İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/240 E. 2024/945 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/240
- Karar No
- 2024/945
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2018/240 Esas KARAR NO: 2024/945 DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 22/02/2018 KARAR TARİHİ: 20/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili 28.02.2018 tarihinde açtığı dava dilekçesinde özetle ;Davacı şirketin 09.12.2014 tarihinde tescil edilerek tüzel kişilik kazanmış olmasına rağmen davalı ile ticari ilişkisinin daha eskiye dayandığını, Müvekkili şirketin kurucusu ----------- şahıs firması olarak 15.07.2010 tarihinde dava konusu dışındaki ---------- bulunan ve ---------- tarafından işletilmekte olan mağazayı devralarak davalının alt kiracısı ve bayisi olarak çalışmaya başladığını, 15.12.2010 tarihinde dava konusu ----------- mağazayı 2.--------- olarak açtığını ve 18.12.2014 tarihinde taraflar arasında ----------- sözleşmesi akdedildiğini Ana bayiler arasında en başarılılardan birisi olduğunu, büyük bir satış ve pazarlama faaliyeti oluşturduğunu, personel istihdam etmiş ve akıllı telefon aplikasyonları kurarak ,dekorasyonlarını yenilediğini, markayı ----------- ilinde marka haline getirdiğini ve geniş bir müşteri portföyü elde etmiş olduğunu, davalı tarafından başarılı bayileri bünyeye çekme politikası kapsamında müvekkili şirketi hedefe aldığı ve kurulan baskı ve sözleşmeye aykırı yaptırımlar ile kar oranları düşürüldüğü, uzun süreli ticari ilişkiden kaynaklı teammüleri yok sayıldığı ve tüm iyi niyetli girişimlerine rağmen 14.11.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi tek taraflı feshedildiğinin bildirildiğini, 14.11.2017 tarihli ihbarnamede 28.06.2013 tarihli sözleşmenin 6.1 ve 8.3 hükmüne aykırılık nedeniyle sona erdirildiğinin beyan edildiği, fesih ihtarı öncesinde karşılıklı ihtarnameler tebliğ olunduğunu, ancak şartların ağırlaştırıldığını, her ne kadar davalı çekilen ihtarnamelerde ticari ilişkinin 28.06.2013 tarihinde başladığını ifade edilmekte ise de ilişkinin 15.07.2010 tarihinde başladığını, sözleşme yapılmayan dönemde kar marjlarının belirlendiğinin, avans yanı sıra teminat çekleri verildiğini, 2016 yılında ---------- mağazanın dekorasyonun yeniden yapılmasının istendiğinden 550.000 TL tutarında müvekkilce dekorasyon yapıldığını, bu süreçte iki personelinin ------- satış sistemindeki zafiyetleri nedeniyle hırsızlık yaptığı tespit edildiğinden derhal personel çıkarılarak ---------- zararının ödendiğini, 2016 yılında davalı firmanın her iki mağaza için yenilik adı altında sözleşmede yer almayan depolama bedeli sayım bedeli müzik bedeli adı altında itirazlarına rağmen faturalar kesmeye devam ettiğini şartlar ağırlaştırılarak müvekkilinin mağazayı devretmeye zorlandığını, müvekkilinin kar marjlarının Eylül 2017 tarihinden itibaren indirildiğini, itiraz ihtarlara rağmen düzeltilmediğini, zarar eder hale geldiğini, ---------- zarar nedeniyle devir edildiği , Dava konusu ----------mağazanın da ciro hedefleri konularak kar marjları düşürülerek 21.10.2017 tarihinde de ürün verilişinin durdurulduğu müvekkiline sistematik olarak mobbing uygulandığını, ticareti terke zorlandığını ve karşılıklı ihtar içeriklerine dilekçede yer verilerek, Davacının 14.11.2017 tarihli fesih ihtarının haksız olduğunu davalının hiçbir gerekçe göstermeden 21.10.2017 tarihinden itibaren ürün göndermeyerek haksız şekilde sözleşmeyi fiilen fesih ettiğini, müvekkilinin sözleşmenin 6.1. maddesine aykırı davranışının sebebinin davalının kusurlu davranışı olduğunu Davalının diğer ileri sürülen fesih gerekçesinin cari hesabın kapanmadığına yönelik olduğunu, 7 yılı aşkın süredir her ay karşılıklı mutabakat ile kesinleşmesi ile ödeme yapılmış olup feshe gerekçe olan tutarda mutabakat sağlanamadığının açık olduğunu, Diğer fesih gerekçesi olarak teminat mektubu sunulmamasına yönelik olarak 2010 yılından bu yana davalı şirketin kabul etmesi üzerine her yıl yenilediği teminat çeki verdiğini ihtarnamelerden de anlaşılacağı üzere