İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/45 E. 2024/146 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/45
- Karar No
- 2024/146
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/45 Esas KARAR NO: 2024/146 DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 19/01/2022 KARAR TARİHİ: 07/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; dava dışı ------- şirketi ile davacı şirket arasında 09.04.2020 tarihinde uzun süreli kira sözleşmesi imzalandığını, kira sözleşmesinin şartlarının birinin de 2.000.000,00 TL bedelli kesin ve süresiz banka teminat mektubunun kiracı tarafından kiraya verene teslim edilmesi olduğunu ve buna istinaden davacı tarafından --------- Bankası'nın 09.04.2020 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektubunun dava dışı --------- verildiğini, 28.05.2020 tarihinde davacı şirketin kira sözleşmesini davalı şirkete devrettiğini ve davalı ile dava dışı ---------- arasında imzalanan sözleşme ile davalının 09.04.2020 tarihinden itibaren kiracı olarak kabul edildiğini, -------- sayılı kararı uyarınca davacı şirketin tasfiyesine karar verildiğini, 04.08.2021 tarihinde tasfiye kararı alınmasından sonra dava dışı -------- tarafından davalının kirayı ödememesi sebebi ile tasfiye halindeki davacı tarafından verilen teminat mektubunun davalının ödenmemiş kira bedeli olarak nakde çevrildiğini, bunun haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve sonuç olarak nakde çevrilmiş olan 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektubu ödemesinden doğan alacağın teminatın nakde çevrildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep etmiş olup, ihtiyati haciz yönünden ise özetle; ihtiyati haciz kurumunun amacı, konusu para ya da para ile ölçülebilen alacaklara karşı yapılacak takiplerde alacaklıyı korumak olduğunu, diğer bir anlatımla ihtiyati haciz tamamen alacağın korunmasına yönelik bir işlem olduğunu, sağladığı bu geçici koruma ile borçlunun mallarına geçici olarak el konulacağını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İhtiyati Haciz Şartları" başlıklı 257. Maddesine göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir maddesi ve 361 sayılı Kanunun 50A/4 hükmüne göre faaliyet izni kaldırılarak tasfiyesine karar verilen şirketler hakkında 5411 sayılı kanunun 106 ncı maddesinin ikinci, yedinci, dokuzuncu ve onuncu fıkraları 108, 109, 110, 132, 133, 134, 137, 138, 140, 141, 142 madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağını, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun ‘Fon ve faaliyet izni kaldırılan bankalara ilişkin malî istisnalar’ başlıklı 140. maddesinin beşinci fıkrasına göre faaliyet izni kaldırılan yahut Fona devredilen söz konusu Şirketler bakımından, alacaklıların haklarının korunabilmesi için her türlü tedbirin alınması gerekmekte olduğunu, bu durumun herhangi bir şart ve koşula da bağlı olmadığını, huzurdaki dava kapsamında davalı ---------- ve tasfiyeden önceki --------- yönetim kurulu başkanları ile sahiplerinin aynı kişi olduğu gözetildiğinde ---------- ait yüklü bir meblağ içeren teminat mektubunun tasfiye kararının hemen ardından paraya çevrilmesi takdir edileceği üzere tedbir alınmasını gerektirmekte olduğunu, zira halkın tasarruflarının, patronun diğer şirketine aktarılması ve bu şekilde kişisel menfaat uğruna kullanılması söz konusu olduğunu, bu nedenle -------- alacağının korunabilmesi için ihtiyati haciz taleplerinin kabulünü talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; Davacı--------- kiracı sıfatını kaybetmesi ve fakat kefil sıfatını kazanması nedeniyle bu kez "kefil olan tarafın teminatı" niteliğini kazanarak dava dışı kiraya veren ---------- kalmaya devam ettiğini, söz konusu teminat mektubunu davacı şirketin düzenlediğini, Ezcümle talebi halinde ve teminat mektubundaki yazılı şartların oluşması durumunda teminat mektubunda belirtilen tutarı, garanti eden bankadan tahsile yetkili kişinin dava dışı --------- olduğunu, davacının da söz konusu teminat mektubunun 04/08/2021 tarihinde dava dışı --------- tarafından nakde çevrildiğini 'bildiğini' ikrar ettiğini, Davacı tarafından huzura sunulan dava dilekçesinde, davacı şirketin tasfiyeden önce kayıtlı Yönetim Kurulu Başkanı ile davalı