetle; bilirkişi tarafından "müvekkilinin davaya konu senetten her hangi bir borcunun olmadığına, senedin teminat senedi olduğuna ve müvekkili tarafından fazla ödemeler yapıldığına ilişkin" tespitlerin yerinde olduğunu, Ancak bilirkişi raporunda müvekkili tarafından fazla ödenilen tutarın eksik hesaplandığını, rapordaki temerrüde ilişkin tespitlerin de yerinde olmadığını, müvekkilinin ödeme tarihinde davalıya ödeme yapmak için banka ve hesap bilgilerini talep ettiğini ancak davalı tarafın protokol tarihinden senet tarihine kadar geçen sürede kur farkı yaşandığını ve bunun da ödenmesini istediğini, davalı, araç altın ve dövizlerin ödeme tarihlerindeki güncel değerleri üzerinden kendisine ödeme yapılmasını aksi halde senedi iade etmeyeceğini ve icra takibine konu edeceğini söylediğini, müvekkilinin bu süreçte davacının haksız taleplerini bertaraf etmek için davalı ile görüşmüş ise de bu hususta başarılı olamadığını, Müvekkiller, davalının olası bir icra takibinde uğrayacakları zararların telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceğini bildiklerinden dolayı davalının istediği haksız bedelleri sadece senedi iade almak için ödemek zorunda kaldıklarını, nihayetinde müvekkilinin 1.050.000,00 TL ödeme yapmasını sağladığını, neticeden davalı taraf müvekkiline daire satış peşinatı olarak verdiği 753.000,00 TL’yi kendisinden kaynaklanan sebeplerle satış işlemlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkilinden 1.050.000,00 TL olarak aldığını, davalı yaptığı psikolojik baskılar sonucu müvekkilden 300.000,00 TL fazladan para aldığını, müvekkili dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğumu dekontlardan anlaşılacağı üzere davalıdan aldığı 753.000,00 TL'yi fazlasıyla davalıya iade ettiğini, ancak davalı buna rağmen müvekkile iade etmesi gereken senedi müvekkile iade etmediğini, taraflar arasındaki anlaşmaya ve müvekkili tarafından ödeme yapılmasına rağmen davalı yan senedi iade etmeyince ----------- Noterliği 31.01.2022 tarih, ----------- yevmiye numaralı ihtarname ile davalı tarafa ihtar gönderilerek senedin iadesi istendiğini, davalının senedi hiç bir şekilde iade etmeyerek kötü niyetle müvekkili mağdur ettiğini, bilirkişi raporunda aleyhe hususları kabul etmediklerini, itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasını, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde;Dava, İİK.72 mad gereği takipten sonra açılan menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer .Somut olayda taraflar arasında daha önce taşınmaz alımı için verilen ödemelerin geri iadesine ilişkin 30.11.2021 tarihli protokolde , protokol tarihi itibari ile ödemelerin cinsine göre döviz, altın, TL ve teslim edilen araç için değer biçildiği bu değer karşılığı olarak 975.000,00 TL bedelli 17.01.2022 vadeli senet düzenlendiği sabittir. Protokolde belirlenen 1.900 EURO ve 34.000 USD nin 18.01.2022 tarihinde davalı hesabına geçtiği davacının sunduğu dekontlardan işlemin 17.01.2022 tarihinde yapıldığı, aradaki gün farkının döviz cinsinden işlem süresinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Mahkememizce protokol lafzından protokol ile borcun sabitlendiği kanaati oluşmuş olmakla davacının fazladan 32.433,00 TL ödeme yaptığının kabul edilebileceği, davacının dava dilekçesinde fazla ödemeye ilişkin talepte bulunmadığı, yargılama sırasında asıl talebine fazla ödemeye ilişkin beyan dilekçesi eklenemeyeceğinden davacılar vekilinin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacıların kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların menfi tespit davasının KISMEN KABULÜ ile; Davacıların davaya konu taraflar arasında düzenlenen 30.11.2022 tarihli protokolde bahsi geçen davalının lehdar olduğu 975.000 TL bedelli 30.11.2022 tanzim-17.01.2022 ödeme tarihli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine , davacıların istirdat talebinin REDDİNE 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 71.725,50 TL'nin harçtan peşin alınan 35.000,88 TL 'nin mahsubu ile bakiye kalan 36.716,62 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 159.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 853,88 TL peşin harç, 34.155,00 TL tamamlama harcı, 80,70 başvuru harcı, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 169,75 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 50.259,33 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansının karar Gider avansı tarifesi 5. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.09/10/2024