teminat çekinin iadesi ile yeni teminat çeki verileceğinin bildirildiğini, tüm fesih dayanaklarının haksız ve kötü niyetli olduğunu Davalının haksız feshinin yanı sıra rekabet kurallarına aykırı davrandığı, ------------ indirimli satışları engellediği indirim yapılmış kasada izin vermediği ,kasanın indirimli satışları görmesinin merkezden kapatıldığı , bu durumun ---------- D.iş sayılı dosyada 30.11.2017 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini Davalının manevi olarak zarara sebebiyet verdiğini, sezonun en hareketli zamanında ürün verilmemesi ,indirimli satışların engellenmesi, sistemin indirimli satışlara kapatılmasının müşterilerine karşı ticari itibarını zedelediğini bildirerek, Sözleşmenin haksız fesih nedeniyle Müvekkilinin ---------- ve ------------ mağazalarından uğradığı kar kaybını ----------- mağazası için davalı talebine istinaden ilişkin devam ettiği inancıyla 2016 yılında yaptığı dekorasyon giderlerinin kısmen tazminini , Bu bağlamda sözleşmeye aykırı yenilik adı altında kesilen faturalar ile ne olduğu belli olmayan fiyat farkı faturasının da müvekkiline ödenmesini Haksız rekabetten dolayı , kar marjının indirilmesi ve ürün gönderilmemesi nedeniyle ciro kaybı ve kar kaybı ,indirimli satışların kapatılması dolayısıyla uğradığı zararı , 7 yıldır ----------- tek bayi olarak müşteri kazandırmış olması nedeniyle Denkleştirme /Portföy Tazminatı Fesih öneline uyulmaması nedeniyle başlanmış işlerin tamamlanmasına engel olunması sebebiyle oluşan kaybı Manevi Tazminat talep ettiklerini bildirerek, Sözleşmeye aykırılık ve haksız fesih nedeniyle uğranılan zararların tazmini için şimdilik 10.000 TL Denkleştirme Tazminatı için şimdilik 50.000 TL, Feshi Ööneline uyulmaması sebebiyle uğranılan zararla ilişkin şimdilik 10.000 TL Manevi Tazminat için 100.000 TL Fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi le davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili 20.07.2018 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle ;Müvekkili ile ----------- arasında 28.6.2013 tarihinde ---------- ve ----------- mağazalarına ilişkin ----------- sözleşmesi ve bu sözleşmenin eki AVM Alt Kira Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmelerin davacı/karşı davalının kusurlu davranışların neticesinde fesih edildiğini, taraflar arasında bir takım uyuşmazlıklar meydana geldiğini ve bu karşı tarafın kusuru neticesinde uyuşmazlıklarını çözümlenemediği anlaşmazlıkların çözümlenemediğini, ----------- mağazasının ----------- mağazasının müvekkili tarafından devralmasına ilişkin olarak ;davacının ----------- bulunan mağazasının uzun zaman zarar ettiğini, finansal zorluklar içerisinde olduğu işletmek istemediği ve müvekkili tarafından devralınmasını talep ettiğini, bunun üzerine mağazanın 9.11.2017 tarihli devir sözleşmesi ile devralındığını ,hatta mağazanın Kira süresinin sonunda kapatılmasının planlandığını, devir sözleşmesinin 3.1 maddesinde mağazanın 31.12.2017 tarihinden sonra müvekkili şirket tarafından işletilmeye devam edilmesi durumunda devir bedelinin karşı tarafa ödeneceği , aksi takdirde mağaza içindeki Demirbaş ve malzemelerin karşı tarafa iade edileceğinin düzenlendiğini, zaten mağazanın da yıl sonunda kapatıldığını, mağazanın davacıdan zorla alınmamış olduğunu tam tersine davacının bu mağazanın finansman yükünden kurtulduğunu, Teminat mektubu sunulmasına ilişkin olarak; 28.06.2013 tarihli sözleşme uyarınca davacının teminat verme yükümlülüğümü yerine getirmediğini, sözleşmenin 6.3 maddesinde bayinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin teminatı olarak teminat mektubu vermeyi gerektiğinde revize etmeyi kabul ve taahhüt ettiği Davacı karşı davalının ticari ilişkinin devamı esnasında finansal yeterliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle Teminat mektubu veremeyeceğini, bunun yerine teminat çeki keşide edeceğini beyan etmesi üzerine ,davacını bu talebi olumlu karşılanarak müvekkili şirkette 31.12.2016 tarih 250.000 TL bedelli teminat çeki keşide ederek teslim edildiğini ancak teminat