İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/166 E. 2024/788 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/166
- Karar No
- 2024/788
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/166 Esas KARAR NO: 2024/788 DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 24/04/2019 KARAR TARİHİ: 09/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili 24.04.2019 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 10.07.2017 tarihli -------- İli, --------- İlçesi 20.000 Seyirci Kapasiteli Stadyum ve 1.000 Seyirci Kapasiteli Olimpik Yüzme Havuzu İnşaatı İşi kapsamında yapılacak olan Betonarme İmalat işlerinin yapımına yönelik sözleşmenin yüklenici konumundaki davalı şirket tarafından tek taraflı beyanı ile haksız ve hukuka aykırı olarak 02.04.2018 tarihinde fesih edilmiş olması karşısında müvekkili şirketin, sözleşmesel alacakları, sözleşme harici yapılan imalat alacakları, kendisine teslim edilmeyen malzemeler yönünden oluşan kira bedeli ile malzeme bedeli alacakları, borçlu şirket nam ve hesabına yapılan işlerden kaynaklanan 2.264.103,97 TL+ %18 KDV’si ile birlikte 2.671.642,68 TL miktarlı alacakları ile müvekkili şirkete ait kalıp ve iskele malzemeleri ile makine ve ekipmanların kendisine teslim edilmemesinden kaynaklanan 1.392.223,00 TL+%18 KDV’si ile birlikte 1.642.823,14 TL tutarındaki bedel ile yine kendisine teslim edilmeyen şantiye ofis bölgesindeki malzemelerin 57.543,50 TL+%18 KDV’si ile birlikte 67.901,33 TL tutarındaki bedeli olmak üzere genel toplamda 4.382.367,15 TL miktarlı alacağının davalı şirket tarafından kabul edilmemesi ile ilgili olarak borçlu şirkete gönderilen 02.01.2019 tarihli ihtarname ile talep edilen müvekkili şirket alacaklarının belirtilen süre içerisinde ödenmemesi üzerine, elirtilen inşaat yapım işi ile ilgili müvekkili şirketin hak ettiği kesin hesap alacağının ne kadar olduğunun tespiti, tespit edilen kesin hesap alacağının miktarından fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik dilekçenin 15.bölümü ile netice bölümünde detaylı olarak açıklandığı üzere şimdilik 550.000,00 TL alacağın davalı şirkete gönderilen 16.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesinin talep edildiği görülmüştür.Davalı vekili 10.03.2020 tarama tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın tüm alacaklarını kesin bir meblağ olarak belirtmesine rağmen HMUK’unun 107.maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası açtığını, 6100 sayılı HMK’nun 107.maddesi mülga 1086 belirsiz sayılı HUMK’da yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiş olup, maddeye göre davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının hukuki ilişkiyi veya asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceğini, ancak davacı tarafın dava dilekçesindeki her bir alacak kalemine ilişkin alacak iddialarının miktarını tam ve kesin olarak belirttiğini, bu durumda HMUK’unun 107.maddesinde aranan belirsiz dava şartlarının varlığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı şirketin imalatları durdurması ve ana iş programında gecikmeye sebebiyet vermesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini, taraflar arasındaki 10.07.2017 tarihli sözleşme ve müvekkili şirketin ana yüklenicisi olduğu; ---------- İli ------------ İlçesi 20.000 Seyirci Kapasiteli Stadyum ve 1.000 Seyirci Kapasiteli Olimpik Yüzme Havuzu İnşaatı kapsamında muhatap şirket ile imzalanan 10.07.2017 tarihli Kaba Yapı İşlerinin davacı tarafından üstlenildiğini, müvekkili şirket tarafından 10.07.2017 tarihinde yer teslimi yapıldığını, 12.09.2017 tarihinde davacı şirket şantiye şefi ---------- tarafından gönderilen iş programına göre, davacı şirketin stadyum ---------- Blok imalatını 19.11.2017 tarihinde, Stadyum ---------- Blok imalatını 04.12.2017 tarihinde, Kapalı Havuz --------- Blok imalatını 12.01.2018 tarihinde tamamlayacağını belirttiğini, ancak Stadyum ---------- imalatının 94 gün gecikme ile 21.02.2018 tarihinde tamamlandığını, Stadyum --------- Blok imalatı tamamlanmamış, Kapalı Havuz ---------- Blok imalatında ise ilerleme olmadığını, davacı tarafın 22.02.2018 tarihinde revize iş programı gönderildiğini, ancak revize iş