müvekkil şirketin yönetim kurulu başkanının aynı kişiler olduğunu ve bu nedenle organik bağ olduğunu ifade etmişse de, haksız taleplerine dayanak iddiaların ispatı amacıyla başkaca herhangi bir somut delil sunulmadığını, Nitekim başkanlığın 20.01.2022 tarihli kararında da işbu husus açıkça belirtildiğini, davalı müvekkil şirketin halen ticari faaliyetine aktif olarak devam etmekte ve uyuşmazlığa konu edilen 28.05.2020 tarihli Kira Sözleşmesi uyarınca kira ödemelerini de düzenli olarak gerçekleştirdiğini, davacı -------- ile dava dışı -------- arasında kira sözleşmesinin imzalanmasından yaklaşık 1 yılı aşkın süre sonra, ------- tarihli kararı ile davacı ----------- de aralarında bulunduğu 21 şirket ----------- devredilerek tasfiye sürecine dahil edildiğini, bu çerçevede, halen daha söz konusu tasfiye kararının iptali için ------- E. Sayılı dosyası ile devam eden dava, halen daha devam ettiğini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesini özetle; Tasfiye kararından evvel, --------- ile --------- arasında 09.04.2020 tarihli Uzun Kira Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmenin 3.4. maddesinin c fıkrası kapsamında kira sözleşmesinin geçerli olabilmesi için --------- tarafından teminat mektubu verilmesi talep edilmiş ve --------- tarafından "depozito bedeli" olarak 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektubu sunulduğunu, ancak söz konusu sözleşmenin imzalanmasının ardından söz konusu kira sözleşmesi kapsamında kiralanan yer otel binası olduğundan ve otel işletmeciliğine ilişkin olduğundan 6361 sayılı Kanun gereği -------- faaliyet alanında bulunmadığından ---------- görüşü gereği 28.05.2020 tarihli Kira Sözleşmesinin Feshi ve Yeni Şartlar Sözleşmesi ile --------- 09.04.2020 tarihli Sözleşme ile üstlendiği yükümlülükler davalı --------- Şti.'ye devredilmiş ve -------- ile --------- arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, --------- tasfiye sürecinden önceki sahibi ve yönetim kurulu başkanı ile davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve sahibi --------- olduğunu, Bu nedenle kira sözleşmesi ile müvekkil şirketin kiracılık sıfatı sona ermiş olduğu halde -------- Bankası ---------- Şubesinin 09.04.2020 tarihli --------- nolu,---------- Ref. Nolu, --------- evrak numaralı 2.000.000,00-TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektubu geri alınıp bizzat kira sözleşmesinin kiracısı olan davalı Şirket tarafından düzenlenerek tekrar verilmediğini, müvekkil şirketin tasfiyeden önce kayıtlı yönetim kurulu başkanı ile davalı şirketin yönetim kurulu başkanının aynı kişiler olduğu ve bu nedenle şirketler arasında organik bağ olduğununun ifade edildiği ancak bu iddiaların ispatı amacıyla herhangi bir somut delil sunulmadığının iddia edildiğini, Nitekim ---------- yapılan sorgulamaya göre de --------- Şti. ile tasfiye sürecine girmesinden önce -------Ş.'nin merkez adreslerinin aynı olduğunu, aynı zamanda tasfiyesinden önce -------- ve ---------- temsile yetkili olanlar ve somut olayda sözleşmeleri imzalayanlar aynı kişilerin olduğunu,. Aralarında organik bağ olduğunu, belirtmiş olduğumuz sebeplerle davalının husumet itirazının hukuka aykırı olduğunu, Müvekkil Şirketin 28.05.2020 Tarihli Sözleşmede Kefil Olarak Yazılması Geçerli Bir Hukuki İşlem olmadığını, Kabul Anlamına Gelmemek Kaydıyla Bir An İçin Kefillik İlişkisinin Geçerli Olduğu Düşünülse Dahi Müvekkil Şirketin Asıl Borçlu Olan Davalı -------- Bu Bedeli Talep Etme Hakkı olacağını, Müvekkil şirket bir anonim şirkettir ve bir finansman şirketi olmakla aşağıda açıklanacağı üzere 6361 sayılı yasada faaliyet alanlarının belirtildiğini, dava dilekçemizde de ifade ettiğimiz üzere müvekkil şirket tasfiye sürecinden evvel söz konusu kira sözleşmesini kendisini imzalamış ancak ---------- alınan görüşte faaliyet alanı dışında çalışamayacağı için sözleşmeyi olduğu gibi yöneticilerinin aynı kişi olduğu davalı şirkete devrettiğini, müvekkil Şirket Tasfiye Sürecinde İken Tasfiye Komisyonunun Haberi Olmaksızın 2.000.000,00-TL Bedelli Teminat Mektubu ---------- Ödenmemiş Kira Bedeli Olarak Nakde Çevrilmiş Ve Asıl Kira Sözleşmesinin Tarafı Olan Borçlu -------- Lehine Ödeme Yapıldığını, Davalı şirket, cevap dilekçesinde de ikrar