çekinin ibraz süresinin geçmesi ve kambiyo senedi vasfını kaybetmesi üzerine yeni teminat çeki sunmadığını, çekin 10.01.2017 tarihinde kambiyo vasfının kaybettiğini, bu esnada davacı depolarında yaklaşık 600.000 TL mal mevcut olduğunu, hiçbir basiretli tacirden teminat almadan sözleşmeye devam etmesinin beklenemeyeceğini Davacının teminatları yenilememe konusundaki ısrarı ve borçlarının ödememesinin davacının finansal durumu hakkında şüphe uyandırdığını, sözleşmenin 6.3 maddesi uygulanarak teminat mektubu sunulmasının talep ettiklerini, bunun mobbing olarak nitelendirilemeyeceğini Ürün Gönderiminin durdurulması hakkında 600.000 TL ürün varken teminat vermeyen şirkete yeni ürün gönderilmesinin beklenemeyeceğini, kaldı ki bu esnada davacıya yetecek ürün o olduğunu, sevkiyatın durmasının faaliyetlerinin olumsuz etkilemediğini, ayrıca bayiye dilediği kadar stok ürün gönderme yükümlülüğü bulunmadığını, sözleşmeye göre mağazada bulunacak ürün ve miktarının çeşidinin belirlenmesinin müvekkili şirkete ait olduğunu, davacının 200 adet ürünü sözleşmeye aykırı şekilde başka mağazalardan kendisine sevkini sağladığını, ----------- uygulamasının kötüye kullandığını Davacının müvekkilinin pos cihazlarının kullanması gerekirken kendi pos cihazlarının kullanarak 150.000 TL'nin kendi hesaplarına gitmesine neden olduğunu, sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı davranışta bulunulduğunu, Teminat vermemesi, ödemeleri zamanında gerçekleştirmemesi kendi pos cihazını kullanması ,ve diğer borç yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin fesih edildiğini fesihten sonra davacının satışlara devam etmesinden sonraki süreçte indirimli ürünlerin iptal edilmesi olayının gerçekleştiğini , davalının mülkiyeti kendisine ait ürünleri satma yetkisinin hukuken bulunmadığını, Müvekkilinin kendisini zarara sokmak için faturalar tanzim edildiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, sözleşmenin 4.6 ,4.7,6.1 maddeleri kapsamında müvekkili şirketin depolama satış pazarlama konularındaki revizeleri her bayisine fatura ettiğini, davacıya karşı özel bir durum olmadığını, kaldı ki davacının bunları itiraz etmeden kabul ettiğini, geçmişe dönük itiraz bulunulmasının mümkün olmadığını, Davacının taleplerinin reddi gerektiğini, sözleşmenin feshinin haklı ve hukuka uygun olduğunu, ---------- için harcadığı iddia edilen dekorasyon bedeli gerçek dışı ve abartılı olduğunu ispata ve faturalarının ibraza davet ettiklerini, taraflar arasındaki ilişkinin acenta ilişkisi değil bayilik ilişkisi olduğunu, haklı nedeniyle portföy tazminatı istenemeyeceğini ve diğer taleplerinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu talep ve beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan 28.06.2013 tarihli ----------- Sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği noktasında toplanmaktadır. Bununla birlikte bu sonuca bağlı olarak da davacının tazminat talebinde bulunup bulunamayacağı değerlendirilecektir. Tarafların ana başlıklarıyla "Taraflar arasında daha önceden süregelen ticari ilişki uyarınca 28/06/2013 tarihinde de ---------- Sözleşmesi imzalanarak davacı karşı davalının davalı karşı davacının ---------- İlindeki mağazalarında bayiliğini yapmak üzere ilişkinin yazılı sözleşme haline getirildiği, davalı karşı davacı tarafından sözleşmenin 14/11/2017 tarihli fesih ihbarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği sabit olmakla, asıl davada sözleşmeye davalı karşı davacı tarafın aykırı davranıp davranmadığı, feshinin haklı olup olmadığı, davacının bu nedenlerle davalıdan tazminini talep edebileceği zararı bulunup bulunmadığı varsa miktarının ve sözleşme devam ederken dava dilekçesinde iddia edildiği üzere davalının davacıya yönelik haksız rekabet eyleniminde bulunup bulunmadığı, bulunmuş ise zararı doğup doğmadığı, doğmuş ise miktarı ve sözleşmenin feshinden kaynaklı davacının ayrıca manevi tazminat isteme hakkı bulunup bulunmadığı, karşı davada davalı asıl davacının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı, sözleşmeye aykırı