programına da uyulmadığını, bu nedenle müvekkili şirket tarafından 19.03.2018 tarihinde gönderilen yazı ile Sözleşmenin 4.1.maddesinde yer alan; “…İşler onaylı iş programına uygun olarak yürütülecek ve sözleşme özel şartlarında tanımlanan sürede tamamen bitirilerek geçici kabulü yapılmış olacaktır. Alt yüklenicinin kendi alt yüklenicileri veya malzeme tedarikçilerinin herhangi bir kusuru ya da ihmali nedeniyle işlerin yerine getirilmesinde gecikilmesi halinde, alt yüklenicinin hiçbir ilave bedel ve tazminat talep edemez. Ana yüklenici işlerin, alt yüklenici kusuru nedeniyle gecikmesi halinde, kendisinin ve bu gecikmeden dolayı doğrudan etkilenen 3.şahısların maruz kalacağı her türlü zararı alt yükleniciden tazmin etme ve bu zararları herhangi bir ihtara gerek olmaksızın alt yüklenicinin varsa hakkedişinden veya teminatlarından tahsil etme hakkına sahiptir. Gecikme cezası namı altında tahsil edilen bedeller ana yüklenicinin zarar hesabında dikkate alınmaz…” hükmü uyarınca zarara ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin 23.maddesi uyarınca gecikme cezalarının uygulanacağı, 22.02.2018 tarihli revize iş programına göre tamamlanması gereken imalatların en geç 15 gün içinde tamamlanmasını aksi halde sözleşmeden doğan her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin feshi yoluna gidileceğinin ihbar ve ihtar edildiğini, davacı şirketin ihbar ve ihtarlara 20.03.2018 tarihli yazı ile cevap verdiğini, cevap yazısında, sözleşme kapsamında bulunmasına rağmen ayrıca kalıp iskelesi imalat bedellerinin ödenmesini talep ettiğini ancak sözleşmeye aykırı bu taleplerinin kabul edilmemesi üzerine imalatları durdurduğunu, davacı alt yüklenicinin, müvekkili şirket şantiyesinde çalıştırdığı işçilerin ücretlerini de ödemediğini ve işçi ödemelerinin müvekkili şirket nezdinde hak ve alacaklarından mahsup edilmek üzere ödenmesini talep ettiğini, müvekkili şirketin 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca ana yüklenici olması ve aylık ücretlerini alamayan işçilerin şantiye sahasında işi durdurması nedeniyle davacı şirketin işçilerine ödeme yapmak zorunda kaldığını, davacı tarafından işçilerine ödeme yapılması talebi, işçilerin listesi ve alacaklarına ilişkin yazıların delilleri ile birlikte ibraz edileceğini, diğer yandan davacı alt yüklenici işçileri tarafından açılan 6 adet davanın halen ---------- İş Mahkemesi’nin --------- E. Sayılı dosyalarında devam etmekte olduğunu, söz konusu davalar neticesinde müvekkili şirketin ana yüklenici olarak sorumluluğu kapsamında ödeme yapmak zorunda kalacağından zararının artacağını, bu hususa ilişkin her türlü talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, davacı alt yüklenicinin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına ve alt yüklenici sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olan iş güvenliği taahhütnamesine ayrı davranışları nedeniyle disiplin cezası uygulanmasına rağmen aykırı davranışlarına devam ettiğini, bunun dahi tek başına haklı nedenle sözleşmenin feshi sebebini teşkil etmekte olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesinde sözleşme dışı imalatlar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmekte olduğunu, davacının sözleşme dışı imalat olarak nitelendirdiği imalatların sözleşme kapsamında olduğunu, bu talebin maddi ve hukuki dayanağı olmadığını, davacı şirkete ait malzemelerin iddia edildiği gibi müvekkilinin şantiyesinde kullanılmadığını, müvekkili şirket tarafından keşide edilen ----------Noterliğinin 20.06.2018 tarih ve ----------- yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacı şirkete ait menkul hükmündeki malzemeler üzerinde ------- 950.maddesi uyarınca hapis hakkı kullanıldığının davacı şirkete bildirildiğini, hapis hakkı uygulanan malzemeye ilişkin olarak kira bedeli talep edilmesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, davacı şirketin imalatları durdurduktan ve şantiye sahasındaki işçileri ayrıldıktan sonra kule vinci sökmediğini, imalatların 3.kişiler tarafından devam edilmesine engel olduğunu bu nedenle 45 günlük bir gecikmeye sebebiyet verdiğini belirtmiş olup, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde ; Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir. Tarafların ana başlıklarıyla " Tarafların ana başlıklarıyla taraflar arasında 10.07.2017 tarihli --------- İli -------- İlçesi 20.000 seyirci kapasiteli stadyum ile 1000 seyirci kapasiteli Olimpik Yüzme Havuzu İnşaatı yapımı yönünde sözleşme yapıldığı, sözleşme ile davacının sözleşme kapsamında belirlenen işlerin yapımını yükümlendiği tartışmasız olmakla sözleşme uyarınca tarafların üzerlerine yükümlendikleri edimleri yerine getirip getirmedikleri, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, sözleşme nedeni ile davacının gerek dava dilekçesinde, gerekse 27/02/2020 tarihli dilekçesinde isteme konu ettiği alacakları talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarı" hususlarında uyuşmazlığa düştükleri anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi, ani edimli sözleşmelerden olup, feshi kural olarak geriye etkili sonuç doğurur. Bu durumda sözleşme hiç yapılmamış gibi taraflar aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verirler. Ayrıca sözleşme feshedilmiş olduğuna göre, sözleşmede aksine bir düzenleme bulunmadığı takdirde sözleşmeye dayalı talepte bulunulamaz. Eser sözleşmelerinde sözleşmenin sona ermesi üzerine, her iki tarafın da talep edebileceği tasfiyenin dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125/III. maddesidir. Bu maddeye göre sözleşmeden dönme halinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Sözleşmenin fesih ya da dönme suretiyle sona ermesi halinde geriye etkili sonuç doğuracağı yani, sözleşme hiç yapılmamış gibi başa dönüleceğinden, taraflar sözleşme ile üstlendikleri borçlarını ifa etme yükümlülüğünden kurtulacakları gibi, daha önce ifa ettikleri edimleri, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebileceklerdir. Somut olayda davacının bu davada talep ettiği alacaklar, feshedilen sözleşmenin tasfiyesine dayalı alacaklardır.Davalının sözleşmeyi feshetmesi ile birlikte, sözleşme “ileriye etkili olarak” sona ermiş olduğu için; davacı, sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar yapmış olduğu işlerden dolayı hak kazanmış olduğu ve fakat davalıdan tahsil edememiş (davalının ödememiş) olduğu bakiye hakediş bedeli (239.137,56 TL ) alacaklarının tahsilini davalıdan, dava tarihi itibariyle, talebe hak kazanmıştır. Davalının, hapis hakkını kullanmak suretiyle uhdesinde tuttuğu davacıya ait malzemeleri, davacının onayı olmaksızın ve de kira bedeli ödemeksizin kullanma hakkı olmadığından davacının davalının kullanımından dolayı ecrimisil talebinde bulunacağı sabittir. Davacının talep edebileceği ecrimisil bedelinin 9 ay olmak üzere aylık 45.000 TL'den 405.000 TL olduğu tespit edilmiştir. Sözleşmenin feshedilmesi ile birlikte, davalı, inşaat sahasında bulunan ve davacıya ait olan malzemelerin tamamını davacıya iade etme, iade edemeyeceği malzemelerin de bedelini ödeme yükümlülüğü (borcu) altına girmiştir. Davacıya teslim edilmeyen malzeme bedelinin 231.809,61 TL olduğu, davalının fazladan teslim ettiği malzeme bedeli de düştükten sonra davacının 801.236,82 TL olduğu kanaatine varılmış olup davacı tarafın talebiyle bağlı olarak 550.000 TL asıl alacak üzerinden karar vermek gerekmiştir. Faiz başlangıcı bakımından kısmen red yapıldığından alacağın feri niteliği sebebiyle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle tablo 7'ye göre açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının Davasının KISMEN KABULÜ ile ; 550.000 TL asıl alacağın 450.000 TL lik kısmına 27.07.2018 tarihinden bakiye kısmında 10.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 30.739,50 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 9.392,63 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 21.346,87 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 71.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 9.392,63 TL peşin harç, 44,40 TL başvuru harcı, 17.000,00 TL bilirkişi masrafı ve 494,65 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 26.931,68 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Artan gider avansının karar Gider avansı tarifesi 5. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.09/10/2024