edildiği üzere, kira sözleşmesi bakımından yükümlülüklerini yerine getirmemiş, müvekkil şirketin tasfiye sürecine girmesiyle ödeyemediği kira borcunu müvekkil şirkete ait teminat mektubu ile ödemiş, ödemelerini yaptığına dair herhangi bir belge sunamamış, mektubun kendisi lehine verildiğini ve sözleşmeye göre söz konusu mektubun ancak yükümlülükler yerine getirilmediğinde bozdurulacağını da kabul etmiştir. Açıklanan sebeplerle hukuki dayanaktan yoksun davalı Şirket iddialarının reddi ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davanın sebepsiz zenginleşemeye dayalı alacak davası olduğu anlaşılmaktadır.Davacının dava dışı -------- şirketi ile kiracı sıfatı ile 09.04.2020 tarihinde uzun süreli kira sözleşmesi imzaladığı, sözleşme uyarınca dava dışı kiralayana 2.000.000 TL bedelli kesin ve süresiz banka teminat mektubunu teslim ettiği, akabinde 28.05.2020 tarihinde davacı, davalı ve dava dışı kiralayan -------- şirketi arasında “kira sözleşmesinin feshi ve yeni şartlar” başlığı altında sözleşme imzalandığı, işbu sözleşme ile davacının kiracılık sıfatını davalıya devrettiği ancak davalı ile dava dışı kiralayan şirket arasındaki kira sözleşmesi yönünden kefil sıfatını kazandığı ve davaya konu edilen teminat mektubunun kefil durumunda bulunan davacının teminatı olarak kabul edildiği, işbu teminat mektubunun dava dışı kiralayan --------- Şirketi tarafından 04.08.2021 tarihinde nakde çevrilerek tahsil edildiği hususları sabit olmakla davacının işbu teminat mektubu bedelini davalıdan talep edip edemeyeceği hususunun uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.Türk Borçlar Kanunu'nun "Kefilin rücu hakkı" başlıklı 596.maddesinde "Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir. Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur. Alacaklıya kısmen ifada bulunan kefil, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olur. Alacaklının rehin konusu üzerinde geriye kalan alacak hakkı, kefilin rehin hakkından ön sırada gelir. Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkiden doğan istem ve def’iler saklıdır. Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir. Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar. Kefil, dava hakkı vermeyen veya yanılma ya da ehliyetsizlik sebebiyle asıl borçluyu bağlamayan bir borç için ödemede bulunduğu takdirde, asıl borçluya karşı rücu hakkına sahip değildir. Ancak, kefil zamanaşımına uğramış bir asıl borçtan sorumlu olmayı borçlunun vekili sıfatıyla üstlenmişse asıl borçlu, ona karşı vekâlet sözleşmesi hükümleri uyarınca sorumlu olur."düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenleme uyarınca kefil, alacaklıya ödeme yaptıktan sonra ancak TBK'nun 596.maddesi uyarınca borçluya rücu edebilir. Somut olayda ,davacı tarafça tarafı olduğu ancak daha sonra devrettiği kira sözleşmesi yapılırkan davalıya 2.000.000,-TL bedelli teminat mektubu verildiği ve bunun davalı tarafça yeni kiracının ödenmeyen kira borçları sebebiyle nakde çevrildiği anlaşılmaktadır. Davaya konu teminat mektubu davalının temerrüdü durumunda tahsil edileceği hususunun taraflarca ve davadışı kiralayan şirket tarafından kabul edildiği, davalı tarafça kiraların ödendiğine dair delil sunulmadığından dava dışı şirketin ticari defterlerinin incelenmesine gerek olmadığı anlaşılmakla davacının teminat mektubu bedelini TBK 596 maddesi gereğince davalıya rücu hakkı doğduğu anlaşılmakla sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının Davasının KABULÜ ile ; 2.000.000,00 TL'nin 04.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Başlangıçta harç alınmadığından alınması gerekli Harçlar Yasasına göre alınması gereken 136.620,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 427,60 TL başvuru harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Yargılama esnasında davacının yapmış olduğu 2.500 TL bilirkişi ücreti, 180,70 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.680,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Arabuluculuk aşamasında --------- tarafından ödenen 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Karar kesinleştiğinde talep edilmesi halinde talep eden tarafa artan gider avansının iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 07/02/2024