davranmış ise haksız kazanç sağlayıp sağlamadığı, karşı davacının sözleşme uyarınca cezai şart talep hakkının bulunup bulunmadığı varsa miktarı, sözleşmenin feshinden sonra asıl davacı tarafça karşı davacıya teslimi gereken ---------- içerisindeki mağazanın dekorasyon malzeme ve demirbaşları bulunup bulunmadığı, teslim edilip edilmediği, teslim edilmemiş ise bedelinin miktarı, yine bu mağazanın tahliyesinin geç yapılıp yapılmadığı, geç yapılmış ise gecikilen süre ve bu süre boyunca karşı davacının mahrum kaldığı kazanç olup olmadığı varsa miktarı ve bunları karşı davalı asıl davacıdan talep edip edemeyeceği " hususlarında uyuşmazlığa düştükleri anlaşmaktadır.Taraflar arasındaki konsinye satış ile ilgili olarak ise; Konsinye satış, hukuki niteliği itibariyle komisyon sözleşmesi niteliğinde olup malın mülkiyet devri yapılmaksızın, mal satış sorumluluğunu üstelenen bir kişiye (komisyoncuya) gönderilmesi ve ödemenin mal satışından sonra yapılmak şartıyla işleyen bir satış şeklidir. Komisyon sözleşmesinin düzenlendiği Türk Borçlar Kanunu'nun 532-546 maddeleri hükümlerine satım için kendisine mal tevdi edilen kişi sattığı veya iade etmekten kaçındığı malın bedelini satım için bırakana ödemekle yada satılmayan malı geri vermekle yükümlüdür.Kural olarak belirli süreli sözleşmeler, olağan fesih yoluyla sona erdirilememektedir ancak sözleşmede bu yönde bir hükmün bulunması hâlinde olağan fesih suretiyle sözleşmenin sona ermesi mümkündür. Gerçekten de sözleşme özgürlüğü ilkesi gereğince taraflar, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğüne de sahiptir. Olağan feshin bir sebebe dayanması gerekmemekle birlikte maddi olarak hakkın kötüye kullanılma yasağı bu imkânın sınırını çizmektedir. Fesih hakkının açıkça kötüye kullanılması hâli (örneğin karşı tarafta sözleşme ilişkisinin devamı yönünde güven yaratılıp daha sonra fesih yoluna gidilmesi gibi) hukuk düzenince korunmayacağı için fesih hakkının kötüye kullanıldığı durumlarda tazminat talebi söz konusu olabilecektir. Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi açıkça hakkın kötüye kullanımını oluşturur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 inci maddesi herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk, dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünün de dürüstlük kurallarına göre belirlenmesi gerekir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasına zarar verme kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır. Bütün hakların kullanılmasında ve borçların ifasında uyulması gereken dürüstlük kuralı ve hakların genel sınırlarını oluşturan hakkın kötüye kullanılması yasağı, kamu düzeni ihtiyaç ve gerekleri nedeniyle konulmuş kurallardır. Bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi emredici niteliktedir. Tarafların aralarındaki ilişkide dürüstlük kuralının ve hakkın kötüye kullanılması yasağının uygulanmayacağını kararlaştırmaları mümkün değildir. Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile kendiliğinden bunu dikkate almalıdır. Somut olayda davacının teminat mektubu ya da güncel bir teminat çeki sunamamasının sözleşme açısından sözleşmenin esaslı unsurları olması nedeniyle, davalının sözleşmeyi haklı nedenle tek taraflı feshetme hakkına sahip olduğu, sözleşmede davacı tarafa tekel hakkı verildiği yönünde bir düzenleme bulunmadığı, bu sebeple davacının portföy tazminatı talep etme hakkına sahip olmadığı, dekorasyon bedeli bakımından, davacı yanın kendisine ait bir ticari işletmesi olan ve kendi ticari riskini taşıyan bağımsız bir tacir olduğu, bu sebeple bu bedeli talep edemeyeceğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN REDDİNE 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 427,60 TL'nin başlangıçta alınan 3.073,95 TL peşin harç, 3.520,00 TL ıslah harcı olmak üzere bakiye toplam 6.593,95 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 6.166,35 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu 1.050,00 TL posta ve tebligat giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.20/11/2024